Yazık Oldu
Erol Toy
Aylardır
dövülen davul patladı.
Çekilen onca körük kâr etmedi.
Cadı avcılarının bütün emekleri boşa gitti.
Çok yazık oldu !..
Oysa bir ay öncesine dek herşey ne güzeldi !..
Tokmakladıkça davul, ABD Irak’ı vuracak... Türkiye’den 250,
az, 500 bin asker alacak diye gümbürder.. Duyanın yüreği,
duyarsızın dudakları titrerdi.
Çektikçe körük AB bunu istemez... Bunu bunu, ister diye şişinir.
Görmeyenin ateşi alazlanır... Görenin gözü kamaşırdı.
Davul ne güzel gerilmiş.Kazanın dibi ne güzel tutuşmuştu.
Önüne gelen tokmağı basıyor... Ya savaş çığırtkanlığına...
Ya şeamet tellallığına soyunuyor... Pundunu bulan, ya bir avuç
davul tozu... Ya bir tutam minare gölgesi atarak kaynayan Şeytan
sidiğiyle karıştırıyor... Dehşet büyüsünü tehdit eyleyip
Demokles kılıcı gibi başımıza asıveriyordu.
Şöyle
bir anımsayın.
Beyaz
Saray’a yakın Safir kalemler; “ABD vurur. TSK yürür.
Musul’u alır gider, “ demiyor ?
Yüreği
titreyen kadar alkış tutan da çıkmıyor muydu ?
AB.nin
genişlemeden sorumlu memuru bay Verheugen ; “Kıbrıs’ı
vermezseniz zorla alırız,“ demiyor.. Ankara elçisi bayan Fogg,
Cumhurbaşkanımıza, “haddini” bildirmiyor muydu?“
Hatta
daha bile ötesi, ABD Başkanı Bush ;
“Hazır
fırsatı buldum. Irak’ı da döveceğim arkadaş !..
Bak
IMF’ye emir veriyorum. Sana kredi açacak.
Sen
de karşılık olarak, sopamı taşıyacaksın...“
Dışışleri
Bakan yardımcısı Perle ;
“Size
verilen borcun şu kadarı benim vergi mükelleflerimin cebinden çıkıyor...
Ona göre !..“
Alman
eski Başbakan’ı Schimit’le, Fransa eski Başkanı d’Estainge
“ AB Hristiyan birliğidir. Türkiye’ye yer yok.”
Diye
bangır bangır bağırmıyor ?
Ve
bizim şavalaklar bu ağızlara bakıp bakıp ya ;
“
Eyvah Avrupa treni kaçıyor !.. “
Ya
;
“
Eyvah ABD bizi savaşa sürüklüyor !..“
Ahkâmları
kesmiyor ? Daha da revnaklısı ;
“AB
kurnaz tilki... Biz avanak kargayız !..
Üyelik
peynirini gagamıza sıkıştırıp dala tünetti. Altına koşul döşüyor.
Biz onlarla cebelleşirken Sevr’i dayatacak.
Önce
Kıbrıs’ı, sonra Ege’yi alacak.
Ağzımızı
açarsak üyelik düşecek. Açmasak Anadolu gidecek. Ordu da parmağını
kıpırdatamayacak !.. “
Diyeni
mi ararsın ;
“ABD
yeryüzünün yeni efendisi... Gökyüzünün tanrısıdır.
Ol
dediği olur, öl dediği ölür.
Biz
dost ve müttefikimiz sanıyoruz.
Ama
tanrının sadece kulları olur.
Bir
de melekleri... Peygamberleri ve rahipleri...
Madem
kuluz buyurursa, savaşırız.
Tanrı
buyruğuna kim karşı çıkabilir ?”
Fetvaları
döktüren büyük yurtseverleri mi ?
İyi
hoş da, şu bir ayda ne değişti ?
Afganistan
işi uzadı.
Filistin-İsrail
kavgası kızıştı.
Kovboy
bütün bir dünyanın terkedilmiş Teksas kasabası olmadığını
anlamaya başladı.
Avrupa
Birliğinde üyelik görüşmeleri kapıya geldi.
Türkiye
davulculara döndü ;
“
Herkes kendi çomağıyla oynasın !..”
Körükçülere
döndü ;
“
Bunu bunu yaptım... Şunu şunu yapmam, yapamam !..”
Deyince
davul ;
“Görünür
gelecek...Yakın gelecek...“ Tongasında pof !..
Körük
;
“Artık
sen bilirsin !..” Ağıtıyla püf !..
Henüz
ortalık toz duman.
Bu
yazılanlar, yazıldığı ölçüde aydınlık değil.
Ama
olana bakınca, olacağı görmek de zor değil.
Yeter
ki kendine, komşusuna, hükümetine güvenmeyen... Güvenemeyen...
Düvel-i Muazzamayı tanrı saydığı için de Sevr teslimiyetine
kapılan Osmanlı kulunun utancı bitsin.
Türkiye
Cumhuriyetinin egemen... Onurlu ve yiğit yurttaşı, askeri sivili,
hükümeti meclisiyle kafasını kaldırıp çevresine bir baksın...
Hem konumunu, hem gücünü farketsin.
Edince
de sakin sakin ;
“Kıbrıs
için Savaş mı, varım...
Irak’ta
sopalık mı, yokum,” deyiversin.
Der
demez, durum değişir.
Değişmedi
mi ?
|