|
Yelkencilerle Rüzgârcılar
Erol TOY
Koç gurubu
geleneksel yıllık basın toplantısını yaptı.
Hem bir önceki
yılı değerlendirdi.. Hem bu yıldan beklentilerini açıkladı.
Hem gurup yönetiminde yapılan değişiklikleri anlattı.
Arada
kuyruklu yıldızlar gelip geçse de Koç gurubu Türkiye
ekonomi-politiğinin başat kuruluşlarından biridir.
Bu nedenle,
sistemin yanında iseniz daha fazla ama, karşısında olsanız da söyledikleri
ve yaptıkları önemlidir. Hele bilânço çıkarıyor. Gelecek
tahmininde bulunuyorsa çok daha önemlidir.
CEO sayın
Bülent Özaydınlı özellikleri uzmanlara anlattı. Ama başkanı
sayın Rahmi Koç, pek zarif benzetme ve denizci terimleriyle
gurubuyla benzerlerinin durum ve beklentisini özetleyiverdi.
Ona göre
ekonomi gemisi denizde, yelkenler de foraymış... Ama kendi yeliyle
çırpınır... Ankara rüzgâr vermezse ilerleyemezmiş.
İyi mi ?
Öyleyse
gelin yelken ve rüzgâr hesabına girelim.
Koç
Holding 75 yaşını kutladı değil mi ?
Bilen
yinelesin, bilmeyen öğrensin. Kutladı !..
Bu yüzden
başının söylediği, akan suyu durdurur.
Medya
ekranlarını doldurur. Basın manşetlerine tırmanır.
Doldurdu ve
tırmandı.
Başta Sakıp
Ağa... TÜSİAD... TOBB... TİSK... Ve bağlı bağsız bir nice
STK... Bir nice uzman ve yorumcu varsa ona katıldı.
Bunca gürültü
elbette Ankara’yı birbirine sokar.
O bakan bu
bakana... Meclis Hükümete... Hükümet IMF’ye... O da Dünya
Bankası’na çarpar. Doğan merkezkaç kuvveti öyle bir yel
estirir ki, yelkenler dolar... Tekneler jet motoru takılmışça
Maldiw adaları mı olur, Şeyşel ya da Haiti mi dolanmaya başlar.
Peki bu işin
aslı böyle midir ?
Ben anlatayım,
siz karar verin.
Henry Ford,
Ford Motor Company’yi kurduğunda yıl 1903’tür.
İlk 15
ayda, 118 işçiyle 1.708 motorlu taşıt üretir.
Aradan 7 yıl
geçer.
1910’da işçi
sayısı 4.200’e, üretim 34.500 taşıta çıkar.
1919’da
bant sistemini kurar.
İşçisi
60 bin, üretimi 1 milyona çıkar.
Ve 23 yıl
sonra, 1926’da her ülkede Ford rüzgârı esmeye başlar.
Ford Motor
Company 75 yaşına girdiğinde 185 ülkede,7 milyon 425 bin motorlu
taşıt üretir.
Küresel
bir şirket olarak dünyayı sömürür, demek de... Yalnız ABD.nin
değil, bütün devletlerin yelkenini şişirir demek de, mezhep ve
meşrebinize kalmıştır.
Ama onun Türkiye’deki
montajcı ya da ortağı Koç Gurubu 75 yıl sonra da yelkenlerinin
Ankara rüzgârıyla dolmasını beklemektedir.
Haydi o
Ford’tur...
Alman mühendisleri
Daimler ve Benz gibi içten patlamalı ben-zin motorları bulmasa da
geliştirmiş... Ve onlardan ucuza malederek, Avrupa’da onlara
rekabet etmiştir.
Fiat’a ne
buyrulur.
Agnelli’nin
de içinde bulunduğu girişimciler, Fabrica İtaliana Automobil
Torino’yu 1899’da kurup ilk Fiat’ı üretirler.
5 yıl
sonra 1904’te işçi de, fabrika da, kapasite de 3 katıdır.
1905’te
Agnelli tek başına şirketin sahibi olur.
1912’de
kuruluşundan 13 yıl sonra Avrupa’nın ilk seri arabasını üreterek,
Alman, Fransız ve İngiliz arabalarıyla rekabete girer.
40 yıl
sonra 1945’te, dünyada bilinen ve aranan bir markadır.
Ve 75 yıl
sonra, dünyanın her yerinde, dünyanın her markasıyla kıran kırana
rekabet ederek, pazar payını artırır.
Siz yine
dilerseniz, sömürür... Dilerseniz, sade İtalya’nın değil,
yatırım yapacağı her ülkenin yelkenlerini şişirir deyin.
Kuruluşundan
75 yıl sonra, halâ Ankara rüzgârı bekleyen Koç gurubu onun da
montajcı ya da satıcısıdır. Ve Türkiye ekonomi-politiğine,
yelkenci gözlüğüyle bakarsanız, yandı bitti kül oldu.
Yok !..
Türkiye
gereksiniminden bakarsanız yelkencilerle, rüzgârcıların farkını
da apaçık görürsünüz.
Merceği
iki örneğe odaklayalım mı ?
Ahmet Nazif
Zorlu, Denizlili bir dokumacının oğludur...
1980’lerde
baba mesleğini devralır.
10 yıl
sonra, Ege’deki turistlere Buldan dokumaları satar.
15 yıl
sonra Zorlu gurubunu kurar. Dokuduklarını turistlerin ülkelerinde
satar. Vestel’i guruba katarak yüksek teknolojiye kavuşur.
Ve henüz
20 yılı dolmadan, hem ileri teknoloji ürünlerini.. Hem dokumalarını
bütün dünyada tanıtır.
Geçtiğimiz
yıl 1 milyar dolarlık ihracat hedeflemişti... Galiba tutturdu ki
bu yıl, 4 milyar dolar hedefliyor.
Türkiye
ekonomisi, krizin doruğa çıkıp, dugunluğun dibe indiği 2001
yılında 6 milyar dolarlık artışla 31 milyar dolar ihracat yapmış.
Ve Devlet
2002 bütçesinde 32 milyar dolar ihracat hedeflemiş.
70-75 yıllık
yelkenciler rüzgâr beklerken, itiraz Türkiye Hazır Giyim
Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Umut Oran’dan geldi.
Hem de “
Bu hedef komik, “ çarpıcılığıyla.
TGSD daha
20 yaşını geride bırakmadı.
Ve bu lâfı,
derneği kadar genç endüstrinin, gerçekleşebilir hedef seçimine
güvenerek etmektedir.
Siz yine
mezhep ve meşrebinize göre, emperyalizm söylevi ya da alkışa
durun. Ben sistemin doğasına uyanla, bir türlü uyamayanı...
Yelkencilerle, rüzgârcıları karşılaştırdım, o kadar.
|