Yayın
Yönetmeni'nden
İsrail'in
saldırısı sürüyor. Tankıyla, topuyla, uçağı helikopteriyle
son model silahlarıyla İsrail ordusu Filistin'i bombalıyor. Öyle
ki; hastaneler, okullar, fırınlar, mülteci kampları bombalanıyor.
İsrail askerleri ev ev güya arama yapıp evleri talan ediyorlar.
Genç Filistinlileri öldürüyorlar. Filistin de İsrail'in işgal
etmediği kent kalmadı. İsrail Genelkurmay Başkanı işlerinin en
az dört hafta daha süreceğini açıkladı. İsrail, Filistin'de
tam anlamıyla katliam yapıyor. İsrail'in
Filistin'e saldırısı aslında sermayenin küresel saldırısının
bir parçasıdır. Sermayenin küresel patronluğunu, jandarmalığını
üstlenmiş
olan ABD dünya haritasını yeniden çizer ve yoksul ülkeleri
sermayenin küresel kıskacına almak için zaman zaman İsrail gibi
taşeronlar kullanır. ABD'nin taşeronlarından biri de maalesef Türkiye.
İlk görev Afganistan'daki uluslararası gücün komutanlığı
olarak ortaya çıktı. İkinci
ve asıl görev ABD'nin Irak saldırısında ortaya çıkacak. Sermayenin
küresel saldırısına karşı tüm dünyada tepkiler çoğalıyor.
Hele bu saldırı gözle görülür elle tutulur biçimde silahlı
olursa insanların tepkisini doğal olarak daha çok çekiyor. O
nedenle dünyanın her yerinde her gün binlerce insan İsrail saldırısını
kınıyor, ABD emperyalizmini kınıyor. Sermayenin
uşağı olmayan milyarlarca insan barıştan yanadır. Bu dünyanın
her yerinde böyledir. Türkiye'de de yurttaşlarımız barıştan
yanadır. O nedenle de hemen her şehirde, hemen her gün İsrail'i
kınayan, Filistin'i destekleyen gösteriler yapılıyor. Yaşamsal
konuların hemen tamamında yurttaşlarla hükümet arasında var
olan terslik İsrail'in saldırısında da net olarak ortaya çıktı.
Saldırının başladığı gün milyarlarca dolarlık tank
ihalesini İsrail'le imzalayan hükümet savaşın 12. gününde
bile bütün tepkilere rağmen kararından dönmüyor. Bush
ve Şaron İsrail askerlerine, tanklarına, zırhlı araçlarına taşlarla
ve lastik sapanlarla karşı koyan Filistinli çocukları ve beline
bomba bağlayıp İsrail şehirlerinin kalabalık yerlerinde
belindeki bombayı patlatarak savaşan intihar komandolarını
"terörist" ilan ettiler. İsrail saldırısının gerekçesi
de bu "terörü" durdurmak. Bir başka iddia da bu terörü
Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın yönettiği. Türkiye
de barıştan yana olduğunu söyleyen bir grup aydın 'barış girişimi'
adı altında birleştiler. Bir de bildiri yayınladılar. o bildiri
de 'Gücün terörü ve Terörün gücü' ne karşı olduklarını söylüyorlardı.
Bu terörün gücü lafı daha sonraki günlerde barış girişimcilerinin
öncülerinden olan Aydın Engin ve Oral Çalışlar tarafından açıklandı.
Onlar da tıpkı Şaron gibi, Bush gibi Filistinli çocukları ve
intihar komandolarını terörist kabul ediyorlar. Gerekçeleri de
intihar komandoları masum İsraillileri öldürüyormuş. Onların
mantığına göre İsrail topları, bombaları, kurşunları
herhalde masum olmayan Filistinlileri öldürüyor... Hemen
belirtelim; biz bu düşüncede değiliz. Dünyanın en modern
silahlarıyla donanmış bir orduyla yoksul ülkeler için sadece
iki seçenek vardır. Ya teslim olmak ya da yeni savaş biçimleri
icat ederek ülkelerini savunmak, düşmanı yenmek.
Filistinliler de yurtlarını savunuyorlar. Filistin'e
özgürlük için 1 dakika karanlık eylemine seve seve katılıyoruz.
Ancak terörün gücü lafına katılmıyoruz.
|