.

.

..

Ben Utanıyorum Ya Siz?

Uğur CANKOÇAK

Sosyalistler, komünistler, kendilerine sosyalist / komünist diyenler, 68'liler, 78'liler, Kuvayi- Milliye'ciler, Kemalistler sözüm sizedir. ben utanıyorum ya siz?

Amerikadan bir adam yollandı, geldi, ekonomiden sorumlu devlet bakanı oldu. Başbakanla birlikte kameraların karşısına çıktı, yüzünde Clintonvari şefkatli bir gülücük ...

Daha devlet bakanı olduğu ilan edilmeden önce Tv' lerden birine röpörtaj verdi, uzun uzun küreselleşmeyi anlattı, sermayenin nasıl hareketlendiğinden söz etti ve ekledi, "Bütün bu oluşumlarla birlikte ulus-devlet olur mu? Bu büyük bir çelişkidir."

Doğrusu adam dürüst. Dahası çok cesur. Ayağının tozuyla, daha görevi bile açıklanmadan ulus-devleti ortadan kaldırmak gerektiğini söylüyor. Amarika'dan bu görevle geldiğini açık seçik ilan ediyor.

Buna benzer bir lafı bir sosyalist söylemeye kalksaydı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 maddesindeki "... Anayasayı tebdil, tağyir... etmekten..." derhal tutuklanıp idam istemiyle F tipinde bir hücreye tıkılırdı.

Niye mi? Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti bir ulus-devlettir. Onu yıkmaya kalkışmak da suçtur. Cezası da idamdır.

"Efendim ben bilimsel olarak söyledim" derseniz, o zaman da terörle mücadele yasası var.

Var olmasına her türlü yasanız, her türlü maddeniz var da bunlar Amerika'dan gelen adama işlemiyor. İşlemiyor ne kelime adam baş tacı yapılıp, olağanüstü yetkilerle donatılmış devlet bakanı oluyor.

Amerika'dan gelen adamın görevi belli. T.C.'nin bilmem kaç milyar dolara ulaşmış olan dış borçlarını (siz bunu ABD'ye olan borçlar diye de okuyabilirsiniz) tahsil etmek. yani bunları toplayıp alınan yere geri vermek. Bunun için de elde kalan ne varsa (Enerji üretimi, haberleşme, madenler, silah sanayii dahil) yabancı şirketlere satılacak. Köylü çokuluslu şirketlerin boğaz tokluğuna (bazı yıllarda da açlığına) çalışan işçileri olacak. İşçilerin yarısından fazlası işsiz olacak, kalanı ayda 100 Doların altında bir ücretle hiçbir güvencesi olmadan çalışacak.

1917-18 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nda Duyun-u Umumiye varmış. Osmanlı'nın borçlarını tahsil etmek için tebasının vermesi gereken vergileri Osmanlı adına toplar, İngiliz, Fransız bankalarına yatırırmış. O yıllarda "İngiliz Muhipler Cemiyeti, mandacılar falan gibi kökü dışarıda örgütler" varmış. Damat Ferit Paşa Sadrazammış. Damat Ferit'e benzeyen başka sadrazamlar da varmış. Ama ben İngiltere'den ya da Fransa'dan yollanmış nazır var mı doğrusu bilmiyorum onu bilse bilse tarihçiler bilir.

Sonra, "gün gelmiş günler gelmiş" bu topraklarda kurtuluş savaşı verilmiş, ümmet olmaktan kurtulup ulus olmuşuz. Ve bağımsız bir ulus-devlet kurmuşuz, adına da Türkiye Cumhuriyeti demişiz.

O zamanlarda da gelişmiş kapitalist ülkeler varmış, büyük şirketler, tröstler varmış, dış ticaret varmış, borç varmış, alacak varmış, bankalar varmış. Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı'dan devraldığı borçlar da varmış. Ama kapütülasyonlar yokmuş.

Şimdi IMF var, Dünya Bankası var. Türkiye Cumhuriyeti dünyada dış borcu en çok olan on ülkeden biri.

Sade basın sektöründe işsiz sayısı 2000'i çoktan aştı. İşsiz sayısı her geçen gün artıyor. Gerçek ücretler hızla düşüyor. sendikaların etkisi neredeyse sıfırlandı. sosyal haklar teker teker kaybedildi. SSK'yı da Amerika'dan gelen adam herhalde bir Amerikan sigorta şirketine devredecek. Köylü borç batağında. tarımsal girdilere ödediği para üründen aldığından fazla. Esnaf kan ağlıyor. Sanayicilerin kazancı üretimden değil faizden.

Türkiye emek-sermaye çelişkisinin adeta laboratuarı halinde. Her şey kör gözün parmağına. bizim sosyalistlerimiz Sovyetler Birliğindeki rejimin çöküşünün şaşkınlığını hala üzerinden atamamış, post-modern rüzgarların etkisinde "Atatürk'e en çok küfreden en hızlı sosyalisttir" yarışındalar. Günahlarını almayalım, bir de etnik sorunlarla cemaat sorunlarıyla meşguller.

Memleketteki yangın, emekçilerin hali onların ilgi alanı dışında. sanıyorum meyhanede bile "ne olacak bu memleketin hali" demiyorlar artık.

Amerika'dan gelen adam rahat, son derece nazik, arkasında medya ordusu (!) oradan oraya gidiyor, ağlarını hızla örüyor.

Yurtseverler, işçiler, emekçiler, köylüler, profesörler, doçentler, bilim insanları, gençler biz bir zamanlar bir şeyler yapardık. Hatırlıyor musunuz?

Yukarıdaki yazı 15 Mart 2001 Perşembe günlü Cumhuriyet Gazetesinin 17. sayfasının 1. sütununda yayınlanmıştı. Gördüğüm lüzum üzerine bir kez daha yayınlamayı uygun gördüm.

 

...