|
|
SİZ BİR HİÇSİNİZ!..
Halil
NEBİLER
İnsanın üretimden kopması, üretim araçlarına
yabancılaşması, insanın yabancılaşmasıdır.
Yabancılaşma, sonunda, kişiliksizliği getirir ve
sermayeye dayalı sistemin temeli insanları
yabancılaştırmaya, kişiliksizleştirmeye, makinanın bir
vidası haline getirerek köle ücretiyle üretimde
kullanmaya dayanır.
Valla!
İnanmıyor musunuz?
Peki öyleyse, kişiliğinizin temel özellikleri ne?
Siz nasıl insanlarsınız?
Örneğin, büyük ihtimalle Levi's'ınız 501'siniz.
Renault 9 veya 11 siniz. 19 da olabilirsiniz.
Yoksa Pejo506 mı?
Bir bilgisayar kullanıcısı olarak Vestel Asteo 48 X
olabilir misiniz?
Belki İntel Pentium 4'sünüz. Belki Windows 3.1 idiniz
de evrime uğrayıp Windows 2000 oldunuz.
Siz söyleyin. Beni uğraştırmayın. Panasonic GD 75
misiniz yoksa Nokia bilmemkaç mı?
Sıfır 532 misiniz, sıfır 555 mi, sıfır 542 mi?
Zaten eğer sıfır 535, sıfır 533, sıfır 536 falansanız
bittiniz. Çek ipini gitsin.
Bunlar sizin seçimleriniz. Belki zoraki, belki
farkında olmadan siz sayısınız. Tek haneli, iki
haneli, üç haneli, beş haneli... Ama kendi seçiminiz
olsa da olmasa da siz bir rakamdan ibaretsiniz.
Bir de size dayatılanlar var.
Sosyal Sigortalar Kurumu nezdinde ya 11.236.872
numaralı sigortalısınız ya da 2.102.729.955 tahsis
numaralı emeklisiniz.
Banka sizi tanımaz, ya 1530 0003 0001 0182 643
numaralı mudiyi ya da 6556 şifre numaralı kredi kartı
sahibini...
Devletin sizinle bir ilgisi yoktur. Mutlaka sizi
bulması gerekiyorsa sizin vergi numaranızı, kimlik
numaranızı, sürücü belgesi numaranızı, plaka
numaranızı araştırır.
Devlet İstatistik Enstitüsü'ne göre olsanız olsanız,
evinde no frost buzdolabı olan yüzde bilmemkaç içinde
bir bireysiniz, yüzde bilmemkaçı oluşturan lise
mezunlarından birisiniz.
Her yıl yüzde bilmemkaçı ölümle sonuçlanan trafik
kazalarında yaşamını yitiren bir yurttaşsınız. Alkolü
ayda bilmem ne kadar sıklıkla tüketen bir
tüketicisiniz.
17 Ağustos depreminde yaşamını yitiren 30 binden biri
olabilirsiniz.
Bütün bunlara kızmış olabilirsiniz. Peki. Ama
gerçeklik bu.
Siz bunca yıl yaşamışsınız.
Bir öykünüz varmış.
Yaşadığınız ya da yaşayacağınız aşklarınız varmış.
Birşeyler için savaşmışsınız, birşeyler üretmişsiniz.
Çektiğiniz acılar, yaşadığınız mutluluklar,
gözlerinizdeki o pırıltı...
Dostlarınız, düşmanlarınız...
Söylediğiniz türküler, dinlediğiniz türküler...
Aşılacak dağlarınız varmış...
Onların hiç umurunda değil. Onlar için bunların hiç
bir kıymet-i harbiyesi yok.
Siz bir sayısınız, rakamsınız, numarasınız.
Onlar için siz bir hiçsiniz.
Onlar sizin için ne?
|
|
|