|
|
Yabancı sermaye devede kulak
Türkiye yılda 1 milyar dolarldan fazla yatırım çekemezken diğer orta ve üst gelirli ülkelerde yatırımlar Türkiye'dekinin 8-10 katını buluyor. Yabancı sermayenin yöneldiği Türkiye kategorisindeki ülkelerden Asya ve Pasifik'e2000'de 144 milyar dolara yakın yabancı sermaye yatırımı yapıldı.
Doğu Avrupa ülkelerinden Polonya 10 milyar $, Çek Cumhuriyeti 5 milyar $, Macaristan, Rusya ve Slovakya 2'şer milyar $ dolarlık yatırım çektiler.Türkiye yabancı sermayeyi çekmek için yeni bir mevzuat atağına geçerken , doğrudan yabancı yatırmların daha çok gelişmiş ve üst orta gelirli ülkelerde yatırım yaptıkları, Türkiye’nin ise kendi kategorisindeki ülkeleri içinde en az yabancı sermaye
çeken ülkeler arasında olduğu belrlendi. Türkiye’ye 2000’de , Mısır, Angola ve Nijerya’ya giren yabancı sermayeden daha az yabancı yatırım yapıldı.
www.ekohaber.net'in UNCTAD verilerinden yararlanarak elde ettiği bulgulara göre, Türkiye yılda 1 milyar dolardan fazla yatırım çekemezken diğer orta ve üst gelirli ülkelerde yatırımlar Türkiye'dekinin 8-10 katını buluyor.
2000 son yıllarda büyük bir gelişme gösteren yabancı sermaye yatırımları dünya ölçeğinde 1998'de 700 milyar dolar iken 2000 yılında 1 trilyon 275 milyar dolara ulaştı.
Ancak bu yatırımların yüzde 80'i gelişmiş ülkelere yapılırken gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, yatırımlardan yüzde 20 pay alabildiler. 2000 yılında 1 trilyon 75 milyar dolarlık yatırımın yüzde 48'i, yani 617 milyar doları AB ülkelerine yapılırken,
Türkiye'nin aralarında olduğu AB dışı Avrupa ülkelerine sadece 16 milyar dolarlık yatırım yapıldı.
Yabancı sermayenin yöneldiği Türkiye kategorisindeki ülkelerden Asya ve Pasifik'e
2000'de 144 milyar dolara yakın yabancı sermaye yatırımı yapıldı. Doğu Avrupa ülkelerinden Polonya 10 milyar $, Çek Cumhuriyeti 5 milyar $, Macaristan, Rusya ve Slovakya 2'şer milyar $ dolarlık yatırım çektiler.Krizdeki Arjantin 2000'de 11 , Brezilya 33 , Meksika 14 milyar dolarlık yatırım çekerken Çin'e 40 milyar dolarlık yatırım yapıldı. G.Kore de 10 milyar $ yabancı yatırım çekti.
YORUM
Yabancı sermayede beceriksizlik!...
Küreselleşmenin başdöndürücü bir hızla arttığı son yıllarda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında da inanılmaz bir yükseliş var. UNCTAD verilerine göre, 1998'de 700 milyar dolar iken 2000 yılında 1 trilyon 275 milyar dolara ulaştı.
Yabancı sermaye, sanıldığı gibi, çoğunlukla "Güney" ülkelerine gitmez. Nerede, karını azamıleştirecekse oraya gider ve kar oranını belirleyen temel etken de ücretler değildir. Birim işgücünden elde edilen katma değerdir. Bu oran da gelişmiş ülke lerde daha yüksektir. Çünkü orada sermaye yoğun teknolojiler ve eğitilmiş işgücü vardır. O nedenle de yoğunlaşılan sektörler ve işçi başına katma değer
çok yüksektir. Bunun sonucu olarak da yabancı sermayenin dünyadaki dağılımına baktığınızda yüzde 80'inin gelişmiş ülkelerde yer aldığını görürsünüz.
Geriye kalan yüzde 20 ise , aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, orta ve düşük gelirli ülkelere gelir. Bu ülkelere gelen yabancı sermayenin geliş saikleri ve girdikleri
sektörler, gelişmiş ülkelere yönelişten epeyi farklıdır. Başa dönelim. 2000 yılında tam 1 trilyon 275 milyar dolar yabancı sermaye akımı olmuş. Bu gürül gürül akıştan Tükiye'nin kovasına ne düşüyor dersiniz? Sadece yılda 1 milyar dolar.
Evet Türkiye, bu gürül gürül akan ırmaktan ancak 1 milyar doları çekebilmiş yıllardır. Oysa G.Kore, Filipinler gibi ülkelerin bulunduğu Asya/Pasifik bölgesi 144 milyar dolar yabancı sermaye çekmiş. Onları bırakın, AB'ye girme kuyruğundaki Polonya 10 milyar dolar, Türkiye'nin üçte biri kadar milli geliri olan Çek Cumhuriyeti 5 milyar $, Macaristan ve Slovakya bile 2 milyar dolarlık yabancı sermaye çekmişler.
Türkiye'ye doğrudan yatırımın yıllardır neden gelmediği açık. Türkiye, yıllardır, "yatırım"ı, üretimi unuttu. Rant ekonomisine tutuldu. O nedenle de doğrudan yatırımın değil, sıcak para biçimindeki yabancı sermayenin peşinde dolaştı ve
onun hovardalığını yaptıktan sonra, kafasını duvara çarptı. Şimdi ise sıcak paradan uzaklaşıp yeniden doğrudan yabancı sermayenin peşinde. Yasa üstüne yasa çıkarılıyor, mevzuat sadeleştiriliyor, nitelikli serbest bölge adı altında dikensiz
gül bahçeleri oluşturuluyor. Herşey, bu 1 trilyon küsur doları aşan global sermaye nehrinden birkaç kova alabilmek için...Ama biraz geç galiba. Birincisi, global sermaye , Türkiye gibi ülkelerin iç pazarını kullanmak ister. Ama 1 yılda iç pazarı
200 milyar dolardan 145 milyar dolara gerilemiş ve nüfusunun büyük kısmı alımgücünü yitirmiş bir ülke var önlerinde. Yeniden büyümesinin önünde de dev borç stoku engeli var. Büyümesi , IMF'nin iznine bağlı. IMF ise , büyümeden önce borç
ödetme telaşındadır. Türkiye'ye bundan sonra gelecek yabancı sermaye, gerçekten de iyice ucuzlatılmış işgücünden yararlanmak için gelecektir. Hatta, Türkiye'ye fason üretimler yaptırıp, ürünlerin üstüne kendi markalarını yapıştırıp dünya pazarlarına çıkacaklardır. Bu yönelişin ise müthiş bir bağımlılık ve edilgenlik içerdiği, dahası yeni teknoloji getirmeyeceği, politik yapıda ise müthiş
anti-demokratik ögeleri kurumlaştıracağı açıktır. Rekabet gücünüzü düşük işçilikten almaya dayandırırsanız, o işgücüne de zalimce davranmak zorunlu olur. Bu da demokrasi de olmaz..
Özetle, Türkiye treni fena kaçırmıştır. 1980'li ve 1990'lı
yıllarını fena harcamıştır. Daha o yıllarda, ihracatı ihmal etmeyen ama rekabet gücünü ucuzlatılmış emeğe ve kura dayandırmayıp, teknolojik yenilenmeyi önlanda tutan, KİT'lerini de bu yönde yeniden yapılandırmayı bilen bir basireti gösterseydi, bugün Türkiye'de yabancı sermaye portföyü, birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek olur, Türkiye de yabancı sermayeye "gel. ne olursan ol gel" diye yalvarmak yerine, gerçek anlamda sermaye ihraç eden bir ülke olurdu.Geriye dönüp bakıldığında ve bugün tutulan yolu gördükten sonra , Türkiye'nin son 20 yılına yazık olmuştur, geleceğine de yazık ediliyor, diye hayıflanmakta haksız mıyız?
www.ekohaber.net'den alınmıştır
|
|
|