|
|
Not Defteri'ne Not
Metin Toker'i sevmeyebilirsiniz.
Aklı aklınıza... Fikri fikrinize uymayabilir.
Ama gazeteci kalabilme inat ve başarısına toz konduramazsınız.
Aile bağıyla solda görünse de, kayınpederi İsmet İnönü'nün bir milimetre ötesinde değildir. Yâni sağcıdır.Ama le Monde, Washington Post, Newyork Times, London Thames anlamında sağcıdır. Ve seçkin bir aydın donanımıyla, güncel iktidarların değil, - Çok zaman onlara da kök söktürür... Gerçek muktedirlerin sözcüsü... Hatta sözüdür.
Bu niteliği devletle toplumu, düşüncesinin kılcal damarlarında bütünleştirmiştir. O yüzden pek çok dandik kalem erbabı, uçuklukla kaçıklık arasında pandülleşirken o hep "makûlü normalde" arar.
Çoğun bulur da...
Çünkü o artık iyice azalan nadir gazetecilerden biridir.
Eleştirisinde acımasız. Hoşgörüsüz, saldırgan, alaycı, iğneleyici davrandığında da... Her türlü nimet halısı serildiğinde de gazeteciliğini herşeyin önünde ve üstünde tutan bir ilke adamıdır.
Okumasını bilen, satırlarını izlerken, olması gerekenin bütün ipuçlarını önünde bulur. Bilmeyen "makûl normalde" gerçekleşince ne demek istediğini kavrar. Elbette kavrayabilirse !..
Ama geç kalmıştır.
Yazık !..
Üç haftadır "Metin Toker'in Not Defteri" boş.
Umarız o sağlığına... Biz bıkıp usanmadan "makulü normalde" arama çabalarına yeniden kavuşuruz.
Özilhan'ın İlhanlığı
TÜSİAD başkanı, pek sayın Tuncay Özilhan beyefendi, sanki Selçuklu mülkünde Moğol İlhanı.
Encâmına bakmadan, Türkiye'ye nizâmat veriyor.
Besbelli babasının fabrikasından işçi kovmaya pek bir alışmış.
İşlerini beceremeyip acentesi olduğu patronlarına devretti.
Artık kovacak işçiden yoksun.
Ama büyük patronlar, çocuk cart-curt etmeye alışkın. Aylak kalırsa olmadık birine çatar, başı derde girer diye düşünmüş... Ya da veliaht sıralamasında kur'a ona çıkmış olmalı.
TÜSİAD'a başkan atandı.
Eh patronların patronu sayılınca, hem yeri genişledi, hem yeni.
Artık fabrikalarında düşük ücretle çalıştırdığı... Vergi ve sigorta primini yatırmadığından kovduktan sonra bile süründürdüğü işçisi yok
Ama Meclisi, Hükümeti ve halkıyla bütün Türkiye'nin âl-i kıran baş keseni oldu ya !.. Avara kasnak duracak değil.
Kendi muhtac-ı himmet bankaların, "İstanbul Yaklaşımı"ndan karnı aç, eli boş çıkınca, pek bir sinirlenmiş olmalı.
Şimdilerde Başbakan azledip vekil atamak. Olmazsa koalisyon bozup yenilerini oluşturmak. O da olmazsa sayfa sayfa ilân vermek... Onun da bir kıymet-i harbiyesi yoksa homurdanmakla meşgul.
Neymiş efendim ?
" İlân da vermişler ama uyaramamışlar !.. "
Galiba iş yasasında buna ihbarlı ve tazminatlı kovma diyorlar.
İhbar "ilân. "
Hadi onu anladık.
Tazminat ne ?
Kovulmaktan kurtulmak mı ?
Yoksa kovulduktan sonra kara listeden çıkarılmak mı ?
Vicdanlarıyla sandığın kör, sağır duvarları bilir !..
Ama olasıdır ki, bu cici beylerle nazenin hanımların onda biri, kovmaya kalktıkları Başbakan'la birinci yardımcısına oy vermemiştir.
Gel de ; "Ey sevgili ve pek saygın patronlar !..
Adam işe almadığı birini kovabilir mi ?" diye sorma.
Dolar Oyunu
Çimdik okuyan hemen anımsayacaktır.
Dolar bu ay 1 milyon 570 bini bulabilir.
Gelecek ay Allah kerim !..
Artık yeniden başaşağı gitse de gam değil.
Şubat-Martta ya cinfikirlilikten... Ya döviz açıklarını kapatmak.. Ya da mevduatlarını korumak amacıyla Haziranda 1 milyon 500 küsûr bin liradan ödemek koşuluyla dolar toplayan bankalar sıyırdı.
Bu sayede hem BDDK... Hem Fon... Hem Merkez Bankası... Ve hepsinden çok da Hükümet rahatladı.
Yoksa büyükler de içinde zaten birkaç milyar dolar açık veren... Ya da lüpletenlerden geri alamadıkları için zarar eden bankaların o muhteşem kamburuna... Dolar başına birkaç yüzbin liralık farktan doğan birkaç milyar dolar da açgözlülük ya da açıkgözlük kubbesi eklenirse sermayeleri kediye yüklenirdi.
Bir hafta-on günlük köçekçe, bu tehlikeyi savuşturdu.
Ama olan gene halka mı oldu ?
Hangi halka ?
Halkta dolar... Dolara göre fiat ve kâr hesabı kalkışanda hal mi kaldı ? Ha sizin halk dediğiniz dolarla iş tutacak kadar zengin... Zarar edecek ölçüde akıl fukarası olanlar mı ?
Öyleyse, yanıtı bir başka Dünya Bankası ekonomisti versin.
Daha geçenlerde... Herşey tozpembe görünmekteyken, Atilla Karaosmanoğlu'na ; "Yine kriz olur mu ?" Diye sordular.
"Olur," dedi.
"Olursa boyutları ne olur ?"
"Spekülâtör kurnazlığının, ahmak paniğine, oranı kadar."
İyi mi ?
Haraç Kafası
ATO başkanı Sinan Aygün pek sevimli bir akıldâne.
Ağzını açtı mı, inciler saçıyor.
Eh bulmuş önünde ayrangeven medyayı.
Her sözcüğünü, her kulağa eriştirecek karizması da var.
Geçtiğimiz hafta sonu yine döktürmüş.
"Türkiye'nin iç ve dış borçlara son 20 yılda 200 milyar dolar faiz ödediğini," belirttikten sonra hızını alamamış.
"Bu paranın 1 dolarlık banknotlara bölünüp uç uca dizilmesi halinde dünyadan aya kadar, dört şeritli iki adet otoban kurulup... Dünyanın çevresini 77,5 kez dolaşabileceğini," beyan eylemiş.
Ve ağzı açık dinleyip sütûn sütûn yer ayıranlardan hiç biri; "Pek iyi beyefendi de, sizin şirketlerin eğer ömrü yetiyorsa, son yirmi yıllık faiz ödemesiyle kaç fabrika kurulur... Dünyanın çevresi kaç kez dolaşılırdı ?" Diyememiş.
Deselerdi, budadığı asmanın verdiği üzümü görürlerdi.
"Kardeşim kredi almadan yatırım mı yapılırmış ?"
Eee isterseniz soruyu siz sorun artık.
Dilerseniz ; "Faizsiz kredi verecek enayi var mı ?" dersiniz.
Dilerseniz ; "Haraç alabilecek gücünüz var mı ?"
Onu da ayıp kaçar diye soramıyorsanız ; "Eşkıyanın güçlü soyduğu nerde görülmüş ?" diyebilirsiniz.
|
|
|