|
|
Sevgili Ölülerimiz
Atilla
AŞUT
Onu eski TİP'te herkes, "Kaloriferci Abbas" olarak tanırdı... Partinin en
eski üyelerindendi. 1968'de "işçi kesimi"nden Genel Yönetim Kurulu'na
seçilmişti. 1969 seçimlerinde, TİP'in Ankara milletvekili adaylarındandı...
Okuryazarlığı yoktu. Ama etkili bir halk hatibiydi. Mitinglerde kürsüye
genellikle Can Yücel'den, Çetin Altan'dan, Mehmet Ali Aybar'dan önce çıkar,
ortamı bir güzel ısıtır, alanı sonraki konuşmacılara hazırlardı. Aybar'ın
çok sevdiği bir emekçiydi...
Abbas Uğurlu'yla kırk yıla yaklaşan bir dostluğumuz oldu. Onun yaşamöyküsünü
yazmayı çok istedim. Bu konuda küçük bir başlangıç bile yaptım. Önçalışma
için, Abbas'ın Ankara Dikmen / Keklikpınarı'ndaki gecekondusuna birkaç kez
gidip geldim. Ama her buluşmamızda laf lafı açıyor, sohbet başka konulara
kayıyor, kalabalık ev ortamında verimli bir tarih çalışması gerçekleşmiyordu. Bu yüzden, işin sonunu getiremedik... Derken, araya başka
nedenler girdi. Abbas, sevgili eşi Aliye Hanım'ı yitirdikten sonra dış dünya
ile ilgisini kesip iyice kabuğuna çekildi. Son zamanlarda, onunla ilgili
haberleri, sendikacı oğlu Kemal Uğurlu'dan alıyordum. Abbas, artık evden
çıkamıyor, kimseyle görüşemiyordu. Seksen yaşın ağır ve yıpratıcı
yorgunluğunu taşıyan bedeni iyice güçten düşmüştü...
Abbas Uğurlu'yu, geçen ayın son günlerinde yitirdik. Hem de ne yitiriş...
Yunus Emre'nin dediği gibi:
"Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin."
Gazetelerde tek satırlık haber bile olmadı Abbas Uğurlu'nun ölümü. Herhalde
birçok arkadaşımız da durumu yeni öğreniyor...
* * *
Abbas Uğurlu, 1922 yılında Sıvas'ın Şarkışla ilçesi Hardal Köyü'nde dünyaya
geldi. 1937 yılında, Adana'ya işçiliğe gittiğini söylemişti bana. İlk
anımsadığı ise, Tarsus Barajı'ndaki ameleliği... Mersin'de hamallık, bahçe
işleri yapmış. Daha sonra sanayi işçiliğine geçmiş. 1952 yılında TMO'nun
Akdağmadeni ofisinde bekçilik yapmış. 1963'te Elektrik ve Etüd İdaresi'ne
kaloriferci olarak girmiş. Onun "Kaloriferci Abbas" unvanı buradan gelir.
Benim Abbas'la tanışıklığım da o yıllara rastlar. 1979 yılında, Vakıflar
Genel Müdürlüğü'nden işçi emeklisi olarak ayrıldı, ama ölümüne değin
emekçilerin davasına bağlı kaldı.
Yukarıda sözünü ettiğim çalışmaya başlarken, Mehmet Ali Aybar'dan da görüş
istemiştim. Aybar, 27 Şubat 1991 tarihli mektubunda Abbas'ı şöyle anlatmıştı
"Abbas Uğurlu'yu İşçi Partisi'nde tanıdım. 1962 sonları olmalı... Zor
günlerdi. Egemen çevreler, 12 işçinin kurduğu TİP'ten rahatsız olmuşlardı.
Gelişmesini engellemek için her çareye başvuruyorlardı: Davalar, taşlı
sopalı saldırılar... Ama en etkili silahları, halk arasında TİP'lilerin
Sovyet ajanı olduğunu yaymaktı. 'İşçi Partiliyiz...' diye söze
başladığımızda, kahveler boşalır; bizlerle ilgilenmeyen beş on yaşlı kişi
kalırdı içerde. Komünistlik suçlaması, halk arasında etkili olan bir
silahtı: Komünizm gelirse camiler kapanacak; kadınlar, kızlar, ortak mal
haline gelecekti... Abbas, partiye o zor günlerde girdi. TİP'in öteki
partiler gibi bir parti olmadığını hemen kavramıştı. TİP'te ikilik çıktığı
günlerde de hep Parti çizgisini, Bağımsız Türkiye Sosyalizmi'ni savundu.
İşçilerin kendilerinin iktidar olmasını savundu. Abbas'ı hep sevgi ve saygı
ile anıyorum."
Aybar, bu mektubuyla birlikte, iki adet de "Neden Sosyalizm" adlı kitabını
göndermişti. Birini bana, birini Abbas Uğurlu'ya imzalayarak...
Abbas Uğurlu'nun yaşamöyküsünü yazamadım ama, "Acının Külrengi" kitabımda
60'lı yılların devrimcilerinden söz ederken onu unutmadım. İşte o şiirden
bir bölüm... Abbas Uğurlu ve tüm sevgili ölülerimiz için:
"Şerafettin Atalay'la bir öğle vakti
Turlamıştık Sıhhiye-Bakanlıklar arasında
Başımızda kavak yelleri
İçimizde olmadık hınzırlıklar
Koşturmuştuk peşimizden toplum polislerini
'Fruko'larla köşe kapmaca oynamanın keyfini çıkararak
O bizim mangal yürekli il başkanımızla.
Sonra evinin önünde öldürdüler onu
Amasya'da hain bir pusuda...
Nerde şimdi aşklarımın ve kavgalarımın başkenti
Sokaklarında kol kola yürüdüğüm güzel insanlar?
O gözü kara sosyalist militanlar
Kaloriferci Abbas, Çöpçü Cemal, Fukara Tahir
Ümran Baran, Şükran Deniş, Ayı Atilla..."
|
|
|