Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 



Para

Para metaların dolaşım aracıdır.
Kendisi metalaştı mı, üreten kazanır. 
Bu her tür üretim ilişkisinin doğal gereği ve aslî ereğidir.
Kapitalizmin doğası üretim-tüketim ilişkilerindeki, - sömürü diyen de... Kâr diyen de sağolsun !..- artı değere uygun davranmaktır.
Bunun için de metaların üretimi, dolaşımı, tüketimi olmazsa olmaz koşuldur. Para bütün bu ilişkilerde, bir değer birimi, hizmet aracıdır. Meta üretimi yeterli ya da fazla ülkelerde para, bu işlevi eksiksiz yerine getirdikten başka finans olarak da görev yapar. Bir yeni projenin özkaynak eksiğini, uzun vadeli, düşük faizli kredi olarak tamamlar. Ve böylelikle yeniden dolaşıma girer.
Oysa meta üretimi yetersiz ülkelerde, durum değişiktir.
Hayallerle hevesler, özene döner dönmez para kısa vadeli, yüksek faizli borca dönüşerek bizzat dolaşıma girer. 
Metalaşır. 
Ve her meta gibi, kendinden kötülerini kovarak gittikçe artan tüketim alanı oluşturur. 
Örneğin güçlü finans olanağına dayanan para, zayıfı siler. Yerine yerleşir. Silinen silikleştikçe, yerleşen güçlenir. Güçlendikçe bütün üretim ilişkilerinin egemenliği bir yana, kendisi olmaya kalkışır. Ve o noktada, o bile kendine yabancılaşır. 
Ekonomiyi... Politikayı... En hâlis insan ilişkilerini... Devlet, sınıf ve kitle çıkarlarını yozlaştırdıktan sonra, kendisi de yozlaşır. 
Ve ya daha güçlünün dayatması... Ya bir direncin reddiyle bir anda gümbür gümbür yuvarlanır.
Durup dururken bu finanskapital dersi de ne diyen yaşasın !..
Ve geçtiğimiz haftanın gündemini olay olay çimdiklesin.
Zor geliyorsa, bizi izlesin.

El Parası
Yüz Karası

Alın Karamehmetleri.
Daha da doğrusu en beceriklisini.
Mehmet Emin Karamehmet'i.
Şöyle bir yoklayın.
Cümleâlem bilir ki, Tarsus'un eski soylusu.
Çukurova zenginliğinin katmerlisi.
Hem anadan, hem babadan, hem eşten yana en büyük tapulusu. 
Amerikan kolejinin çok başarılı mezunu.
Boğaziçi Üniversitesinin dayanışma kılavuzu. 
Okul arkadaşlarının işbilir, işbitirir, güvenli ellerinden gayrısına teslim eylemediği bankaları... Holdingleri... İşletmeleri... Basın yayın organlarını, toplumsal değerlerin tamamına "mahşerin atlıları" gibi saldırtan... 2000'ler Türkiye'sini 1930'lar Amerika'sına çevirmekte kararlı. Televole uçukluğu... BBG kaçıklığı teşhirciliklere... Simavi Tan'ının kötü taklidi Reha haberciliğine... "Amerikan Rüyası"nın para saçan adamı yarışmalarına... Akıl almaz ödüller koyarak yoz bir yaşam biçimi dayatmaya kalkışan para imparatoru değil miydi ?
Düşene vurmak da, çimdiklemek de bize yakışmaz.
Ama, el bilmemnesiyle gerdeğe giren bir o olsaydı.
Sonunda doğan piçin de günahı boynuna der geçerdik.
Aynı rüyânın istihareye yatanı öyle çok ki !..
Biliyoruz onlar bizi okumazlar.
Hap yapıp para kapmak modelleri daha çok ilgilerini çeker.
Ama arada çimdiğimizle uyanan da olur diye özeniyoruz.
Bağışınıza sığınıp sürdürelim.
Mehmet Emin Karamehmet'i, bir hafta önce nasıl bilirdiniz ? 
Türkiye'nin en zengini !..
Uluslararası piyasalarda en bir itibarlı !..
En büyük bankaların sahibi para imparatoru, olarak değil mi ?
Bugün, siz şu satırları okurken hâl-i pürmelâli ne ?
Nafaka peşinde bir dul.
Neresini çimdikleyeceksiniz ki ?


Sıradakiler

Bırakın onu, nafakasını artırmanın yasal yolunu bulsun.
Siz parmaklarınızda güç kaldıysa, ardında şarkıcı türkücülerle, köy köy dolaşan Cem Uzan'ı çimdikleyin.
Bankaları... Holdingleri... Basın yayın organları yetmemiş ki, basbayağı politikaya soyunuyor.
Lâf !..
Soyunmuş gibi yapıyor.
Ustalarının adı hıdır ya !..
Aklınca aba altından sopa gösteriyor. 
Karmanyolada pili biten patronların son şantajı politika !..
Şanslı doğmanın üstünlüğü politikada geçer sanıyorlar.
Hayatlarında bir tek seçime girmemişler. 
Ama kolay para kazandıklarından, seçilmeyi kolay sanıyorlar.
Ve kuyrukları sıkışınca, bak ilk seçimde iktidarı alır, hepinizin canına okurum, diyorlar. Bazen dediklerini de yapıyorlar.
Seçim bitip sandıklar açılınca, kolay kazandıkları paralardan harcadıkları milyarların bir teki kadar bile oy alamadıklarını görünce hüsrana uğruyorlar.
Besim Tibukla, Cem Boyner sırasını savdı.
Ama kuyruğu sıkışan bir değil ki !..
Amerikan Rüyası görenlerin tamamı, şu anda darda.
En başta da Uzan gurubu.
Cem oğlumuzun salaş kumpanya organizatörü gibi köy köy dolaşmasının başka anlamını bilen varsa çimdiği bize değsin !.. 


Amerikan Rüyası'nın Sonu mu ?


Bilmeyiz büyük mü konuşmuş oluruz ?
Ama son elli yıldır yaşananlar gösteriyor ki, Türkiye ekonomi-politiği de, halkı da çok güçlüdür.
Yalnız Türkiye değil, bütün doğunun... Yâni Urallar'la Boğazlar gerisindeki tüm Asya'nın... Ve etkisindeki ülkeler için öyledir, dersek çok daha doğru ve gerçekçi davranmış oluruz.
Çünkü bu coğrafyanın tamamında kamu mülkiyeti egemendir. Gerçi özel mülkiyet hakkı ilk kez Osmanlı'da... Ebussud Efendi'nin ünlü Budin Kanunnamesi sayılmazsa... 1807'de "Sened-i İttifak"la voyvodalara tanınanıdır. Ama Kanunname sayılırsa biraz daha geriye götürülse de, 1807 onun tamamlayıcısı gibidir. Yâni çizilen sınırın batısındaki gibi, 2-3 bin yıllık bir geçmişi yoktur.
Mülk ya tanrınındır... Ya kamunundur. 
Her iki durumda da, siz istediğiniz kadar bilimsel terimlerle tanımlayın toprak onu bayındır kılanın... Su kullananındır.
Öyle olunca da, birilerinin... İster salt kapitalizm olsun, ister finans kapital bazı şeyleri dayatması zordur.
Çünkü hadi bilimsel adıyla analım, Asya Tipi Üretim Biçiminde kamu yararı önceliklidir. Özel mülkiyette ise yinelemeye gerek yok, kişinin çıkarı... Bunun için ATÜT tıpkı kapitalizmin onda gördüğü çıkarına uygunu benimsediği... Örneğin sömürüyü, zora değil, heves ve özene dayadığı gibi... ATÜT'de kapitalizmde gördüğü, - Teknoloji üretimine kaynak aktarımı benzeri, - şeyleri benimsemiştir.
Ama bunların dayattığı yeni yaşam biçimi, temel yapısını kemirme... Değerlerini yoketme çizgisine gelir gelmez, kusmuştur. 
Karamehmetler... Uzanlar... Örenler... Bilginler gibi bu yaşam biçiminin simgesi olmuş.. Katları.. Yatları.. Helikopter ve uçaklarıyla, sabah kahvaltısını İstanbul Boğazını kavrayan villâsında... Öğle yemeğini Paris'in Sen, Londra'nın Thames kıyısında taam eyleyip... Akşama Newyork'ta konuk ağırlama alışkanlığı edinmişlerin biri mahkeme mahkeme... Diğeri kuş uçmaz kervan geçmez Anadolu yollarında dolanıyorsa, değişen bir şeyler var.
"Amerikan Rüyası" yoksullar için çoktan sona ermişti.
İşçi sınıfı bir ekmek parasına sigortasız sendikasızlığı çoktan sindirmiş... Memur kesimi artık hükümet kapısında el açmaktan bile vazgeçmişti. Bir ara her ekranda görünüşünde Ama beyzadelerimiz her minareden dört ayak üstüne düşen kedi misali, yaşam biçimlerini dayatmayı sürdürüyorlardı.
Anadolu ekonomi-politiği sonunda çimdiği bastı.
Bunlar daha doğmadan herşey kamu malıydı.
Oynadılar zıpladılar, yine herşey kamu malı oldu.
Bu ders yetmezse, sıradakilerden birini biz söyledik !.. 
Gayrı bir zahmet eyleyin de, ötekileri siz bulun.


Şaron'un Savaşı

İsrail'in kahraman katili Ariel Şaron, bileğinin hakkıyla seçimi kazandı, başbakan oldu.
Vallahi biz oy vermedik.
Adamın geçmişi geleceğinin teminatıydı.
Masum(!), silâhsız(!), barışsever(!) İsrail yurttaşlarının yarıdan fazlası ona oy vererek, genel eğilimini gösterdi.
Yıllar yılıdır işgal ve sıkı denetimin sade canıyla, birkaç lokum dinamite esir ettiği terörist(!) Filistinliye topun, tankın, uçağın, helikopterinle saldır emrini verdi.
Doğrusu Şaron'u kutlamak gerek.
Görevini hakkıyle yerine getirdi. Ve hem Filistinlileri... Hem İsraillileri ölüm dehşetinin kısır döngüsüne mahkûm etti.
İsraillinin yitireceği çok şey var.
Filistinli öyle mi ?
Çıplak teni ve birkaç lokum dinamiti he mi ?
Sonunda yine kimin kazanacağı belli.
Canıyla birlikte yitireceği sadece zincirleri olan.
Zaten o yüzden kışkırtanlarda para suyunu çekmek... Şaron'un da sonu gelmek üzere değil mi ?

Cin Testi

Sınavlar geride kaldı.
Bu test nerden çıktı, demeyin.
AKP'nin Meclis'e verdiği önergeden haberiniz yok galiba deriz.
Düşünün bakalım neydi ?
Bildiniz, ara seçim önergesi.
Cin mollalarının bölünen bölümünün ayakları suya erdi. 
İşler Verso'nun paralı anketlerindeki gibi yürümüyor.
Erbakan'sız topluca girdikleri seçimde yüzde 15 oy almışlar. Bölünüp girdiklerinde barajı aşarsa yine Saadet aşar. 
Bunlara da PDM... Hadi bilmeyenlere açalım, Parlamento Dışı Muhalefet kalır. O anda hepsi yeniden Erbakan'ın sütresi altında toplanır. Bir güzel de azar işitirler. 
Ama alışkındırlar. Yağmur yağıyor der geçerler.
İşi oraya vardırmadan kendilerini test etmek istiyorlar.
İzmir'deki nokta seçime giremediler. Nokta seçim sayılacak bir ara seçimde de boylarının ölçüsünü alınca, erken pes edecekler.
Hocalarına milletvekili olarak hulûs etmek başka... Sade molla olarak etek öpmek başka. 
Öyle değil mi ?

 
sayfa başına dön