|
|
İşkence sistematik olarak sürüyor
İşkence görenlerin tedavi ve rehabilitasyonunu yapan Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından 26 Haziran BM Uluslararası İşkence Görenlerle Dayanışma Günü nedeniyle bir toplantı düzenlendi. İTÜ Maçka Tesisleri'nde önceki gün akşam yapılan toplantıda sunulan veriler, Türkiye'de işkencenin sistematik olarak sürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
TİHV'e 2001 yılında 1126 kişi başvuruda bulundu. Başvurulardan 817'si siyasi, 77'si adli nedenlerle işkenceye maruz kaldığını bildirdi. OHAL bölgesinde işkenceye maruz kaldığını bildirenlerin sayısı ise 217. İşkenceye maruz kalınan yer olarak emniyet müdürlükleri ilk sırayı alıyor. Cezaevinde işkenceye maruz kalanların sayısında ise bir artış görülüyor. Son işkence uygulamasının ardından 15 gün içinde başvuruda bulunan kişi sayısı 267. TİHV çalışanları, bu oranın önceki yıllara göre az olduğuna, bunun nedeninin ise yüksek tutuklama oranları olduğuna dikkat çekiyorlar.
Değişen bir şey yok.
TİHV'e başvuranlardan 254 kişi 1 gün, 402 kişi 2 ila 7 gün arasında, 238 kişi ise 7 gün üzerinde gözaltında kaldığını belirtiyor. TİHV çalışanları, 888 kişinin ise iki ve daha fazla işkence yöntemine maruz kaldığına, gözaltı sürelerinin kısalmasının da, işkence uygulamalarını azaltmadığına işaret ediyorlar. 2001 yılında işkenceye dair yargılama sürecindeki tablo ise işkencenin cezasız kaldığının bir göstergesi. TİHV 2001 yılında, 122 polisin, 29 askerin, 5 gardiyanın ve 2 tıp doktorunun yargılandığı 32 işkence davası izliyor. 32 davanın 9'u 2001 yılında sonuçlanıyor. 2 askeri personel ve 2 polis için verilen cezalar Şartla Salıverme Yasası uyarınca erteleniyor. 6 polisin cezası yine ertelenirken, 2 asker ve 5 polis beraat ediyor. 1 polis ise 3 ay hapis cezası alıyor.
TİHV'e 2001'de 329 açlık grevcisi tedavi için başvuruyor. Başvuran 64 kişinin fiziksel, yüzde 29'unun ise ruhsal tedavi süreci tamamlanmış, 41'inin tanısal işlemleri, 204 kişinin ise tedavisi sürüyor.
Önlenmesi için TİHV, işkencenin önlenmesi için şu önerilerde bulunuyor: Savaş da dahil olmak üzere hiçbir koşul ve gerekçe ile kimseye işkence uygulanamayacağını güvence altına alan bir siyasi iradenin tesisi gerçekleştirilmelidir. İşkencenin önlenmesi ve sonuçlarının tedavisi için dayanışma ortamları yaygınlaştırılmalıdır. İşkencenin uygulandığı yerlerin, izlem ve denetimine yönelik bağımsız, yetkin komiteler çalıştırılmalıdır. Gözaltına alınanlar derhal yargıç önüne çıkarılmalıdır. Gözaltına alınanların durumu derhal yakınlarına bildirilmeli, avukatları ile görüşmeleri engellenmemelidir. İfade alma yetkisi savcı ve yargıçlara ait olmalıdır. Adli Tıp güçlendirilmeli, mutlak özerkliği sağlanmalıdır. İşkence iddiasında derhal ve koşulsuz soruşturma açılmalıdır. Soruşturma BM belgesi olan İstanbul Protokolü çerçevesinde yapılmalıdır. Soruşturulan kamu görevlileri derhal aktif görevlerinden alınmalıdır. İşkence davaları zaman aşımına tabi olmamalı, failler her yerde her zaman yargılanabilmelidir. İşkence suçunun alt ve üst sınırları arttırılmalı, erteleme ve paraya çevrilme imkânı ortadan kaldırılmalıdır. İşkence altında elde edilmiş ifadeler, işkence yapmakla suçlanan kişilere karşı delil olması dışında yargı süreçlerinde hiçbir şekilde dikkate alınmamalıdır.
Var mı işkenceye bakan
İşkence ile ilgili her konu kapatılmak isteniyor. Türkiye'de sistematik olarak süren ve her gün bir başka işkence olayına tanık olunmasına rağmen yetkililer, "İşkence yok" demeye devam ediyorlar. OHAL'in sürdüğü Diyarbakır'da, işkence davası hakkında açılan dava Diyarbakır Valiliği'nin emriyle engellendi. Diyarbakır'da 12 günlük gözaltı süresi boyunca gördüğü işkence sonucunda erkekliğini kaybettiği doktor raporları tarafından belirlenen Hasan Irmak'ın, polisler hakkında açtığı davayı Valilik engelledi. Diyarbakır Valiliği, böylelikle işkenceyi kanıtlayan tıbbi raporların bile Türkiye'de bir işe yaramadığını göstermiş oldu. Ancak, aynı dava Hasan Irmak'ın, avukatı Sedat Yurtdaş aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne
(AİHM) taşındı ve yapılan başvuru kabul edildi.
AİHM kabul etti
Hasan Irmak, "PKK'ye yardım ve yataklık" iddiasıyla 5 Haziran 2000 tarihinde gözaltına alındı. Irmak, 12 gün boyunca gözaltında tutuldu ve bu süre içinde işkenceye maruz kaldı.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubesi'nde kaldığı 12 gün boyunca işkence gördüğünü belirten Hasan Irmak, polisler hakkında suç duyurusunda bulundu ve şikayetçi oldu. Ancak, Irmak'ın K.Ö. ve M.Y. isimli polisler hakkında açtığı dava, Diyarbakır Valiliği tarafından, "Memurin Muhakemat Yasası"na dayandırılarak durduruldu. Valiliğin, Çarşı Polis Merkezi aracılığıyla Irmak'a tebliğ ettiği kararda, "Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin yargılanmasına valilik tarafından izin verilmemiştir" denildi. Oysa Irmak, kendisine yapılan işkence sonucunda erkekliğini yitirdiğini doktor raporuyla kanıtlamıştı. Irmak, avukatı Sedat Yurtdaş aracılığıyla AİHM'e de başvuru yaptı ve AİHM davanın görülmesine onay verdi.
Bakanlar toplantıda
Diyarbakır'da işkence, valiliğin emriyle gizlenmeye çalışılırken, doktor raporları dikkate alınmazken, ilde İnsan Hakları Eşgüdüm Toplantısı, 3 bakanın katılımıyla başladı. Bir süredir bölgenin bazı illerini gezerek, insan hakları hakkında seminerler düzenleyen
Arseven, gittiği yerlerde insan haklarının kendileri açısından çok önemli olduğunu söylüyordu.
Diyarbakır Valiliği Toplantı Salonu'nda başlayan toplantıya; Devlet Bakanı Nejat
Arseven, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, AB Genel Sekreteri Volkan Vural, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Gökhan Aydıner, Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal ve bölgedeki 11 ilin valisi katıldı.
Her şey yolunda!
Bakan Yücelen, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, insan haklarının korunmasına ve geliştirilmesine büyük önem verdiklerini belirterek, Başbakan Bülent Ecevit'in talimatı doğrultusunda, İnsan Hakları'ndan Sorumlu Devlet Bakanlığı, Adalet ve İçişleri bakanlıklarından oluşan bir komisyon kurulduğunu hatırlattı. Komisyonun her ay, sırayla bir bakan başkanlığında toplantı yaparak çalışmaları değerlendirdiğini, Başbakanlık, Adalet ve İçişleri bakanlıkları müsteşar yardımcılarının, çalışmaları 15 günde bir değerlendirerek, komisyona bilgi verdiğini anlatan Yücelen, "Toplantıda, il ve ilçe insan hakları kurullarının çalışmaları değerlendirilmiştir. Ayrıca, bölgede görev yapan vali, emniyet müdürleri ve jandarma komutanlarının katılacakları ve insan haklarının değerlendirileceği bir toplantı yapılacaktır" dedi. Yücelen, Anayasa'nın 36. maddesinde yapılan değişikliğin, insan hakları ve demokratikleşme konusunda reform niteliğinde olduğunu savundu. Yücelen, Anayasa'da yapılan değişikliklerin
CMUK, Terörle Mücadele Kanunu ve Dernekler Kanunu'na da yansıtıldığını ileri sürdü.
Yücelen, OHAL'le ilgili olarak, "Geçen hafta TBMM'de 30 Temmuz 2002 tarihinden itibaren uygulamanın Tunceli ve Hakkari'de kaldırılmasına, Diyarbakır ve Şırnak'ta 4 ay daha uzatılması karar verilmiştir. Bu 4 aylık süre, OHAL'den sonra bölgede uygulanacak tedbirlere hazırlık süresi olacaktır" dedi. Yücelen, gazetecilerin, Diyarbakır'daki köye dönüş çalışmalarıyla ilgili sorusu üzerine, Diyarbakır'da 8 köy dışında dönüşlerde sıkıntı yaşanmadığını ileri sürdü.
Devlet Bakanı Nejat Arseven ise bir soru üzerine, İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları'nda, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de yer aldığını "Yaptığımız çalışmalarla vatandaşların yaşadığı her sıkıntıyı kurullara taşımaya çalışıyoruz" dedi.
Kalite Belgesi verdiler!
Diyarbakır Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü "ISO 9002 Kalite Belgesi" aldı. Bakan Yücelen, İstanbul Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü'nden sonra bu belgeyi alan ikinci valilik olan Diyarbakır Valiliği'nin bu başarısının, öteki illere de örnek olmasını istedi. Bakan Yücelen, daha sonra Kalite Belgesi'ni Vali Cemil Serhadlı'ya verdi.
evrensel'den alınmıştır
|
|
|