Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

Umuttan Yalnızlığa Türkiye

Oya BAYDAR


Bir kitap çıktı. 
Tam da, okur kitlesi yaz tatili havasına girmişken; tatil okumaları için, dev tanıtım bütçeli, bol reklamlı, bol dedikodulu çoksatarların peşine düşmüşken, dalgaların tersine yüzen bir kitap: Prof. Artun Ünsal'ın Türkiye İşçi Partisi (1961 - 1971) başlıklı, ama başlığını çok aşan kapsam ve önemdeki sosyal tarih araştırması... Ancak hemen söylemeliyim; sadece konunun meraklıları için değil, Türkiye'nin bir dönemini hatırlamak, anlamak veya öğrenmek isteyen tüm iyi okurlar için de, en az çoksatarlar kadar merakla ve keyifle okuyacakları bir kitap. 
müdahalesinden 4 ay sonra, o dönemin koşullarında, Anayasa mahkemesi tarafından kapatılan birinci Türkiye İşçi Partisi'nin tarihi, bugün yaşları elli üzerinde olan kuşağın tarihidir. Tabii ki herkes TİP'li değildi, tabii ki üye sayısı ve oy oranı açısından küçük bir partiydi. Ama, başta CHP olmak üzere diğer siyasal partileri etkilediği gibi, dışında kalanların, muhalif olanların üzerinde de derin etkileri oldu. Hani 20. yüzyıl Rus edebiyatında, 'Hepimiz Gogol'un Palto'sunda çıktık' diye bir söz vardır; 1960 sonrası Türkiye solu da TİP'ten çıkmıştır. Deniz Gezmiş'ten Sinan Cemgil'e, Doğu Perinçek'ten İbrahim Kaypakkaya'ya, Kemal Türkler'den Nabi Yağcı'ya, Murat Belge'den Cengiz Çandar'a, Mehdi Zana'dan Yaşar Kemal'e, ve tabii ki Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sadun Aren, Çetin Altan, sonraki yıllarda çok farklı yollara gidecek binlerce sol aydın, yazar, bilim insanı, sanatçı, gençler, sendikacılar, 60'larda hepimiz TİP'liydik. Yasal engeller yüzünden veya 1930 - 1940'lara dayanan sol içi husumetler, ideolojik - kişisel kavgalar yüzünden dışında kalanlarbile TİP'e göre konuşlandıklarından ve kendilerini TİP'e göre tanımladıklarından, aynı bütünün parçaları sayılabilirler. 
--------------------------- 

Dıştan değil bilimsel bakış 

Son dönemlerde sosyal bilimlere, özellikle sosyoloji alanındaki araştırmalara egemen olan; makro teorilerden, sınıfsal - toplumsal konu ve bunlara uygun yöntemlerden kaçış, buna karşılık sözlü tarih yöntemi ve benzerleriyle mikro konulara ve tekile yöneliş, bilinçli veya kendiliğinden bir sübjektivizmi de birlikte getiriyor: Aktaran ve aktarılanın (anlatan ve kendisine anlatılan kişinin) kendi gerçeklerinin yarattığı sübjektivizm. Gerçeğin, hele de sosyal konularda, göreli ve öznel olmaktan kurtulamayacağı, ancak tekil'in, o da yine öznel biçimde kavranabileceği görüşü, yeni agnostisizmin gözde düşüncesi olarak kendine yol açmaya çalışıyor. İşte böyle bir dönemde Artun Ünsal'ın 'Umuttan Yalnızlığa / Türkiye İşçi Partisi (1961 - 1971)' araştırması bir siyasal yapı araştırmasının nasıl yapılabileceğinin dersini veriyor. O, bir anı veya bir parti tarihi kitabı, veya benzerlerine sıkcana rastlanan bir ideolojik tartışma metni yazmamış. Ekleriyle birlikte 524 sayfalık bu kitap, araştırdığı yapıyı (nesneyi) bilimsel bakışın gerektirdiği dıştan'lıkla ele alan, böylece o yapıyı kendi öznelliğinden sıyrılmış olarak ama yapının öznelliklerini de alabildiğine açık şekilde ortaya koyabilen bir araştırma. Ünsal sözlü tarihten istatistik yöntemlere, arşiv çalışmasından tarihsel yönteme kadar, konunun gerektirdiği tüm veri toplama ve yorumlama biçimlerini siyaset sosyolojisinin klasik 'sistem' yaklaşımıyla bütünlüğe ulaştırıyor. Yazar, TİP'in ve TİP tartışmalarının dışından biri, doğru; ama işte tam da bu nedenle, araştırdığı toplumsal yapının içinden birinin kendi öz engelini aşarak giremeyeceği kadar konunun içine giriyor ve TİP'le birlikte Türkiye'nin yakın tarihinin çok önemli bir dönemine ayna tutuyor. Sunuş bölümünde saygıyla anmayı ihmal etmediği doktora tezi hocası; 1960'ların, 70'lerin siyaset sosyolojisi alanındaki büyük adlarından Prof. Maurice Duverger'nin rahle - i tedrisinden geçmiş olmanın etkileri, araştırmanın 1970'deki ilk halinde olduğu gibi, şimdi elimizde olan gerçek bir başvuru kaynağı niteliğindeki yeni kitapta da gözleniyor. 


'İki darbe arasına sığan ömür' 

Kitabın birinci bölümünün başlığı olan yukardaki cümle, birinci TİP'in ömrünü özetlediği kadar, Türkiye gerçeğini de özetliyor: Darbeler arasına sığan yaşamlarımızı... Kitabın, son ve 13. bölümünün başlığı ise şöyle: 'Değirmenin Buğdayı Neden Gelmedi?' Başlığın anlamı, kitabın 60. sayfasındaki bir göndermede gizli. 1946'da TSP'nin yayın organı Gerçek'te, Türkiye'nin o zamanlar bile en yaşlı komünistlerinden Mustafa Börklüce'nin yazdığı 'Türk Sosyalistlerine Öğütlerim' adlı yazıda,"... Fakat kitle ile münasebet tesis edemeyen grup, cemiyet içinde şu duruma sürüklenmek mecburiyetindedir: Birbirinin üstüne konmuş değirmen taşları, aralarında akan buğdayı öğütür, un haline getirirse vazifelerine yapmış olurlar. Buğdayı gelmeyen değirmen taşları şüphesiz ki birbirini yer. Parti de böyledir..." deniyordu. Artun Ünsal'ın araştırmasında, bu sözlerin içeriği, sadece TİP'le de sınırlı kalınmadan, Türkiye'nin yakın 
tarihine yayılarak dolduruluyor. 

Dış'tan, bilimsel bakış, görüşsüz ve yorumsuz bakış demek değildir. Kitapta, yazarın derlediği tüm verilerden ve kullandığı yöntemlerden süzülen kendi görüşlerini de buluyoruz. 
Vurgulu, iddialı, taraflı ve orjinal olma uğruna zorlanmış görüşler değil, elindeki büyük malzemeyi derlerken ve düzenlerken vardığı sonuçlar. Tartışabilirsiniz veya katkı yapabilirsiniz. Ama artık elinizde TİP'in ve Türkiye'nin bir dönemini öğrenmek, anlamak, 
yeniden düşünmek, tartışmak, katkı yapmak için çok önemli ve kendi alanında 'benzersiz' bir çalışma var. TİP'in üyelerinin sosyo - ekonomik bileşiminden, seçim sonuçlarının analizine, Türkiye'de solun tarihinden 1960 - 1970 dönemi Türkiye'sinin toplumsal - ekonomik - kültürel yapısına, bir dönemin sol içi veya sol dışı tartışmalarından Türkiye solunun, bugüne de yansıyan ayrışmalarının nesnel nedenlerine kadar öğrenmek ve üzerinde düşünmek için gerekli tüm veriler, hem de sistematik olarak derlenmiş ve iç bağlantıları kurularak yorumlanmış şekilde emrinizde. 

O günleri, birinci TİP'in içinde veya dışında, ama o yılların umut dolu Türkiye'sinde yaşamış bizim kuşak kadar, belki de daha fazla, toplumsal mücadeleye katılmak isteyen; sol hareketlerde, partilerde yer alan, sosyalist partiler, komünist partiler kurmaya çalışan 
gençler için de önemli bir kitap Ünsal'ın TİP araştırması. Bitip tükenmeyen sol içi ideolojik karşıtlıkların, hatta düşmanlıkların kökenini, hele de 1980 sonrasında inanılmaz boyutlara varan bir uçtan öteki uca savrulmaları, günümüzde sağ ile sol'un, geçmişe saplanma ve 
tutuculukla 'devrimcilik'in nasıl ve neden böylesine birbirine karıştırıldığını, bütün bunların 40 yıl öncesine giden köklerini yaşlı solcu abi'lerin ablaların öznel olması kaçınılmaz aktarmaları ve kemikleşmiş karşıtlıkları yerine (veya bunların yanında) bir de iyi bir bilimsel araştırmadan öğrenebilmeleri, attıkları adımlar üzerine düşünebilmeleri için. 








 
sayfa başına dön