Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Hak ve Gasp

Erol TOY

Bazıları şanslı doğar, der geçiştiririz ya !.. 
Yanlış.
Onlar dünyaya haklı gelirler.
Başkalarının bir ömrün emek ve çabası karşılığında erişemediği ne varsa... Özgürlük... Adalet... Varlık... Huzur... Güven... Uçukluk... Kaçıklık da içinde her
şey, onların ana sütü gibi hakkıdır. 

Böyle doğanın, eğri doğru isteminin evrene bağış... Eyleminin dünyaya alkış... Söyleminin insanlığa çağrış olması doğaldır.
Üstelik uyulması için parmaklarını kıpırdatmaları da gerekmez.
Kusur... Hata ve hatta suçları bile uygarlık örneğidir. 
Çünkü onlar, Aristo'nun tanımıyla üstün... Niçe'ninkiyle daha da geniş anlamıyla üstinsandırlar. 

Başkalarının bilinçli, bilinçsiz edimleri tatlı canlarını sıktığı an, haksızlığa uğradıklarından emindirler.
İsteyip yapamadıkları... Özenip beceremediklerini yapıveren onların ödevlisi... Her yengiyi kazanan görevlisidir. 
Görevin başlama ve bitiş zamanını onlar belirler. 
Çünkü onlar haklı doğmuşlardır.
Doğanın efendisidirler !.. 
Bu yüzden kolaycı... Hazırcı... Acilci... Teslimiyetçidirler !..
Başlığımız apaçık.
Hadi AB genişleme raporunun hazırlanacağı günedek dillere pelesenk olacak çok "kriteri" bir yana bırakıp Kıbrıs'la somutlayalım. 
Son yerel seçimlerde, CTP kazandı ya !..
Haklı doğanların tipiği entellerimizde bir sevinç... Bir coşku... Bir mutluluk... Bir yorum iştahı... Demeyin gitsin !.. 
Onlara göre iş bitti. 
Kıbrıs halkı, kayıtsız koşulsuz AB yönünde oy kullandı. 
Öyle ya !..
Bu seçim açık bir göstergeydi.
Wilson ilkelerinin yayımlandığı ilk Paylaşım Savaşı sürecinden beri kutsanan, "Halkların kaderini belirleme hakkı," gerçekleşiyordu. 
Kuzey Kıbrıs yurttaşlarının çoğunluğu, AB'ye karşı görünen... Ya da gösterilen UBP adaylarını değil, yandaş sanılan CTP adaylarını seçmişler... Ve böylelikle AB'ne girişin vizesini vermişlerdi.
Elleri, dilleri, belleri... Kafa ve kalemleri dert görmesin.
Kıbrıs seçmeninin kaderini, AB yanında belirlediğini öyle güzel tanımlayıp anlatıyorlar ki !.. AB memurları madalya taksa yeridir.
Çünkü onlarla, o görünüme oy verenler haklı doğmuşlar.
Ve hakları yüz yıl önceden başlıyor. 
Saygıdeğer ataları, Kıbrıs'ı yüce hakan Abdülhamit han verdi. Muti kullar olarak bize uymak düşer dememiş... Ömürlerini İngiliz emperyalizmiyle savaşta tüketmişlerdi. 
Birinci Dünya Savaşı böyle gelip geçmiş... 
İkinci Dünya Savaşı böyle gelip geçmişti. 
Uyanık İngiliz emperyalizmi kurnazlık etmese... Uyanan ulusal bilinçleri zorla bastıramayacağını görmese.. Görmeyen.. Göremeyen... Veya görmek istemeyen Fransa'nın Vietnam ve Cezayir bozgunlarının benzerine uğrayacağı kesindi. 
Boru mu ?
Kıbrıs Rumları Arşövek Makarios'un cüppesini... Türkler Fazıl Küçük'ün kalemini kucaklamış, mübalâga cenge girişmişlerdi !..
İngilizleri bire kadar tüketip adalarını egemen kılacaklardı !..
Siz bakmayın Rum acilcilerinin EOKA'sına.
Egemenlik öncesi Türklerden arınıp ENOSİS'i gerçekleştirelim diye değil... İngiliz işbirlikçilerini sindirmek amacıyla kıyım yaptılar !. 
Nitekim akan Türk kanı, egemenliğin diyeti oldu.
Başkan Makarios'la yardımcısı Fazıl Küçük... Rumlarla Türkler güzel güzel birlikte, bir arada, barış içinde yaşayıp gidiyorlardı.
Grivas'ın EOKA'sı... Atina'da Albaylar cuntası... Kıbrıs'ta Sampson darbesi... Türk yerleşimlerinden "imdat," çağrısı olmadı.
Olsa da, Kostantin Karamanlis Paris'te küskün kalarak. Andreas Papaandreu Amerikan üniversitelerinde dersler... Mikis Teodarakis Avrupa sahnelerinde konserler vererek.Melina Mercuri koprüdiksiyon filmlerde rol keserek Yunan albaylarını devirecek... 
CTP'li enteller bizim Susurlukçu Korkut Eken'in TMT'siyle omuz omuza EOKA'yı ezip Kıbrıs'ı yine halkların birlikte, bir arada yaşadığı... Ve kendi kaderini kendi eliyle belirlediği barış, güven ve mutluluk adası haline getirecekti !..
Ah şu TC ile TSK !..
Pişmiş aşa soğuk su kattı !..
Ortada fol yok, yumurta yokken, kalktı Kıbrıs'ı işgal etti !..
Üstelik sadece Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiyeli enteller değil... Bütün dünya ; "Ödevin bitti... Durumdan çıkardığın görev sona erdi... Artık çekil git," dediği halde kös dinlemekle kalmıyor... Kıbrıs'ın kaderini ben belirlerim diye, meydan okumayı da sürdürüyor !..
Bu kutsal, " halkların kaderlerini belirleme hakkını," zûlümle gaspetmek değil de nedir ?
Söyler misiniz ?


 
sayfa başına dön