|
|
Varsayım
Erol TOY
Seçim göründü.
Görünür görünmez de can pazarı kuruldu.
Orda hile hurda yok... Malın hası geçerli.
Yâni düzenbazın da, hünerbazın da işi zor.
Çünkü hem papuç pahalı... Hem vuslat kolay değil.
Nitelik ve niceliği tartışılsa da, Pazar açık. Değer belli.
İster karizman olsun... İster câziben. 45 milyona yakın seçmenin 4,5 milyonunun oyunu alamadın mı, Meclis dışısın.
Camian da cemaatin de... Afur tafurun da yâlel !..
Bilgin... Birikimin... Heves ve niyetin geçersiz.
Ateşin cürmün kadar.
Bu yüzden iki seçim arası pek bir keyiflidir. Top tüfeğin varsa darbe... Yeterli miktarda parayla satılık milletvekili bulunursa komplo. Kargaşa doğmuşsa entrika... Hiç biri yoksa, hayal kurarsın.
Her türlü cinliğe alkış çekecek çıkar erbabı pek bol. Ama 45 milyonun en az yüzde onunu kandırmaya ne güç yeter, ne para.
O yüzden fırsat kollarsın.
Çoğun ayağına gelir. Türkiye darbeler ülkesidir.
Darbe sonrası bir azimet eylersin.
Yeni bir parti kurar, seçmenin önüne çıkarsın.
Ağzın da lâf yapıyorsa, yaşadın !..
İstenen kazansın diye yapılan seçim... İstenmeyeni seçen halkın şamarına dönüşür. Meclis'te çokluğa ulaşırsın.
Bunların hiçbiri yoksa ve üstelik demokratsan, çalışacaksın !..
En doğru fikrin... En becerikli insanlarla, en uygun ve yararlı biçimde ancak yönettiğin parti eliyle uygulanabileceğini ilkin en az 4,5 milyon ergin insana inandırıp barajı aşacaksın.
Sonra Meclis'te muhalefet... Yürütmede ortak olarak erdem, beceri ve etkinliğinle sözünün doğruluğunu kanıtlayacaksın.
Bir dahaki seçimde iktidarı istemeye yüzün olacak.
Uzun, zahmetli, yorucu ve sabır isteyen zor bir iş. Ama cici de olsa demokraside çoğunluk oyu yoksa, iktidar da yok.
Olurum diyen, gerçek iktidarın gölgesi olur.
Ateşe soktuğu maşadır. Halktan oy alır, halka dayatır yâni.
Ve ilk seçimde, paldır küldür gider.
Hilekârda fırsat tükenmez.
Rakibin rakibini geçmek için hilene katılırsa, oyun düşse de gücün artar, diyelim. 12 Eylül 1980 sonrası 20 yıllık geçmişte, taptaze.
Gençler bilmeyebilir.
Ya araştırsınlar... Ya da yaşayana sorsunlar.
Nasılsa şimdi seçim süreci.
Ağzı olana konuşmak serbest.
Ben de ucun kıyın anlatmaya çalışıyorum.
Diyelim oy azlığı ile Meclis çokluğunu alamadın.
Koalisyon ortağı olarak, hükümete girersin.
Kaptığın bakanlıklarda kadrolaşır... Ortaklarınla rakiplerine zorluk, yandaşlarına kolaylık sağlayarak epey de iş görürsün.
İktidar olabilir misin ?
Olunmuyorsa, yine geldik değirmene.
İster buğday öğütün... İster ipe un serin.
Meclis'e girmek için en az 4,5 milyon... Gerçek iktidar olmaya da 22 milyon 500 bin +1 oy gerekiyor.
Üstelik bu kez papuç pahalı !..
12 Eylül'ün karıştırdığı akıl, başa gelmekte.
İşini yapamayan iş adamı... Yayınını yayamayan düşadamı... Duasını edemeyen başimamın varvarasına boşverin.
Zararı yok, öfkenizi de kuşanın.
Ve şu saptamayı bir kıyıya not edin.
Görünen o ki Türkiye halkı, bu kez geleneksel demokrasisini yeniden kurmakta kararlı. Yâni sandıktan iki parti çıkacak.
Yirmi uzun yıl ve 5 genel seçim boyunca, sosyalist sol dışında her görüş, düşünce ve fikri hükümette sınadı. Ehil cahil. Fentbaz hilebaz. Hünerli hünersiz. Tutarlı tutarsız. Gerçeği sahtesiyle bütün parti ve liderleri eleğinden geçirdi.
Aday çokluğuyla, dağınıklığı ona vız gelir. Dayatma ve çalım da... Berrak kafayla sandık başına gider. Kararlı eliyle oyunu verir.
Hile hurda olmaz mı ?
Yüze yakın parti. 20 bini aşkın aday. 200 binden fazla sandık. 2 milyon görevli. Yaklaşık 45 milyon seçmen olur da, hile olmaz mı ?
Ama toplumun tümünü hileci, sahteci ya da ahmak sayarsak, kendi yerimizi bulmakta zorlanmaz mıyız ?
Bu varsayım doğruysa, önümüzdeki seçimde sandıktan merkez sağ ve solda iki parti çıkar.
Dilerseniz diğerlerinin ağıtını seçimden sonra birlikte yakarız.
Hangileri mi buyurdunuz ?
Seçim kehaneti, dayatmacılığın en sahtesidir.
Siz beni TÜSİAD'la Prof. Dr. Seyfettin Gürsel mi sandınız ?
|
|
|