|
|
Derviş Sem'â'ı
Kemal Derviş, âlem bir adam.
Hükümette bakan olmasa, dansözlerle yarışıyor, denebilir.
Ne var ki o bakan.
Biz TC yurttaşıyız.
İncelikli davranalım.
Ve pek sayın bakanımız soyadına özenip Mevlevi tekkesinde sem'â'a soyunuyor, diyelim.
Önce Amerika mamerikalar... Köşklerle yalılarda uslu uslu nât-ı şerif dinliyor... Bakanlar Kuruluyla, kameralara tatlı tatlı Divân-ı Kebîr'in... Mevlâna bağışlasın, IMF'ye sunulan " Niyet Mektubunun" anlam, önem ve şifrelerini açıklıyordu.
Etrak-ı bîidrâk incelikten ne anlar ?
Oncağızım açıkladıkça, delleniyor... Bunalımdan bunalıma... Buhrandan buhrana giriyor... Zerafet, nezaket ve nezahat yükseldikçe, kabalığı... Serkeşliği... Pervasızlığı artıyordu.
Baktı ki semâzenbaşı kös dinlemekte.
Artık ABD midir ? AB... IMF... Dünya Bankası mı ?
TÜSİAD... Koç... Sabancı... Eczacıbaşı mı ?
Asaf Savaş Akat... Ertuğrul Özkök... Yoksa Zeynep Göğüş mü ?
Üstadı her ne ya da kimse işareti aldı.
Anında bütün müptedîlerle hurûceyledi.
Şem'a yaktı.. Perde kurdu... Sütre giydi... Çıktı meydâne.
Fasl-ı medya başladı.
Ney ayrılıklardan yakındı.
Tambur kavuşmalara sevindi.
Santur semâîye yol gösterdi.
Ut gökteki yıldızları derdi.
Kemençe yerdeki yoncaları biçti.
Derviş adayları boyunlarını büktü. Bir elleri göğün rahmetine açık... Bir elleri yerin nimetine dönük Kibele'nin rahipleri... Musa'nın koyunları... İsa'nın kuzuları misâli saf tuttular.
"Menziline doğru giden güneş... Güneşin çevresinde dönen uydu"ya özendiler. Ne şeyhten izin aldılar... Ne semâzenbaşıya selâm verdiler... Durdukları yerde dönmeye başladılar.
Nekkâre dönüşlerine tempo tutmaktan bîçâre.
Döndüler... Döndüler... Döndüler.
Sonunda Derviş'in başı döndü.
Oturdu oturduğu yerde...
Öteki müptedîler, döne döne uzaklaştılar.
Elbet her dönen gibi, bir gün ulaşacaklar menzile !..
Derviş neylemekte mi ?
Durdu durduğu yerde !..
Sola dönüyor, " Gel," diyorlar... " Yine gel... İster Müselman ol, ister Mecusi... Dilersen yüz kez tövbeni bozmuş ol... Gel.
Bizim dergâhımızda umut tükenmez. "
Sağa dönüyor, aynı Mevlevi çağrısı.
Hiçbir dergâhtan geleyim sana diyen yok.
Çilesiz dervişliğin soyadı yasasından olduğunu anladığı gün...
Ya Dünya Bankası'na... Ya Bodrum'a sürgün.
İhracat Yine Arttı !..
Şu işe bakın !..
Dışsatım 2002 Temmuzunda da artmış.
Hem de ilk kez aylık 3 milyar doların üstüne çıkmış.
Yıllık artış ortalaması yüzde 29'u... Yıl sonu toplamı 34 milyar doları aşma olasılığı belirmiş.
Buna turizmle işçi gönderisi gibi ak... Sınır ve bavul ticaretinin gri... Uyuşturucu ve silâh benzerinden gelen kara parayı da eklerseniz, son birkaç yıldır gerçekleşen döviz fazlasının gizini çözersiniz.
Ne var ki, ya alışmış kudurmuştan beter, kavlince... Ya yabanı aldatmak hüner hükmünce... Ya soygun, vurgun, savurganlığa gerekçe oluşturduğundan borcu borçla ödemek Osmanlı mirâsı.
Borca borç... Faize faiz ekleniyor. Borç daha çoğalıyor.
Ama "Türk milleti zekidir... Çalışkandır..." Son beş yıldır her ay dışsatımını, bir önceki aya göre düzenli bir biçimde artırmaktadır.
Bunun tanığı bütün tahminleri yanıltan rakamlardadır.
Ne dersiniz ey sosyalistler !..
O dolarlar ihracatçı kasasına giriyor. Borç bizim cepten çıkacak. Battık, bittik, torunlarımız dahi mahvoldu mu ?
Hele şu çapraşık, karmaşık ve gizemli emperyalist ilişkiler, emekçiden ne alacak, ona ne verecek bir inceleyelim mi ?
Birinciyi derseniz, ağıt yarışında birbirimizi yeriz.
İkincide ise, topluma fikir, düşünce ve umut vermek olası.
Seçmek elinizde.
Böyle oylumlu bir girişim 3 Kasıma yetişmez.
Ama 4 Kasımdan sonra zaman çok.
Amip ahmaklığını, sosyalist birikime çevirmeye var mısınız ?
Cemler Cemi
İsmail Cem Yeni Türkiye'de...
Cem Uzan Yeniden Doğuş'ta...
Cem Yılmaz turnede.
Yollara düşüp kent kent... Meydan meydan... Sahne sahne komik-i şehir olarak dolaşıyorlar.
Seçim takvimi belirlendi ya !..
40 milyonu aşan seçmene eğlence gerek.
Cemlere fırsat doğdu.
Fatih'in oğlu Cem'in sonu trajik... Sezar'ın oğulluğunun adı Brütüs. Ama hem gerçek bir Batılı... Hem girişimi başarılı.
İlk iki Cem'in özendiği o olmalı.
Ne var ki adları Cem.
Girişimleri alaturka.
Asıl yerlerini unutup halktan oy istiyorlar.
Eh !..
İsteyenin bir, vermeyenin iki yüzü kara, denilmiş.
Bakarsın alırlar.
Birinci Cem iktidara gelirse ülkeyi kurtarır.
İkincisi kendini... Kardeşini... Gurubunu.
Bütün düzenleri... Bütün oyunları... Bütün çabalarının ereği bu.
Ne aldıkları 4 Kasım 2002 sabaha karşı belli olur.
Gelelim üçüncü Cem'e...
Besbelli en akıllıları o.
Belki de o yüzden en komik ve kazançlıları da o.
Cem Sultan hüsranının farkında.
Üstelik ağzı da lâf yapıyor.
Geyik muhabbetinin ustası.
Seyircisi memnun ki, biletleri peşin para milyonlara gidiyor.
Hem kendisiyle, hem ötekilerle gırgır geçebiliyor. Üstelik hem kafasını kazıtıyor. Hem suikasta uğramıyor.
Aslında üçü de durum komiği.
İlk ikininki bedava... Seyrinin ederi ya devletten, ya cepten.
Üçüncüsü hepsinden yaman, derdiği paralar milletten.
Seçim Geldi Cihâne
Üç ay sonra seçim var.
Haydi bakalım kahramanlar.
Afur tafur... Anket manket... Darbe marbe... Oyun moyun fos...
İp memedin elinde... Hüküm yargıcın.
Seçim geldi cihâne... Nâz-u niyâz bahâne.
30 kişi bulup parti kurmak kolay... Hazine desteği... Yandaş yesteğiyle atıp tutmak... Bir parmak bala aday bulmak da...
En azından 4 milyon oy alıp barajı aşmaksa karabasan.
Hadi zekâ özürlü eşsiz dâhiler !..
İşte at, işte meydan. Binin de o engeli aşın bakalım.
Zor mu ?
Öyleyse şimdiden 3 Kasımın mazeretini hazırlayın.
Sizi adaylığa kandıran halkın cehaleti mi, dersiniz ? Dediğinizi bir türlü anlayamayan aptallığı mı ? Seçmen ciniyle uyuşmayan iyi niyetiniz mi ? Yoksa adam olmamakta kararlı toplumun inadı mı ?
Her neyse !..
Kendinizden başkasına oy vermeyen hasisliğinizi unutun... Kendinden başkasına oy vermesini istediğiniz seçmeni suçlayın.
Gözünüzde aklanmasanız da, yandaşlarınızı kandırırsınız.
Öyle ya !..
Siz dünyanın bütün fareli köylerinin en usta kavalcısısınız.
Siyaset Müteahhitleri
Magazin mafyası... Pardon medyası, siyaset ihalesinin hırsız müteahhitliğine soyundu.
Kurduğu tezgâh... Pardon yapı, ilk yelde yerle bir oldu.
Ağzı lâf yapanından, eli kalem tutanına... Köşeye kurulanından, köşe kuranına... Sulusundan ciddisine... Sakallısından saçaklısına, tamamı inandırıcılığını öyle yitirdi ki, sayelerinde gecelik ücretlerini artıran yosmaların bile gözünden düştü.
Yüzsüzde yüz mü ararsın ?
İhale olsun da, yolsuz müteahhit geri dursun nerde görülmüş ?
Allah yüce Meclisten bin kere razı olsun !..
Bütün yolsuz müteahhitlerin önüne en büyük ihaleyi açtı.
3 Kasımda seçim kararı aldı.
Alır almaz da, sahteciliğinden hesap verecek siyaset mühendis ve müteahhitlerine gün doğdu.
Kimi tıra bindi... Kimi patron armağanı son model cipe...
Kimi uçağa atladı, kimi tirene, vapura, sandala... Kimi ata eşeğe bindi, kimi katıra troykaya... Kimi de yayan yapıldak ama tamamı imamesi kopmuş tespih taneleri gibi yollara saçıldı.
Kendilerinin söylerken yüze göze bulaştırdığı yalanları, bir de seçtikleri seçmene söyleyerek, hemim seçim müteahhitliğine soyundu.
Çimdikçi garip neylesin ?
Her birinin her bir yerde öttürdüğü düdüğü toplamakta.
5 Kasım sayısında, yer yer, ad ad, yeniden üfleyecek.
Ant içer ki, onları utandırmak için değil !..
Utanmazın utanmayacağını biliyor.
Bir daha bunlara inanıp teoriler üreterek kafa şişirmeyin diye.
|
|
|