Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Ekmek Kavgası*

Abdullah AYSU 


Ekmek fiyatları üzerinde kıyamet koparılıyor. Uygulanan yanlış politikaların devamı halinde ise kızılca kıyamet kopacak.
Peki;uygulanan yanlış politikalar nelerdir?
1-Buğday alım fiyatlarının belirlenmesinde dünya fiyatları esas alındı.
2-Üretim girdi(ilaç-gübre-mazot-traktör v.s.)fiyatlarının belirlenmesi serbest bırakıldı.
3-Buğday alım fiyatları, maliyetin altında belirlendi.
4-Destekleme alımları azaltıldı.
5-Destekleme alımlarında peşin ödeme yapılmadı.

Amerika'nın baş patronluğunu yaptığı IMF ve Dünya Bankası'nın dayatması sonucu uygulanan bu yanlış politikalar, çiftçiyi buğday üretiminden önemli ölçüde vazgeçirdi. Bir de mevsim kurak geçince rekolte iyice düştü. Bu nedenlerden ötürü buğday ithal etmek durumunda bırakıldık.

Basında çıkan haberlere göre, Türkiye çiftçisinin ürettiği buğdaya 165 bin lira alım fiyatı belirleyenler (gerçekte 130 bin liraya satıldı.) Amerikan çiftçisinin ürettiği buğdayı şimdi 230 bin liradan satın alıyormuş.
IMF ve Dünya Bankası'nın buğday için dayattığı politikanın, başta ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde birikmiş olan buğday stokunun eritilmesine yönelik olduğu ta başından beri hep söylendi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Çiftçiler Birliği, Ziraat Mühendisleri Odası ,Türkiye Ziraatçılar Derneği ve diğer kuruluşlar hep söylediler hükümete. Ama dinletemediler.
Şimdilik tartışma;fırıncı,Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile bazı demokratik kitle örgütleri arasında gibi gözükmekte. Tartışmanın diğer tarafı yani, tüm ekmek tüketicileri ile buğday üreticileri yok. Onların adına tartıştıklarını söyleyenler var. Bu nedenle biraz kayıkçı dövüşünü andırmaktadır. 
Cezayir halkı bile, ekmek zammı için sokağa döküldü,bunca zamma sesiz kalan Türkiye halkına şaşkınlığını ifade edenlere, şaşkınlığını giderecek yanıt şudur: Evet, ekmek için isyan olur! 
Bu nedenle;
-Çok geç kalınmadan, IMF ve Dünya Bankası politikaları derhal terk edilmeli. -Çiftçiyi yeniden üretime döndürebilmek için emeğinin karşılığı verilmeli.
-Ekimden önce buğday alım fiyatı kamu oyuna açıklanmalı. 
Aksi durumda üretimden iyice soğuyacak çiftçiyi üretime döndürmek mümkün olmayacak...
Bu geçici ara çözüm, zaman geçirilmeden uygulanmalı. Ancak,gerçek çözüm TMO yasasının içinde yer alan amaç maddesi; "Üreticilerden tahıl satın almak,alınan tahılları iç ve dış pazara sürmek,devlet tahıl yedeklerini oluşturmak,iç pazarda ürün fiyatlarını düzenlemek,tahıl standartizasyonunu izlemek un değirmenleri,ekmek fabrikaları,tahıl ambarları kurmak,sınai şirketler kurmak ve benzeri görevler" doğrultusunda;
- TMO 'ni çalıştırılmalı ve yönetimleri demokratikleştirilmeli,
-IMF'nin dayatması olan TMO'yu özelleştirme politikasının ,sorunları daha da arttıracağından, vazgeçilmeli, 
-Günü kurtaran politikaların sorunları çözmediği,biriktirdiği artık kabul edilmeli,daha önce ekmek fiyatlarının yüksekliği gündeme geldiğinde,sorunu tartışıp,çözüme kavuşturmak yerine,gündemi saptırmak için ekmek poşete konulsun mu? konulmasın mı? gibi hedef şaşırtıcı tartışmalar yapılmamalı.
Ekmek fiyatlarının tartışıldığı bu günlerde, günü kurtarmaya çalışmak için,ekmeğin maliyeti şu,bunun içinde buğdayın maliyeti bu, işçilik maliyeti bu ,karını da eklediğinde bu diyerek,üreticileri karar alma sürecinde dışlayarak/yok sayarak ekmek şu fiyattan satılmalıdır; demek, sorunu ötelemekten başka bir şey değildir. 
Ancak,ekmek maliyetinin içinde bu yıl buğday maliyetinin neden yüzde yüz arttığının cevabı bulunmalıdır. Çünkü,çiftçimizin buğdayına yüzde yüz fiyat artışı yapılmadı. Bu artış niçin? Nere kaynaklıdır? Açıklanmalıdır.
Sorun önemlidir. Buğday bizim ülkemiz için stratejik bir üründür. Bu nedenle önemlidir. Savaştan da önemli sayılacak kadar stratejiktir. Mevcut buğday varlığımız şu an bize yeterli değildir. Ötelemeye gelmez. Üreticinin ve tüketicinin yararına gerçekçi çözümlerin bulunması zorunludur.

Çünkü;
200 grama göre Fırıncının ekmek maliyeti ile Halk ekmeğin maliyeti şöyledir:

                                Fırıncının maliyeti                 Halk ekmeğin maliyeti
Un                                  70.000                                       41.939
Genel gider                    54.400                                       16.037
İşçilik                              29.000                                       18.226
Fırıncı karı                      15.000           İşletme karı           4.598
Bakkal                            30.000           Bayi karı                5.000
KDV                                 1.600           Pazarlama gideri 14.200
Toplam                         200.000          Toplam               100.000


Bunun için; 
TMO'ları özelleştirmek yerine özerkleştirerek yönetimleri çiftçilere devredilmelidir. Çiftçi, tarladan elde ettiği ürününü sattıktan sonra parasını ne zaman alacağı kaygısından kurtarılmalı. TMO'nun demokratikleştirilmiş yönetimleri aracılığıyla TMO amaç yasasında olduğu gibi buğdayını kurulan değirmenler de una,unu kurulan ekmek,makarna,bisküvi fabrikalarında; ekmeğe,makarnaya,bisküviye dönüştürerek satma olanağına kavuşturulmalıdır. Bunun sonucunda elde edilen artı değer (kar) tekrar çiftçilere, (yukarıdaki maliyet rakamlarında görüldüğü gibi)verdikleri ürün oranında pay edilmelidir. 
Çiftçilerin sahip kılınacağı böyle bir demokratik örgütlenme ile ekmek,makarna ve bisküvide ülke ihtiyacının da yüzde ellisini karşılayacak duruma getirilmesi halinde, özel sektörün çiftçi örgütlerine karşı rekabet etmesi gerekecektir. 
Bu da;
-Üreticinin alın terinin karşılığını almasını,
-Tüketicinin ucuz ekmek,makarna,bisküvi yemesini,
-Türkiye çiftçisinin yerine , yabancı ülkelerin çiftçisine paramızın-dövizimizin verilmemesini getirecektir.
 


*
9 ekim 2001 tarihli inadınanan 14. sayısında ekmek kavgasını yazmıştık. Son günlerde fırıncılarla unculararasındaki kayıkçı dövüşü basına yansıyınca ekmek fiyatlarının artışı gündeme gelince geçen yıl yazdıklarımızı hatırlatmak istedik.

 
sayfa başına dön