Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Su - 2

Abdullah AYSU 


Dünyada tarım ile ilgili su durumu

-Sınır aşan nehirlerin sayısı 300 dür.
-Sulamada kullanılan suyun oranı %74 dür.

2-Türkiye'deki tatlı su kaynaklarımız...komşu ülkelerle su ilişkilerimiz... ve tarımla ilişkisi... 

Uluslar arası nitelikteki su kaynaklarının paylaşımı ve kullanımı konusunda 20. yy başlarından itibaren ihtilaflar baş göstermiş,su ile ilgili olarak da "Hidropolitika" diye uluslararası yeni bir politika kavramı ve disiplini doğmuştur. Ancak bu alanda henüz kalıcı bir kural geliştirilememiştir.
Tatlı su kaynakları yirminci yüzyılın başlarında yaklaşık 1 milyar insan tarafından kullanılıyordu. Sabit miktardaki tatlı su kaynakları bir yandan dünya nüfusundaki hızlı artış,diğer yandan kirlenmeler sonucu ihtiyaca cevap veremez oldu.

Doğal su kaynaklarının bölgesel dağılımındaki dengesizlik ve kalite farklılıkları nedeniyle,su kullanımı ülkeler arasında ciddi sorunlar yaratmaya adaydır.

20. yy. sonuna geldiğimizde,su,uluslararası stratejik bir madde olmuş,birden fazla bölge ve ülkeyi ilgilendiren "uluslararası su" veya "sınıraşan su" olarak tanımı yapılan su kaynaklarının kullanımında ki anlaşmazlıkların savaşlara bile neden olabileceğini stratejistler ve bilim adamlarınca dile getirilmeye başlanmıştır. Türkiye de böylesi su sorunlarının olduğu bir coğrafyada yer almaktadır. 

Türkiye'deki toplam su potansiyeli 186,05 km3/yıl olup bu miktarın 66.37 km3/ yıllık kısmı sınıraşan veya sınır oluşturan su kaynaklarıdır.

Tatlı su kaynaklarımızın bir bölümü sınır oluşturan ve sınıraşan sulardır. 

Sınır oluşturan sularımız: *

1-Meriç: Bulgaristan,Yunanistan, Türkiye
2-Aras Nehri: Türkiye,Azerbaycan, İran,Ermenistan
3-Arpaçay: Türkiye,Ermenistan
4-Hezil Çayı (Dicle'nin kolu)- Türkiye, Irak
5-Mutlu Deresi (Rezve)- Türkiye, Bulgaristan

Sınıraşan sularımız:

1-Fırat Nehri-Türkiye,Suriye,Irak
2-Habur Çayı (Res-ul Ayn. Pınar)- Türkiye,Suriye
3-Sacir suyu (Fırat'ın kolu)- Türkiye,Suriye
4-Nusaybin Çağ (Çağ Pınar)- Türkiye ,Suriye
5-Culap Deresi (Fırat'ın kolu) - Türkiye,Suriye
6-B.Circop suyu (Fırat'ın kolu)- Türkiye,Suriye
7-Karacurum Çayı-Türkiye,Suriye
8-Balık Suyu-Türkiye,Suriye
9-Zerkan Suyu-Türkiye,Suriye
10-Senpas Suyu-Türkiye,Suriye
11-Dicle Nehri-Türkiye,Suriye (sınır),Irak
12-Zap Suyu (Dicle'nin kolu)-Türkiye,Irak
13-Şemdinen çayı (Zap'ın kolu)- Türkiye,Irak
14-Drahini D. (Hezil'in kolu)-Türkiye,Irak
15-Nerduş Çayı-Türkiye,Suriye
16-Çoruh Nehri-Türkiye Gürcistan
17-Asi nehri- Lübnan,Suriye,Türkiye
18-Afrin Çayı(Asi N.' nin kolu)-Türkiye,Suriye,Türkiye
19-Sabun suyu (Afrin'in kolu)- Türkiye,Suriye,Türkiye
20-Kura (Kür) Ç. -Türkiye,Gürcistan,Azerbaycan
21-Sarısı (Gürbulak sınır kapısı)-Türkiye,İran
22-Kocadere (Veleka)-Türkiye,Bulgaristan 


Bilindiği gibi, su enerji üretiminde de çokça kullanılmaktadır. Yukarıda da söylediğim gibi,bu yazıda daha çok enerji su ilişkisini değil de uluslararası su ilişkilerimiz ve olası sorunlar ile bu bağlamda da tarım - su ilişkisine etkilerini irdelemeye çalışacağım. 

Ülkemizin sınıraşan ve sınır oluşturan tatlı su kaynakları ile ilgili mevcut veya olası sorunları ve tarımla ilişkisini kısaca bakalım.

Meriç nehri

Türkiye bu nehir için Bulgaristan'a göre aşağı havza ülkeleri, Yunanistan'a göre ise sınırdaş ülke konumundadır. Türkiye ve Yunanistan nehrin her iki kıyısına seddeler yaparak sorunu ortadan kaldırdılar. Ama,Bulgaristan ile sorun devam etmektedir. Çünkü; Bulgaristan Meriç sularını (Tunca nehri) dahil) barajlarında tamamen biriktirmekte,Yunanistan ve özellikle biz her yaz bu nedenle su sıkıntısı çekmekteyiz. Hatta 1993 yılında yaşanan kurak dönemde Türkiye,Bulgaristan'dan 12 cent/m3 fiyatla sulama suyu almak durumunda kaldı.

Tarım ilişkisi: Meriç havzasının su potansiyeli 6.057x109 m3/yıl' dır. Türkiye havzadaki sulama projelerinin tamamını yatırıma dönüştürdüğünde 257,493 ha tarım arazisini sulu tarıma açabilecektir. Bu sulamada yaklaşık 2,15x109 m3/yıl su tüketimi yapacaktır. Havzanın Türkiye bölümündeki sulanabilir tarım arazisi miktarı 1,223,263 ha' dır. Bu alanın Meriç Nehri kaynağından karşılanmasında zorluk ve sorun olduğu açıkça görülmektedir. 

Çoruh Nehri

Türkiye bu nehirde memba ülke konumundadır. Ülkemiz su ve enerji potansiyeli bakımından ilk sıralarda yer almaktadır. Gürcistan ,Türkiye ile birlikte Çoruh'ta mansap ülkedir. Çoruh'ta üretilen enerjiden Gürcistan'a da pay verilmesi nedeniyle şimdilik iki ülke arasında sorun yok gibi gözükmektedir. Çoruh'un Karadeniz'e döküldüğü kesimde yarattığı kıyı erozyonu ve delta balıkçılığında yarattığı olumsuzluk (küçük de olsa) ileride sorun olabilir.
* Prof. Dr. İlhan Avcı- Yük. Müh. Bahattin Yanık ,Su Kongresi ve Sergisi '97,İstanbul- Bildiriler Kitabı S.11'den alınmıştır.



Arpaçay

Aras'ın kolu olan Arpaçay Türkiye ile Ermenistan arasında sınır teşkil eder. Arpaçay'ın su toplama havzası Türkiye'dedir. Türkiye ile Ermenistan sınırında yapılan Arpaçay barajında her iki ülkede eşit yararlanmaktadır. Bu anlamda sorun yoktur.

Tarım ilişkisi: Arpaçay'ın Türkiye toprakları içinde bulunan yukarı kolları üzerinde,Türkiye tarafından yapımı planlanan sulama projeleri bulunmaktadır. Bu projeler uygulanmaya başladığında Ermenistan'a gidecek su miktarında azalma olacağından sorun çıkabilir.

Aras Nehri

Türkiye'de doğan,Hazar Denizi'ne dökülen Aras, anı zamanda Azerbaycan ile İran arasında da sınır oluşturmaktadır.

Tarım ilişkisi: Aras Nehri'nin bir kolu olan Kars Çayı üzerinde sulama projelerimiz var. Projeler göre; yaklaşık 120,000 hektar sahanın sulanması için 382,92 x106 m3/yıl su tüketimi olacağı hesaplanmıştır. Türkiye'nin bu projeleri gerçekleştirmesi halinde de aşağı havza ülkeleri olan Azerbaycan ve İran'a giden suda önemli miktarda azalma olacaktır. Sorunludur.

Aras havzası içinde yer alan Kuru Çayın yıllık akım değeri 1,062x106 m3 civarındadır. Bu havzada Türkiye'nin sulama yapmayı hedeflediği tarım arazisi 50.670 ha olup,bu sulama alanın su ihtiyacı 71,88 x106 m3/yıl' dır. Bu sulama projesinin Türkiye tarafından gerçekleştirilmesi Azerbaycan ve İran ile aramızda sorun yaratmayacak ölçütlerdedir.

Habur Çayı

Habur Çayı,Fırat Nehri'nin Suriye toprakları içinde ki en önemli kollarından birisidir. Bu çayı Suriye topraklarında "Resul-Ayin Pınarları" tarafından, bu pınarlar da Türkiye'de Şanlıurfa Harran ve Ceylanpınar ovalarındaki yer altı suyunun kaynaklarından beslenmektedir.

Tarım ilişkisi: DSİ'nin yaptırdığı hidrojeolojik araştırmalara göre; Harran ve Ceylanpınar ovalarındaki yer altı suyu kaynaklarından yılda yaklaşık 1,2x109 m3 suyun alınarak ,bölgedeki sulamada kullanılması potansiyel olarak mümkün görülmektedir. Ancak,Suriye,böyle bir uygulamayı kabul etmemektedir. Neden olarak da adı geçen ovalardaki yer altı sularından beslenen Resul-Ayin Pınarlarının veriminin düşeceğini, Bu pınarların beslediği Habur Çayı üzerindeki kendi projelerini etkileyeceğini ileri sürmektedir.

Asi Nehri

Asi Nehri Lübnan'da doğar, Suriye'yi geçer Türkiye topraklarına girdikten sonra da Akdeniz'e dökülür. Bu nehir, Türkiye ile Suriye arasındaki süregelen anlaşmazlıklardan birisidir. Asi Nehri üzerinde Lübnan tarafından yapılmış iki bent, Suriye tarafından da yaptırılan iki baraj ve bir bent var. 

Suriye,yıllık ortalama akımı 1,2 milyar m3 olan Asi Nehri suyunun yüzde 90'lık kısmını kullanıyor. 1994 yılında Suriye ile Lübnan arasında yapılan anlaşma sonucunda Suriye suyun yüzde 20'sini yani, 80 milyon m3'ünü Lübnan'ın kullanımına bırakmıştır. Aynı Suriye,Hatay ilini kendi topraklarından saydığı için Asi Nehri'ni Türkiye topraklarından geçmeden Suriye topraklarında denize döküldüğü biçiminde değerlendiriyor ve Türkiye'nin uyarılarını bu nedenle dikkate almıyor.

Tarım İlişkisi: Yaz aylarında Asi Nehri'nin Türkiye sınırındaki bölümünde çok az su kalıyor. Dolayısıyla,Türkiye'deki çiftçiler yaz aylarında nehirden pompajla su temin ederek sulama yapması mümkün olmuyor. 

Fırat-Dicle Nehirleri: Fırat ve Dicle Nehirleri,enerji ve sulanabilir toprak potansiyelinin de yüzde 28,5'luk bölümünü teşkil etmektedir.

Fırat ve Dicle Nehirlerinin havzası Türkiye,Suriye ve Irak topraklarının büyük bir bölümünü içine alan uluslar arası bir havza konumundadır. Türkiye yüzölçümünün yüzde 16'lık bölümü bu havza içinde yer almakta,tüm havzalardaki toplam su kaynağının yaklaşık yüzde 70'i Türkiye'deki havzadan gelmektedir. 

Fırat'ın toplam su potansiyelinin yüzde 89'luk bölümü Türkiye'den,Yüzde 11'i ise Suriye kaynaklı olup, Irak'ın ise hiç katkısı yok. Tüketim hedeflerine bakıldığında Türkiye yüzde 35 (18 milyar m3/ yıl) Suriye yüzde 22 (11,5 milyar m3/yıl) Irak ise yüzde 43 (23 milyar m3/yıl) oranlardadır.

Dicle Nehri'nin toplam su potansiyeline Türkiye'nin katkısı yüzde 52,Irak'ın yüzde 48,Suriye'nin ise hiç katkısı yok. Su talebinde ise,Türkiye yüzde 13,Irak yüzde 83,Suriye'nin yüzde 4 oranındadır.

Fırat ve Dicle Nehirleri "sınıraşan sular" tanımı içerisinde yer almaktadır. Kullanımındaki dengesiz talepler; ne karşılıklı görüşmeler yoluyla ne de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndan geçirilen "Uluslararası Su Hukuku" na dayandırılarak sorununun çözümü mümkün görünmemektedir. Fırat ve Dicle nehirleri ile diğer tatlı su kaynaklarımızın (sınıraşan- sınır oluşturan) ciddi sorunlar yaratamaya gebe gibi gözükmektedir. Başta Fırat ve Dicle olmak üzere Türkiye tatlı su kaynakları konusunda komşuları ile adeta pimi çekilmiş bomba gibidir. Hele dünyanın gelişmiş ülkelerinin gelişmişlik düzeyi olarak tarım ve gıda da kendine yeterliliği ölçü aldıkları yüzyılımızda su apayrı bir önem arz etmektedir...

Bu nedenle; Türkiye'nin bu konu da zaman geçirmeden, öncelikle, sınıraşan ve sınır oluşturan su kaynaklarına sağlıklı çözümler üretebilecek,dünyada diğer benzerleri gibi "Su Enstitüsü" veya "Su ve Su Hakları Araştırmaları Merkezi" türünden bağımsız ve çok disiplinli yapılanmaları derhal oluşturmalıdır. Daha sonra da tatlı su kaynaklarımızı kalıcı bir çözüme kavuşturacak politikaları hayata geçirmelidir.



Devam edecektir

 
sayfa başına dön