|
|
Bush'un Saddam Takvimi
ÖZGEN ACAR
Önümüzde Irak bağlantılı ilginç bir takvim var.
11 Eylül: Yarın terör saldırısının 1. yıldönümü. Terör kurbanları ağıtlarla anılacak. Bu duygusal ortamda Usama bin Ladin 'in Bağdat ile ilişkileri hakkında yeni varsayımlar öne sürülecek. Daha birkaç gün önce Ladin'in baş ''kamikaze'' si Muhammet Atta 'nın Bağdat'ta Irak Başkanı Saddam Hüseyin ile görüştüğü bile öne sürüldü.
12 Eylül: ABD Başkanı George W. Bush BM Genel Kurulu'nda yapacağı geleneksel açış konuşmasında, başta Irak'a askeri harekât olmak üzere Afganistan ile Filistin'deki teröre karşı diplomatik destek arayacak. Konuşmanın ana hatları ile saldırının stratejisi hafta sonunda Camp David'de buluştuğu tek destekçisi İngiltere Başbakanı Tony Blair ile birlikte hazırlandı. İkilinin Irak'ta etkin bir silah denetim sisteminin kurulması için ( ''zamanla sınırlı uyarı'' anlamında bir diplomatik sözcük olan) ''ültimatom'' vereceklerinden söz ediliyor. Kimilerine göre bu süre dört haftayla sınırlı olacak. Ancak gerek uluslararası desteğin sağlanması, gerek bölgeye askeri yığınağın yapılması için dört hafta yeterli olmayacak.
22 Eylül: Almanya seçimleri Bush için önem taşıyor. Başbakan Gerhard Schröder 'in, değil askeri harekâta destek vermek, Kuveyt'teki birliklerini geri çekeceğini açıklaması Bush'u zorluyor. ABD Başkanı, Alman seçimlerinin sonucunu bekleyecektir.
4 Ekim: ABD Kongresi 5 Kasım seçimleri için son oturumunu yapacak. Kongre çoğunluğunun değişiminin söz konusu olduğu bir ortamda Bush'un bir askeri müdahale kararı çıkarmak istemesinin bir kumar olacağı yorumu yapılıyor. Şahinler, Körfez Savaşı'nda Kongre'nin verdiği olurun bugün de geçerli olduğunu, yeni bir olura gerek olmadığını söylüyorlar.
3 Kasım: ABD'nin ''stratejik ortağı'' , Irak'ın komşusu, İncirlik Üssü'nün bulunduğu Türkiye'deki seçim de önem taşıyor. ''Irak'a saldırıda Türkiye'de Başbakan olmayı istediğini'' açıklayan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ile siyasal örgüsünde İslamiyetin ağırlık taşıdığı AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan 'ın yaklaşımı arasında tam 180 derecelik değişken bir seçim sonucu ABD için belirsizlik yaratıyor.
6 Kasım: Afganistan'da, Filistin'de Müslümanları karşısına alan ABD'nin 5 Aralık'a kadar sürecek İslamiyetin kutsal ramazan ayında Irak'a saldırıya geçmesi karşısında var olan Müslüman cephenin daha da genişlemesine yol açacaktır. Ayrıca, 24 Kasım'da Amerikalıların en çok önem verdikleri, tüm aile bireylerinin bir araya geldikleri ''Şükran Günü'' de bu döneme rastlıyor.
25 Aralık: 2002 yılı takvimi, Hıristiyanların kutsal Noeli ile noktalanmış oluyor. Bu olgular göz önüne alındığında ABD'nin Irak'a saldırısının 2003'ün başlarına sarkması kaçınılmaz olacaktır.
Bush'un Irak'a saldırı kararının olurunu bu süre boyunca Kongre'den de, BM'den de geçirmek için yeni çabalar göstereceği anlaşılıyor. Kongre, saldırıya olur verse bile Bush'un BM Güvenlik Kurulu'nda zorlanacağı biliniyor. Bu zorluğu aşmak için Irak'ın kimyasal, biyolojik, nükleer silah yapımını yerinde inceleyecek BM denetçileri konusunda ''uzlaşmaz'' izlenim yaratması, ABD'nin de bu konuda puan toplayıcı strateji izlemesi gerekecek. Bir başka deyimle, barışa üç aylık fırsat tanınmış oluyor.
ABD'nin petrol-silah sarmalı
''Küresel gangster'' Bush'un, bütün bu yollar denendikten, olasılıklar tüketildikten sonra yine de Irak'a saldırı hedefinden geri dönmeyeceğini, şu anda başlamış olan yığınak ortaya koymaktadır. Acaba Bush ile şahinler Irak'a saldırı isteğinde neden bu kadar ısrarlılar? Sorun, yalnızca Irak'taki biyolojik, kimyasal, nükleer silah yapımını engellemek mi? Yoksa...
Ortadoğu-Orta Asya haritasına baktığımızda, ABD'nin henüz denetleyemediği petrol alanlarının başında Irak'ın geldiği görülür. Afganistan olayı ile Orta Asya'ya giren ABD, ilk aşamada Saddam'ı devirip ardından da Irak petrolünü denetlemek istiyor. Saddam, ABD sanayisine gerekli ucuz petrol için bir engeldir. ABD, Saddam'ın devrilmesi sonrasında, eğer istediği bir kuklayı Bağdat'a getirebilirse, Irak petrolünü de denetimi altına almış olacaktır. Bush'un gözlerinin 3-5 yıl sonra İran'a dönmesini söylemek de bir kehanet olmayacaktır.
ABD'nin petrol çıkarlarını korumaya yönelik tehdidinin bölgede yarattığı cadı kazanın etkisi ile yöre ülkeleri de silahlanmaya önemli paralar ayırır oldular. Yapılan harcamaların önemli bölümünün ABD silah patronlarının cebine gittiği, bu girdilerin ekonomi çarkını döndürdüğü de unutulmamalıdır. Merkezi Stockholm'de olan Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü
(UBAE), Körfez Savaşı'ndan bu yana (1991-2001) tarihleri arasında bölgedeki silah harcamalarını 612 milyar dolar olarak açıkladı. Listenin başında Suudi Arabistan 207 milyar dolarla geliyor. Onu 89 milyar dolarla İsrail, 87 milyar dolarla Türkiye izliyor. Öteki ülkeler ise İran 66, Suriye 46, Kuveyt 36, Mısır 26, Umman 21, Birleşik Arap Emirlikleri 18, Ürdün 7, Yemen 5, Bahreyn ise 3 milyar doları silah pazarında saçmışlar. Bu oluşumlar, petrol-silah sarmalına dayalı Amerikan ekonomisinin bölgeye yine huzur vermeyeceğini açık bir gerçek olarak ortaya koymuyor mu?
Savaş provası-yığınak başladı
Bush'un, sanki Kongre'den de, BM Güvenlik Kurulu'ndan da Irak'a saldırı için ''olur'' almışçasına hareket ettiği gözleniyor. Pentagon'un bölgede bir yandan yığınak yaptığı, öte yandan da bu ülkeye savaş uçakları ile bomba yağdırdığı haberleri gittikçe yoğunlaşıyor.
İngiltere çıkışlı haberlere göre, ABD-İngiltere hava birlikleri geçen hafta içinde Irak'a son dört yılın en büyük saldırısını 100 uçakla gerçekleştirdi. Uçaklar, Suriye sınırına yakın yöredeki bazı temel hedefleri bombaladılar. Amacın, ileride yapılacak ana saldırı öncesinde Irak savunma gücünde, özellikle radarlarında gedikler açmak olduğu; bu tür hava saldırılarının, aynı amaca yönelik olarak, uçuşa yasak bölgelerde süreceği bildirildi.
Bu uçuşların saldırıyı yapacak pilotlar için savaş eğitimi olduğuna da dikkat çekiliyor. Amerikalı, İngiliz pilotlarının kuzeyde 36., güneyde 33. enlemlere kadar olan yöreyi artık çok iyi tanıyorlar. Amerika ile İngiliz uçaklarının 1992'den bu yana 300 bin kadar uçuş gerçekleştirdikleri, bunun 265 binin güneyde, 33 bin kadarının da İncirlik çıkışlı olarak kuzeyde olduğu açıklandı. Bu savaş uçaklarının Irak hava sahasını ''patikaya'' çevirdikleri de kabul ediliyor. Marttan bu yana Kuveyt'e 8 bin, Katar'a 4 bin Amerikalı Oman'a ise 5 bin İngiliz askerinin gönderildiği, bir sava göre de Türkiye'deki Amerikan asker sayısının 7 binden 25 bine yükseldiği, komando yığınağının başladığı duyuruldu.
Pentagon'un doğruladığı bir habere göre ilk aşamada iki dev kargo gemisi kiralandı. Bu gemiler, Hint Denizi'ndeki Diego Garcia İngiliz deniz üssüne, zırhlı araçlar, helikopterler, uçak motorları, yedek parçaları taşıyor. Pentagon sözcüsü ''Bu ikmal gizli bir yığınak değildir'' dedikten sonra ''saldırının her an olacağı ya da kesinlikle olacağı anlamına alınmaması gerektiğini'' de sözlerine ekledi. Bir başka haberde ise Kuveyt ile Katar'daki üslerde 37 dev deponun 115 M-1A1 Abrams tanklarının, 60 N-2A2 Bradley savaş araçlarının, 100 zırhlı personel taşıyıcılarının, 25 havan, 20 adet 155 Howitzer topları ile doldurulduğu bildirildi. Amerika'nın saldırıyı çok ani yapacağı öne sürülüyor. ABD'nin gözünü, göğüs göğüse bir kent savaşı korkutuyor. ABD istihbaratı, Saddam'ın savaşı çölde değil; kentlerde, özellikle Bağdat'ta, kabullenip daha çok Amerikalı askeri öldürmeye yönelik bir savunma planının peşinde olduğuna inanıyor. Bağdat'ta 5 milyonluk bir nüfusun varlığı, sığınaklar ile çeşitli kaçış-gizlenme yollarının bulunuşu, hava saldırısında kentteki ABD askerlerinin yaşamlarını tehlikeye sokması Vietnam kompleksli Pentagon'u düşündürüyor. Saddam ''ABD ile İngiltere şeytani güçler olarak Irak'a gelebilirler, ancak dönüşlerinde sırtlarında tabutlarını da taşıyacaklar'' diyor.
|
|
|