|
|
Türkiye 2.
Savaş Kıskacında
ÖZGEN ACAR
On beş yıl önce New York'ta, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin BM Daimi Temsilcilik Binası önünde Dışişleri Bakanı Eduard Şevardnadze ile Türk meslektaşı Mesut Yılmaz 'ın görüşmesi sonrasında yapacakları açıklamayı bekliyorduk. İki bakan ''Sovyet bakanın Ankara'ya geleceğini'' açıklamakla Ankara-Moskova görüşmesinin ''olumlu'' geçtiğini de söylemiş oldular. O gün, oradaki gazetecilerden biri Şevardnadze'ye ''Günün birinde Moskova'nın, size karşı savaş tehdidinde bulunacak bir ültimatom verebileceğini hiç düşündünüz mü?'' diye sorsa, herhalde meslektaşlarınca ''üşütük'' damgasını yerdi. Ne garip bir dünyada yaşıyoruz! O gün akla hayale gelmez bu soru bugün gerçek oldu. O tarihte Moskova'nın çıkarını koruyan Şevardnadze, bugün Moskova'nın boy hedefi.
Türkiye'nin komşusu Gürcistan'ın 723 km'lik en uzun sınırı Rusya iledir. Çeçenistan'ın yalnızca Gürcistan ile sınırı bulunuyor. Tiflis, Moskova'yı ayrılıkçı Abhaz'ları, Moskova da Tiflis'i Çeçen ayrılıkçıları korumakla suçluyor. Ruslara göre Çeçen ''teröristler'' Gürcistan'ın dağlık bölgesi Pankisi Vadisi'nde konuşlanıp buradan Rusya'ya sızarak terör eylemlerinde bulunuyorlar. Ortodoks Hıristiyan Gürcüler Pankisi Vadisi'nden ayrılınca buradaki boşluğu Müslüman Çeçen ayrılıkçıları doldurmuştu. Amerikalıların savına göre El Kaide militanları da burada eğitim görüyorlardı.
Moskova'ya göre Tiflis, bu konuda gereken önlemleri almıyor, Çeçenlere göz yumarak yataklık yapıyor. Bu yerel savaş yaklaşık üç yıldır sürüyor. Gürcüler, Rus uçaklarının ülkenin hava sahasına girerek kendi toprakları içinde Çeçen hedeflerini bombalamasına tepki gösteriyor. Rusya, Ağustos'ta yoğunlaşan bu hava saldırıları ile yetinmeyip Gürcü topraklarında Çeçen ''teröristlere karşı sınır ötesi sıcak izlemeyi'' de istiyor. Bu arada ABD, Gürcü güvenlik güçlerini eğitmek amacıyla Amerikalı subayları yöreye göndererek Kafkaslar'a da adımını atmış oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı George W. Bush 'un, gerekirse Irak'ta Saddam Hüseyin 'e karşı tek başına bir askeri harekât yapacağı yolundaki uluorta uyarısını fırsat bildi.
Putin, daha akılcı bir yaklaşımla BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Güvenlik Kurulu'nun 15 üyesine birer mektup göndererek BM'nin 51. maddesinde öngörülen ''nefs-i müdafaa (yaşamsal savunma)'' hakkını kullanarak Gürcistan'da harekete geçeceğini bildirdi. ''Gürcistan somut önlemler almazsa bu ülkede konuşlanan Çeçen teröristlere karşı Rusya gereken önlemleri alacaktır'' sözleri bir ''ültimatom'' olarak yorumlandı. Ordusuna ''terör kamplarının ne olursa olsun yok edilmesi'' emrini verdi. Savunma Bakanı Sergei İvanov ise saldırı hedeflerinin birkaç gün içinde saptanacağını söyledi. Rus Parlamentosu'nun iki kanadı da Pankisi Vadisi'nde yapılacak askeri harekâta ''olur'' vereceğini açıkladı. Böylece, Türkiye'nin güneydoğu sınırında Irak'a ek olarak kuzeydoğusunda Gürcistan sınırında da savaş tamtamları çalmaya başladı.
Moskova'yı avcunun içi gibi bilen Şevardnadze ise bu ''ültimatom'' u ''kabul edilmez, telaş içinde alınmış bir karar'' olarak tanımlarken, ''dehşete düştüğünü'' de söyledi. Ayrıca, 11 Eylül'de bir TV söyleşinde ise ''Anlaşılan Rus ordusunun Çeçenistan'ı Gürcistan topraklarından arkadan vurmasına izin vermeyişimiz Moskova'yı kızdırmış olmalı'' dedi. Şevardnadze, adlarını vermediği bazı Rusların ''Çeçenistan'daki savaşı Gürcistan topraklarına sıçratmak istemekle'' suçladı. Ardından da ''Büyük bir ülkenin başkanı tehdit ediyorsa iş ciddi demektir'' diye ekledi. Rus Parlamentosu'nun eski Başkanı Ruslan Hasbulatov 'dan ''Tüm Kafkaslar'ı patlatmak mı istiyorlar? Sorunu Moskova yarattı, neden Şevardnadze'yi suçluyorlar?'' sorusu ile Gürcü Başkan'a destek geldi.
Şevardnadze, cumartesi günü Putin'e bir mektup göndererek, Moskova'nın tehdidine şiddetle karşı çıktı, ''Neden Rusya önce kendi topraklarındaki (Çeçenler) savaşçıları silahtan arındırıp huzuru sağlamıyor'' sorusunu sordu. Bununla birlikte gerekirse Moskova'da görüşme kapısını da açık bıraktı.
Mektuptan bir gün önce Rus Parlamentosu enerji sıkıntısı içindeki Gürcistan'a verilen elektriği kesme konusunu bir tehdit olarak görüştü. Geçen kış Moskova 90 milyon dolar borç nedeniyle Tiflis'in doğalgazını kesmişti. Gürcülerin Ruslara elektrik borcu 40 milyon dolara ulaştığı, bütçedeki 572 milyon dolarlık açıkla bu borçların ödenmesinin olanaksız olduğu biliniyor.
Çarşamba günü Şevardnadze, Bakû'da Türk Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Azeri Başkan Haydar Aliyev ile Bakû-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı'nın temel atma töreninde buluştuğunda Kafkaya'da çalan yeni savaş tamtamlarını da görüşecek. Türkiye'de gemi kaçıran, otellerde turistleri rehin alan Çeçen teröristlerinin Türkiye topraklarını kendi eylemleri için kullanmalarından Ankara'nın memnun olmadığı bir gerçek. Ancak, cezaların uygulanmasında bazı göz yummaların olduğu kamuoyumuzun dikkatinden kaçmıyor. Uluslararası gözlemciler temkinli Putin'in gerçek niyetinin, veto edeceğini söylediği ABD'nin Irak'a askeri müdahalesine ''olur'' deme karşılığında Çeçenistan'da ödün koparma amacını taşıdığı görüşündeler.
Almanya seçimlerinde Avrupa kaderi
Avrupa Birliği'nin yakın siyasal geleceğini 22 Eylül'de sandık başına gidecek 61 milyon Alman seçmen belirleyecek. İki ay önce sağcı bir koalisyonu gösteren seçim ibresinin, şimdi kesinlikle yine iktidardaki solcu koalisyona doğru kaydığı görülüyor. 18 yaşından büyük Alman seçmenleri ile birlikte yaklaşık yarım milyon Türk kökenli seçmen de pazar günü sandık başına gidecek.
Son üç yılın en yüksek işsizlik oranının (yüzde 10, Doğu Almanya'da yüzde 14) yaşandığı, 4 milyon işsize sahip Almanya, 2002 dünya rekabet kıyaslamasında 49 ülke arasında 47. sırada geliyor. Bunun da nedeni, Almanya'nın, Avrupa'da çalışana en çok tatil veren, en yüksek emekli aylığı ödeyen, en donanımlı sağlık olanakları sağlayan bir ülke olması gösteriliyor. Kapitalist bir ülke olmasına karşın ulusal gelirinin yarısını devlet etkinlikleri oluşturuyor.
Toplumsal demokrat Başbakan Gerhard Schröder 'in yüzde 41'lik oyu erimekteyken Doğu Almanya'da yaşanan son yüz yılın en büyük sel felaketinde gösterdiği olağanüstü başarının dengeyi bir anda değiştirdiği gözleniyor. Başbakan'ın 10 milyar Avruluk ivedi yardımın yanı sıra çevre sorunlarına önem vermeyen rakibi Hıristiyan Demokrat Parti'nin adayı Bavyera Başbakanı Edmund Stoiber 'e doğanın bir cezası tanımlamasının da iktidara yardımcı olduğu söyleniyor. Sel, çevreye önem veren iktidar ortağı Yeşiller'e de oy kazandırıyor. Ardından, Stoiber'in, ''Almanya'nın en büyük müttefiki ABD'nin Irak konusunda BM'de yalnız bırakılmaması'' siyasasına karşılık ''hiçbir biçimde Washington'un desteklenmeyeceğini, gerekirse Kuveyt'teki Alman tanklarının da çekileceğini'' söyleyen Schröder'in, kamuoyu araştırmalarında yeniden yüzde 41'lik oy düzeyine yükseldiği saptandı. Stoiber'in, rakibinin ''Birkaç oy uğruna en büyük müttefikini sattığını'' söylemesi ise Başbakan'ın şansını daha da pekiştirdi. Ayrıca, Stoiber'in iktidara gelirse hükümetin çıkardığı yeni göçmenlik yasası ile yabancıların Alman toplumuna uyum yasalarını iptal edeceğini söylemesi de ülkedeki yabancı kökenli seçmenlerde tepki oluşturdu. Örneğin Türk seçmenlerin yüzde 70'inin Schröder'e, yüzde 17'sinin Yeşiller'e oy vereceği belirlendi.
Alman seçimlerinin artık fotofinişle belirlenmeyeceği belli olurken, sonucu Brüksel'deki AB karargâhının da dört gözle beklediği bir gerçek. 10 Doğu ülkesinin AB üyeliği ile ilgili genişleme kararı Alman seçimlerinden dolayı buzdolabında dondurulmuştu. Ayrıca tarım reformu, AB bütçesinde denklik, ortak bir siyasal sığınma siyasasının izlenmesi gibi konular da ekim ayında AB gündeminde öne çıkacak temel sorunlar arasında yer alıyor. Kuşkusuz Kopenhag Doruğu öncesinde Türkiye'nin istediği takvimi de Alman seçim sonucu belirleyecek.
Almanya seçimlerini Irak savaşı etkilerken, sınırındaki bu savaş hakkında Türkiye'deki 20 partinin liderlerinden çıt çıkmaması ise insanı şaşırtıyor.
Cumhuriyetten alınmıştır
|
|
|