|
Su - 4
Abdullah AYSU
4-Uluslar
arası su tekelleri
Uluslar arası su tekelleri suyun özelleştirilmesi
planlarını hızlı bir şekilde hayata geçirmek için uğraşıyorlar.
Dünyada içme suyu kaynaklarının gittikçe
azalması, bunun en önemli nedeni. Dolayısıyla su sektörü karlı
bir pazar haline geliyor. Sendikalar ve diğer örgütler başka
alanlardaki özelleştirmeler gibi suyun özelleştirilmesine de karşı
çıkıyorlar. Ama,IMF ve Dünya Bankası’nı arkasına alan su
tekelleri bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Çünkü; IMF ve Dünya
Bankası kredi verme koşulu olarak özelleştirmeyi dayatıyor. hükümetler
tarafından uygulanan IMF ve Dünya Bankası
’güdümlü’
ekonomi politikalar önce belediyelere verilen kaynakları kısıyor,piyasada
kredi bulmaya zorluyor. Kredi bulamayan belediyeler ellerindeki
kaynakları özel kesime devretmek zorunda kalıyor. Bunu yaparken
de paravan yerli firmalar ya da doğrudan yabancı sermaye devreye
giriyor. Başka bir deyişle IMF ve Dünya Bankası politikaları ülkeleri
önce kredilere muhtaç hale getiriyor sonra da ellerindeki
kaynakları özel sektöre devretmek zorunda bırakıyor.
GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) hükümlerine
göre hizmet ticareti bildiğiniz gibi 11 dala ayrılmıştı. Su
yatırım ve ticareti de su
iletim sistemleri,enerji ve atık
su işleme başlığı
altında düzenlenmişti. Bu başlığın içeriği ise
devletin su alanını özel kesime devretmesi şeklinde düzenlenmiş,
buna uymayan ülkeler için yukarıda anlatıldığı gibi IMF ve Dünya
Bankası devreye girmekte,bildik yöntemlerle sorunu uluslar arası
su tekelleri lehine çözmektedir.
Dünya çapında suyun özelleştirilmesi
konusunda bir model olarak gösterilen “Alman
Modeli” ni bir Alman sivil toplum örgütü olan WEED
inceledi. Özelleştirmede izlenen yolu ve böylece suda dönen
oyunları gözler önüne serdi. Bu araştırmaya göre; Çabuk ve
geçici tepkiler veren ülkeler Alman tekellerinin başlangıçta öne
çıkmadığını, ulusal firmaları öne çıkardıklarını, ana
firmanın arka planda kalarak,
halkın tepkisini almadan pazarı ele geçirdiklerini açıkladılar.
WEED’
in araştırmalarına göre;
-Tekellerin bu faaliyetine çeşitli yarı-resmi
Alman kalkınma örgütleri de ideolojik olarak destek vermiş.
-Yeniden İnşa için Kredi Kurumu, Teknik
Alanında Ortak Çalışma Topluluğu gibi örgütler Peru’dan
Montenogra’ ya, Arnavutluk’tan ve Namimbia’ ya kadar birçok
ülkede faaliyet gösteriyormuş.
-Namibia’ da 19 milyon Euro’ luk Alman
kredisiyle yapılacak sulama, içme suyu ve arıtma tesislerinden
kazanılacak paranın miktarı ve bu sayede Almanya’nın ülke üzerindeki
egemenliğinin ne boyutlara ulaşacağı şimdilik bilinmiyor.
-Alman sermayesi, “Alman
Su İttifakı” adı verilen bir kuruluş oluşturarak planlı
bir şekilde su pazarını ele geçirmeye çalışıyorlar. İnşaat,
teknoloji ve enerji tekellerinin bir araya geldiği “ittifak”
bütün ülkelerdeki su projelerini kendine hedef seçiyor.
WEED
’in araştırmasında, gelişmekte olan ülkelerde su tesislerinin
halkın denetiminde olması gerektiğini, suyun kar aracı haline
getirilmesiyle çevre korunmasının ve yoksulların su ihtiyacının
giderilmesinin pratikte ortadan kalkacağı da ifade ediliyor.
Suyumuza da göz
koydular...
Özelleştirme
sonrası su fiyatlarının öncesine göre artması, işletmelerde
çalışanların tasarruf gerekçesiyle işten atılması,(Türkiye’nin
yabancısı olmadığı) birçok eylemi beraberinde getiriyor.
Sudaki özelleştirmenin sonuçları
ortaya çıktıkça tepkiler de yoğunlaşıyor. Bunun giderek farkına
varan halklar sokaklara
dökülerek tepkilerini gösteriyor. Yaşamsal öneme sahip olan su
kaynaklarını korumak için, dünyanın birçok ülkesinde çeşitli
tepkiler gösteriliyor.
Tepkiler;
-İspanya’nın Barcelona şehrinde 450 bin
kişi suyun özelleştirilmesine karşı yürüdü. Portekiz’de
baraj projesiyle bir yerleşim alanının suyun altında kalması ve
su dağıtımının özelleştirilmesine karşı halk ayaklandı. Güney
Amerika ülkelerinde su dağıtımının tekellere devredilmesiyle
fiyatların aşırı artmasına karşı kitlesel eylemler yapıldı.
-Güney Afrika’da sendikalar su tekeli Suiz
Ondeo’nun pazarı ele geçirip su tesislerini özelleştirmesine
karşı greve gittiler. Çeşitli halk inisiyatifleri ve gençlik örgütlerinin
katıldığı eylemler sonunda hükümet herkesin temel su ihtiyacının
ücretsiz karşılanacağı sözünü verdi.
-Bolivya’nın Cochamamba şehrinde belediyenin Dünya
Bankası’nın zorlamasıyla su işlerini Aguas del Tunari adlı
tekele devretmiş. Özelleştirme sonrası
su fiyatlarının üç katına çıkması karşısında
sendikalar,çevre ve gençlik örgütleri güçlü
eylemler,protestolar düzenlemişler. Devlet Başkanı Hugo Panzer
olayları polis ve jandarma şiddetiyle bastırmaya kalkışmış
sekiz kişi hayatını kaybetmiş. Ama protestoların artması
sonucu belediye Aguas del Tunari’ şirketini çıkartmak zorunda
kalmış.
Bütün bu gelişmeler dünyadaki su savaşının
giderek kızıştığını gösteriyor. Su savaşları
bir yandan halklara yönelik sürdürülen bir savaş diğer
yandan da tekeller arasındaki savaş olarak karşımıza çıkıyor.
Eh...Birde sınıraşan ve sınır oluşturan sular nedeniyle
ülkeler arasında olası savaşlar... Çok karmaşık gibi gözüküyor
değil mi? Yok bizim açımızdan o kadar karmaşık değil. Ya da
en azından olmamalı. Çünkü; ortada bir tek gerçek var.
Suyumuza da göz koydular...
Gelişmiş
ülkeler suyu sanayiye, az gelişmiş ülkeler suyu tarım alanında
kullanıyor...
En fazla su kaynaklarına ve su teknolojisine sahip
olan ülkeler gelişmiş sanayi ülkeleri. Bu ülkelerde suyun yarısı
sanayide harcanıyor. Gelişmiş ülkeler kişi başına daha fazla
az gelişmiş ülkeler daha az su tüketiyor. Kişi başına günlük
kullanım : Orta Avrupa’da 300,Güney Kaliforniya’da 3000 litre
arasında değişirken, Afrika, Asya,Latin Amerika ve Doğu
Avrupa’da su kıtlığı çekiliyor. Suyun üçte ikisi tarım
alanında kullanılıyor. Bu bölgelerde Örneğin sahil bölgelerinde
kişi başına günde en fazla 30 litre su düşmekte, gecekondu
semtlerinde ve yoksul kırlık kesimlerde temiz su bulmak neredeyse
olanaksız. Birleşmiş Milletler,2015 yılında temiz sudan mahrum
insan sayısının yarı yarıya azaltılmasının hedeflendiğini
belirtiyorlar. Bunun gerçekleşebilmesi için yapılacak yatırım
tutarı 180 milyar dolar civarında. Ama bugün yapılan yatırım
azami 70-80 milyar dolar.
Sadece suyun bölgesel dağılımı dengesiz değil,suya
uluslarası tekellerin el atması, yine uluslar arası tekellerin
suya ve çevreye karşı sorumsuz davranması
sonucunda;
-
Dünya
çapında 1.2 milyar insan temiz su kullanamıyor,
-
2.5
milyar kişi ise kanalizasyon sisteminden yoksun yaşıyor,
-
İçme
suyuna atık suların karışmasıyla yılda 5 milyon kişi salgın
hastalıklardan ölüyor,
-
2025
yılında en az 1.2 milyar insanın su sıkıntısı çekeceği
belirtiliyor,
-
Yine
2.4 milyar insanın banyo ve tuvaletten mahrum yaşayacağı ifade
ediliyor,
-
Günde
6000 çocuk kirli su nedeniyle ölüyor.
Bütün olup bitenlerin karşısında uluslar arası su
tekellerinin kılı kıpırdamıyor, dünyada ki suyunun paylaşımı
konusunda ise kendi aralarında kıyasıya bir savaş sürdürüyorlar.
Örneğin; Fransız su firması Suez/Ondeo bu alanda en hızlı
olanlardan birisi,kendi verilerine göre,130 ülkede 190 bin kişi
çalışıyor ve yıllık kazançları da 32.5 milyar dolar. Su
pazarında şu an etkin olan firmalar şöyle: Vivendi (Fransa),Thames
Water/RWE (İngiltere- Almanya),Amerikan Water Works (ABD) ve E.On/Gelsenwasser(Almanya)
Yine VEED’ in yaptırdığı bir araştırmaya göre
,özelleştirme sayesinde 2010 yılına kadar ağırlıklı olarak
Asya , Afrika ve Latin Amerika olmak üzere 26 milyar dolarlık yeni
bir pazar açılacak.
Suyun özelleştirilmesine sadece azgelişmiş ülkelerde
değil,aynı zamanda gelişmiş ülkelerde de başlandı.
Avrupa ülkelerindeki özelleştirmeler ve Yeni
Zelanda’daki AB dayatmalı özelleştirme girişimleri henüz özelleştirmelerini
yapmamış olan ülkelere özelleştirme sonrası için önemli ölçüde
ışık tutmaktadır. Avrupa ülkeleri ile Yeni Zelanda’da ki
durum:
İngiltere
1989 yılında İngiltere’de su ve kanalizasyon sektörü
tümden özelleştirildi. Suyun kalitesi ise yüzde 40 düştü. Su
fiyatları iki kat arttı. Bu zamlar sonucunda 2 milyon kişi su
faturalarını ödeyemez hale geldi ve 12,500 evin suyu kesildi.
Fransa
Fransa’da büyük şehirlerde su işleri özel firmalara
devredildi. Kırsal kesimler ve küçük yerleşim alanlarında ise
hala bu hizmeti belediyeler veriyor. Özel firmaların su fiyatları
belediyelerin su fiyatlarının yüzde 30 üstünde. Bu nedenle özel
ve kamu kurumlarının hizmetleri ve bu hizmet karşılığında
talep edilen fiyatı halk açık seçik görebiliyor.
Hollanda
Ekonomi Bakanlığı ve belediyelerin karşı çıkmalarına
rağmen Hollanda hükümeti su işletmelerinin özelleştirilmesini
yasakladı. Hükümetin karşı olması özelleştirmeye karşı
olan tutumundan değil, içme suyuna mikrop karışması nedeniyle
halkın özelleştirmeye büyük tepkisinin olmasından kaynaklanıyor.
Ancak Hollanda da kısa bir süre içinde su işletmelerinin özelleştirileceği
hükümetin çıkardığı bir raporda bu alanın iyi kar getireceği
ve Alman tekellerinin tekliflerinin cazip olduğu belirtiliyor.
Almanya
Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Alfred Tacke,Berlin’de
yapılan bir toplantıda üç ana neden ileri sürerek su işlerinin
özelleştirilmesini savundu. Birincisi; Avrupa’da bu alandaki özelleştirme
öylesine ilerlemişti ki,Almanya’nın el değmemiş bir ada
olarak kalması olanaksızdı. İkincisi; su kullanımındaki azalma
ve masrafların artması,kamu yönetimlerini zorlamaktaydı. Üçüncüsü;
su pazarı Alman Ekonomisinde önemli bir rol oynuyordu.
KAYNAKLAR
-
Prof.
Dr. Türkel Minibaş, Su: Yabancı Sermayenin Yeni Gözdesi – Gözucuyla
Köşesi –27 Mayıs 2002 Cumhuriyet Gazetesi
-
Tarım
ve Yaşam Dergisi-S,5- Su Kullanımı ve Önemi- Türkiye Tarımcılar
Vakfı Araştırma Gurubu –1998-T.T.Vakfı Yayını
-
Ceylan
Orhun, Su için ‘sulu’ politikalar-31 Ağustos 2002-
Radikal Gazetesi-
-
Prof.
Dr. İlhan Avcı – Yüksek Mühendis- Bahattin Yanık-Su Kongresi
ve Sergisi’97 ,İstanbul –Bildiriler Kitabı- Sınıraşan ve Sınır
Oluşturan Su Kaynaklarımız,S,7-TMMOB,MMO İstanbul Şubesi
-
Şule
Yıldırım- GAP Bölgesinde Sulama- Tarım ve Yaşam
Dergisi-s,7-1999-T.T .Vakfı Yayını
-
Abdullah
Aysu- Türkiye’de Tarım Politikaları- Özgün Yayınları- 2001
-
Ergin
Yıldızoğlu- GlOBALpolikültür-Köşesi,Su ve Serbest Piyasa-
28.08,2002 –Cumhuriyet Gazetesi.
|