|
|
Apaçık
Tasfiye
Sayın Deniz Baykal ilginç bir seçkin.
Siyasetçi duruşu yanlış, bilimci görüşü doğru.
3 Kasım sonucuna koyduğu bilimsel teşhis, tasfiye.
Katılmamak mümkün mü ?
Süreci bile dehşetli bir hesaplaşma.
Neylesin Türkiye insanı ?
Seçkinlerine bir türlü anlatamıyor.
Oysa önümüzdekinin ipucu geçen seçimde.
Çok uzak sayılmaz.
Şöyle bir anımsayın.
Sayın Baykal, Ecevit'i. Sayın Yılmaz'la, Çiller birbirini. Kerîm devlet Erbakan'ı tasfiye etmek istiyordu, değil mi ?
N'oldu ?
Çiller'le Yılmaz çaptan düştü.
Baykal'la Erbakan ıskartaya çıktı.
Sonuçta Erbakan tabelâdan düştü... Baykal istifa etti.
Ama partileri yerel yönetimlere tutunmuştu.
Refah'ın yerine Fazilet geçti. Sayın Kutan'ın başkanlığı... Sayın Erbakan'ın üfürüğü... Seçmeninin inadıyla anamuhalefet oldu.
Çiller'le Yılmaz ise, fırsatlardan yararlandı.
Biri koalisyonun toplumsal çoğunluk eksiğini tamamladı. Diğeri Fazilet'in kapanmasıyla anamuhalefet boşluğunu doldurdu.
Ve böylece 18 Nisan 1999 hesaplaşması yarım kaldı.
Çünkü toplum, o seçimde hem tuzak bozmak... Hem kanat ya da başat partilerini belirlemek zorunda kalmıştı.
Oysa 3 Kasım öyle değil.
Çaptan düşeni... Oyunbozanı... Ben halâ varım diyeni ortalıkta. Bu hüllelerin bir bölümünü yargı bozdu.
Cin mollalarının Âyet yerine icmâ'yı (Açıklama isteyene not ; Şeriatta sorunlar varsa âyetle... Yoksa Hadis'le... Olmadı kıyasla... O da yoksa, çoğunluk oyuyla çözülür. Hukuk devletinde ise, önce Anayasa, sonra yasaya bakılır.) geçirmeye izin vermedi.
Erbakan'la, Erdoğan'ın tasfiyesi yargı eliyle gerçekleştirildi.
Ama Yılmaz'ın sayın Cem, Özkan, Derviş'le sayın Bahçeli ve Ecevit'i tasfiye hevesi 3 Kasım'a kaldı. Elbet bunlara bir başka kös dinleyen sayın Baykal'ın tazelenen eski tutkusunu da eklemek gerek.
Gerekince de 3 Kasımın tasfiyeyle sonuçlanması kaçınılmaz.
Görünen o ki halk, 12 Eylül defterini 20 yıl sonra kapatacak.
Yazık !..
Bu gerçekleşirse Türkiye seçkinlerinin genel ayıbı olacaktır.
Çünkü toplumu yönetmek ve yönlendirmek onların harcıdır.
Ve bu yüzden refah ve mutluluk kadar, açmazlarla tasaların da asıl ve gerçek sorumlusudurlar. Çünkü demokratik hukuk devletini gerçekleştirmek de, yozlaştırmak da uyarı, karşıtıyla onların elindedir.
Ne kadar basit değil mi ?
Hepi topu karşı düşünceyi, (Düşünceyi ama, kalkışmayı değil. O başarırsa yasal, başaramazsa suçtur.) düşman sayacağına, rakip görerek tartışma bilgi, birikim ve beceriyle iknâ sanatı.
Yâni gerçek demokratın bekâreti.
Eylem bir yana bilinçaltında zedelense ayıp !..
Kimse bilmese, sahibi bilir.
Ve demokrasiye alan yerine, zedelenene kılıf hazırlar.
Ama boşuna !..
Başı kokan balık nice süslense yine de yutulmaz hale gelir.
Tıpkı bu günlerde, 12 Eylülün lime lime dökülmesi gibi.
İsterseniz sağlaması elinizde.
Şu soruların yanıtını vererek başlayın.
İlk söz seçkin işadamlarımızın...
Çünkü demokrasi, öncelikle sınıf çatışmasını önleyerek en çok onların işine yaradığından burjuva düzeni sayılır.
50'li yıllarda başlayan devlet desteğini, "Devletin malı deniz, yemeyen domuz," açgözlülüğüne kurban edeceklerine, dünya çapında rekabetin dayanağı yapsalardı... Ayıplarını örtecek her komplonun piyonu mu, önleyicisi mi olurlardı ?
Yanıt isterim.
Başta bilimcisi sayın Deniz Baykal, seçkin siyasetçilerimiz...
Doğan her siyasal boşluğu... Örneğin darbenin kapattığı partiler yerine, icazetli parti kurmak... Örneğin kapatılmış bir partinin yasal yöneticileri ortadayken mirasına konmak... Örneğin yasal yöneticinin güvenlik ya da sağlık nedeniyle devre dışı kalmasından yararlanmak gibi, doldurma fırsatçılığı yerine... Ya ülkenin kalkınması... Toplumun gelişmesi şu, şu ilkelerin yaşama geçmesiyle mümkündür. Bunu da ancak ben gerçekleştirebilirim sabır ve erdemiyle yeni parti kursa... Ya kıran kırana fikir tartışmaları sonunda bulunduğu parti yönetimine gelselerdi, düzeltme halkın üstüne yıkılır... Hesaplaşma 20 yıl sürer... Dokunulmazlık gereksinimi baraj dehşetine düşürür... Dayatma, hile ve karışıklık yarışı başlar... Ve tasfiye, kurunun yanında yaş ya da safı da yakar mıydı ?
Kendini her kesimin seçkini sayan herkes kendine sorsun.
Ödevini tam yapmışsa ölçüt elinde.
Siyasal gökyüzünün kargaşasından kurtulmanın yolu belli.
Güçlü bir iktidarla, güçlü bir muhalefet.
Açığı geleneksel merkez sağ ve sol kanatlarının oluşması.
Son çalkantılar gösteriyor ki, siyasal seçkinlerimizin çoğunda jeton düştü. Ama geç düştüğünden, debelenmeleri yeri göğü inletiyor.
Ama boşuna.
Artık demokratik tasfiye yetkisi seçmenin elinde.
Ve öyle görünüyor ki o, bunu pek güzel yapacak.
Çünkü hile, oyun ve çabalara karşın, gerçek sola bakmasını bir türlü sağlayamadığımız her seçmenin anımsayacağı son 10-15 yılda siyasal tutarlığını koruyabilen en az iki parti çıkar.
Kan izine karşın MHP... Zan tozuna karşın DSP desem, hak vermez misiniz ?
Elbette fikirlerimiz öznel.
Ama sosyalistsek, görüşümüz nesnel olmalı.
Ne dersiniz ?
Haklı mıyım ?
O zaman, belleğinizin bir köşesine yazın.
3 Kasım tasfiyeyi tamamlarsa, kanatları bunlar oluşturur.
Biz de merkeze adam gibi nasıl muhalefet edilir, gösteririz.
|
|
|