Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 



BİR GÜN HERKES 
ÇANAKKALE OLAY 
OKURU OLACAK!

Halil NEBİLER


Şimdi kalkıp; "Bir gün herkes Çanakkale Olay okuru olacak!" desem, ne dersiniz?

Üstüne yeminler etsem... 

İnanmazsınız, değil mi? Çünkü, "herkes" diyorum. Mümkün mü herkesin Çanakkale Olay okuru olması? Olay belki bir gün herkese ulaşabilecek duruma gelecek, ama birileri de beğenmeyecek, okumayacak.
Ama ısrarla bunu söylersem, bu ne anlama gelir?
Birincisi benim yalancı olduğum, ikincisi (ki bu daha vahim) herkesi salak yerine koyduğum.

Bu yüzden ben bunu söyleyemem, beni bir kaşık suda, ne suyu "tüü yalancı" diye bir kaşık tükürükte boğarsınız, haklı da olursunuz.
Ama adaletinizi seveyim...

Ben söylersem olmuyor, Zafer Mutlu "Bir gün herkes Vatan okuru olacak" deyince bööyle bakıyor, tepkinizi göstermiyorsunuz. Sizi göz göre kandırmasına, sizi salak yerine koymasına izin veriyorsunuz.
Üstelik, gazete en iddialı olduğu günde, yani ilk gününde, ben de onların yalancısıyım, sata sata 300 bin satmış. İlk gün herkes reklamların etkisiyle meraktan alır. Sonrasında ne olmuş, yalan söylemeyeyim, bilmiyorum ama 300 bin rakamıyla o kadar övündüler, o kadar övündüler...
Hayır...

Bunu söyleyenler, bu rakamla bu kadar gurur duyanlar bir zamanlar Haldun Simavi'nin Günaydın'ının yazı işleri sorumlularıydılar Rahmi Turan'dan sonra, ve Günaydın o zamanlar 600 binden aşağı satmıyordu. Şimdi Haldun Simavi tutup, "Zafer, bana bu kadar tiraj verseydin seni anında kovardım" ne diyecekler?
Ha!.. Diyeceksiniz ki; bu yazmaya değecek kadar önemli bir olay mı?
Önemli valla...
Bakın, 1980-1990 arasında Hürriyet-Milliyet-Cumhuriyet-Günaydın-Tercüman basının bel kemiğiydi, arada Son Havadis kaynardı, kimi zaman Demokrat, Politika gibi sosyalist ya da sosyaliste yakın solun gazeteleri olurdu. Hep az satan ama hep konuşulan Aydınlık'ı, MHP'nin yayın organı olan (bak şimdi adını anımsayamadım) gazeteyi de sayın... İki elin parmakları kadardı ve baskı-dizgi tekniklerinin getirdiği zorluğu da hesaplarsanız belli bir tirajı vardı.

Şimdi her bir grubun üç-beş gazetesi var... Bayi önünde yanlış gazete alabiliyorsunuz çünkü hepsi birbirine benziyor. Hepsi televizyonların reklam desteğini arkalarına alıyorlar, tiraj ne kadar? Hemen hemen aynı.
Uçak mı vermediler, çanak çömlek mi? İktidarları mı tehdit etmediler, "Cavit, gel seni bakan yapalım" diye rüşvet mi teklif etmediler. Tiraj arttı mı? Hayır.
Tiraj, bir gazetenin halka ulaşmasıdır. Halka ulaşabildiler mi? Hayır.
Neden?
Çünkü halk kendi derdinde, onlar kendi derdinde. 
Ben Zafer Mutlu'yu tanıdığımda cebinde beş kuruşu olmayan ama taş çatlasa 75 kilo bir şahıstı. Şimdi dünyanın parası ve dünyanın kilosuyla çıkıyor insanların karşısına. Tabi insanların karşısına derken sizin, benim değil, Koç'un, Dinç'in, Aydın'ın karşısına. Peki o kadar para ve o kadar kilo neyin karşılığı.
Yozlaşmanın, yozlaştırmanın.

Sen bir zamanlar gericiliğin boy hedefi Sabiha ve Zekeriya Sertel'in gazetesi Tan'ın isim hakkını alıp insanların eve sokmaya utandığı bir porno gazete yaparsan, sen bir zamanların ilericiliğinin sembolü Vatan'ı alıp kendi deyiminle "yumuşak Sabah" yaparsan, olacağı bu.
"Gazeteci olarak benim görevim para kazanmak ve patronuma da para kazandırmaktır" dersen, olacağı bu. 
Sen gazeteyi yazı işleri masasında değil, viskili tavla partileri sırasında yaparsan, olacağı bu.

Gece senin yemek yediğin lokantanın kapısına, o geceki yemeğin parasına bir ay çalışan muhabiri dikersen, olacağı bu.
Sorun Vatan ya da diğer gazetelerde değil. Bu olmadığı için de örneğin Doğan Grubu, grubun gazetecilik ilkelerini ikide bir belirleyip duruyor. Gazetecilik ilkeleri o grubun, bu grubun toplantı salonlarında belirlenmez. Gazeteciliğin varolduğu yüzyıllar boyunca yoğrula yoğrula oluşur. Oluşan bu ilkeler İletişim Fakültelerinin ilk sınıfında okutulur ve bunu beceremeyeni ikinci sınıfa almazlar.

Gazetecilik bir kamusal görevdir. Gazeteci olmak taraf olmaktır. Tarafsız gazeteci olmaz. Gazeteci olmak, sömürücü holdinglerin, parababalarının karşısında, halkın yanında olmaktır. Gazeteci olmak, demokrasiyi yerle bir edenlerin karşısında demokrasiden yana olmaktır.
Gazeteci olmak, gazeteyi boyalı bir kağıt parçası olmaktan çıkarıp, onun sayfalarının ve sütunlarının arasındaki haberlerin bir insan yüreği gibi pır pır atabilmesini sağlayabilmek demektir. 

Yapabiliyor musunuz?
Hadi oradan. Yapsaydınız halk sizi okurdu. Yetmiş milyon kişiye 300 bin gazete satmakla övünmezdiniz.





 
sayfa başına dön