|
|
ÇİMDİK
Düello
Hay ağzına sağlık Taha Yasin Ramazan !..
Fernand Braudell uygarlık serüveniyle güneşin devrini eş tutar.
Yâni doğudan... Adı sanıyla Çin'den başlatır... Ve Hindistan... Mezopotamya, Mısır, Girit, Atina, Roma diye sıralar.
Ama ona gelinceye (Marx'la Engels de içinde.) Onu görmezden (Çağdaş Marksistler de içinde.) gelince de uygarlık Aristo sayesinde ilkin Atina'dan... Sonra bilim adına Girit, Mısır ve biraz da zorla Sumer'e dayandırıldığından, Mezopotamya'dan öteye götürülmemişti.
Çağdaş şavalakların yüce Tanrısı ABD.nin, iflâh edemediği şeytanı(!..) Saddam'ın yardımcısı, imdadımıza yetişti.
Savaş tamtamlarının, ödlek yürekler içinde gümbürdediği bir demde. Jülyen takviminin Üçüncü Binyılının şu ilk günlerinde, Tevrat mezmuru benzeri gürledi de, neyin ne olduğunu anladık.
Teslimiyet bilinçaltının derin koyaklarında çoktan bitirdiğimiz bir savaşın, daha başlamadığını... Eğer başlayacaksa, ya Calud'un karşısındaki Davut gibi teke tek başlamasını... Ya ABD.yi yöneterek savaş diye tutturan başta Buş, bütün kovboylarla, savaş gerekçesini hazırladığı varsayılan Kırk Haramilerin karşılaşmasını istedi.
Bu doğu anlamında cenk... Batı anlamında düello önermekti.
Meydan okumanın gerekçesine katılmamak mümkün mü ?
Sopayı hakedenlerle, sopa çekecek olanlar karşılaşsın.
Yönetilmekten gayrı suçu olmayan ABD ve Irak halkları... Sınır ya da ticaretin dostluk ve barışı dışında bağı olmayan ilişkili halkların tedirginliğine de acı çekmesine de gerek kalmasın.
Dünyaya efendilik taslayanla, aykırı davranan veya başkaldıran teke tek mi olur ? Bakanları, komutanlarıyla birlikte mi? Karşı karşıya gelsin. İsviçre benzeri yansız bir ülke seçilsin. BM Genel Sekreteri Kofi Annan son kalana hakkını teslim eylesin.
Olsun bitsin !..
Şahinlik taslayanıyla, güvercin donuna bürüneni !..
Cevap isteriz !..
Savaş yandaşlarına, barışı dayatmanın daha iyi yolu var mı ?
ABD Olimpos'unun bütün tanrıları gülüp geçmişler !..
Neden ?
Birincisi sıkmıyor !..
İkincisi çok daha çarpıcı.
Tarihin her döneminde caniler, diyeti mazlumlara ödetmiştir.
Değil mi ?
Öyleyse uygarlık beşiği Mezopotamya'nın Şeytanı bile, çağdaş uygarlığın meleğinden akıllı demez misiniz ?
Derseniz Çinli Sun'un ; "Savaş vicdanın değil, aklın sanatıdır," özdeyişi kavlince ; Saddam'ın oğul Buş'u da baba Buş'un hüsranına uğratacağına inanın.
Varoş Turizmi
Anket vurgunu CHP.nin ayakları suya eriyor.
Seçim 3 Kasım'da !..
Yâni 4 hafta sonra.
Bu ne demek çimdikçiler biliyor. CHP bilmiyormuş.
Bilmediğinden anketlerin seçimi erteleteceğini sanıyormuş.
1 Ekimde son hamle de tükendi.
3 Kasımda seçim kesinleşti.
Sanal seçimin sanal iktidarı AKP de... Sanal muhalefeti CHP de şallak mallak ortada kaldı.
Hani varoşlarda AKP ile CHP.den başkası yoktu ?
Varmış ki, AKP mahalle komiteleri kurmaya davranıyor... CHP varoş turizminde yer kapmaya.
Neymiş efendim ?
TÜSİAD'ın 500 oyunu, patronların parasıyla çarpıp cebe atan... Ve orada seçmenin yüzde beşine... Yâni 2 milyona katlama üstâdı Kemal Derviş 2 Ekimde parayla oyun bağdaşmadığını farketmişmiş !..
Çünkü varoşlar sel olup akmıyormuş.
Eh dağ yürümezse, tavşan yürür buyrulmuş.
Hem zaten Katrin yenge de, nereye gitse duyduğu, (Dicle'yi, Fırat'ı aklında tutamadığından, Amazon gibi dingin ve durgun... Niyagara benzeri çağıldayan,) varoşları görmeyi pek istiyormuş.
En bir büyük zenginlerin, en bir leziz sofralarında ağırlanmış... En bir pahalı otellerin en bir suit dairelerinde konaklamış... Ücreti ağır gelince en bir mûtenâ semtin rahat akraba evine sığınmış saygın yengemizi... Gâh deli boran olan... Gâh sarı çiçek kokan... Gâhi ağıt yakan, gâhi halay tutan varoşlara götürmek doğru değil ya !..
Turist velinimetimizdir !..
Bakarsınız elişi halı kilim alır da, bir faydası dokunur.
İlk Gidecek Kim ?
İki seçimin arası ne güzeldir.
Yum gözünü... Aç ağzını...
Her varsayım mübâh !..
Gönlün dilerse (A) partisini başa getir... Canın çekerse (B)yi.
Nasılsa yalapşap da olsa bir hükümet vardır.
Nasılsa ifadesi olmasa da, düşünme özgürlüğü tamdır.
Ama sandık meydana çıktı mı, sanal hesapların, sanal sonuçları gerçeğin denek taşına çarpar.
Ayarı uygunsa, sananı âbâd eder. Uymazsa inananı da berbât !..
Kanıt ortada.
Seçim kesinleşince, mızrağa çuval, minareye kılıf aranmakta.
Sen öyle san !..
Sanal illüzyonistler çoktan âbâd oldu, diyen yaşasın !..
TC nasıl değerlendirirseniz değerlendirin seçimsiz olamaz.
Bunda Ahmet aldı oyuna, Mehmet aldı koyuna gitti, diyelim.
Üç, bilemediniz dört yıl sonraki seçimde neyler ?
Üçbuçuk yıl öncekinde manüplasyon yapanlar nerde ?
AKP.yle CHP barajı aşamazsa, ilk gidenlerin Tayyip'le Baykal olacağını sananların aklına turp suyu.
İlk giden Tarhan Erdem olacak.
O geçen seçimde öteki gözbağcılar yerle bir olurken, bir tek
MHP.nin yükselişini görebildi diye bu seçimde gözde.
Ve ağzından çıkan, iki seçim arası yasa.
Oysa anket manket fos !..
Seçmen oyu vicdanına göre verir.
Öyleyse sonuç için vicdanına bakmalı.
Ne var ki çok angut, vicdanının yerine cüzdanını koyduğundan, gerekince şaşkın ördeğe dönüyor.
Ve olmayanı, olanla değiştirmek istiyor.
Bunun, medyumlar üretmesinden doğal ne sonucu olabilir ?
Yerli-yabancı cüzdan sahiplerinin son medyumu Tarhan Erdem.
Seçim sonucunu merak eden her cüzdandan, her hafta... Belki de haftada birkaç kez artık insafı neye elveriyorsa aldığı, 20-25 bin dolarlar nanay !.. Bir daha gelmemek üzere uçaçacak.
Tayyip'le Baykal'ın sırası ondan sonra.
Herkes haddini bilsin !..
Ustalarla Çaylaklar
3 Kasım yaklaştı.
Saflar ayrışmaya başladı.
TÜSİAD.ın ustaları üçer beşer CHP.ne girmeye başladı...
MÜSİAD.ın çaylakları beşer onar AKP.ne.
İkame sektöründen gelip imalât sektörüne karışan KOÇ ve benzerleri değil ama.. İmalât sektöründen gelip ikâme sektörüne geçen Sabancı... Ya da hep orada kalan Eczacıbaşı benzerleri.
Kendilerini çağdaş, lâik ve uygar sayanlar CHP.ni seçiyor.
Dindar ve muhafazakâr görenler yallah AKP.ne.
Bilmeyiz bu girişimler aylardır estirilen sanal iktidar furyasının foyasını, herkese açık etti mi ?
Halâ tereddüdü olana çimdiği bizden.
Ağalarla beyler CHP ve AKP diyorsa, fukara anketçilerin başka sonuç çıkarması mümkün mü ?
Tabanı yarık köylü.. Pabucu delik işçi... Kıçıkırık esnaf... Ceketi yamalı emekli sürüne sürüne gider oyunu verir.
Oysa ağalarla beylerde, anketin envâını yaptıracak para gani.
Eh, ne diyor Hâce Nasreddin ?
Parayı veren düdüğü çalar.
Çalar da, sonunda oyu çalabilir mi ?
İşte orası bilinmez.
Bilseler, ağalarla beyler de zırnık koklatmaz ya !..
Ecevit'in Şapkası
Dünyada çok zor iş vardır.
Ama kendini rakibine övdürmek hepsinden daha zordur.
Ecevit'e Bravo !..
Giderayak bunu da başardı.
Hem de toplumun nefesini tutarak izlediği yayınlar yoluyla.
Yâni duyduk duymadık demek olasız.
Kan izine bulaşsalar da, uzun siyaset geçmişine sahip ve kısa sürede ondan çok şey öğrenen
MHP.liler bir yana.
Onlar bazen pek militan.
İpin ucunu kaçırıyorlar.
" Ecevit'in şapkası yüzde 10 oy alır... " Pek inandırıcı değildi.
Ama daha dün işe yaramaz diye onu ıskartaya çıkarma hurûcu eyleyen
YTP.liden... Ağzını beceriksizliğini ilân için açan AKP.liye... Gece yatarken 33, sabah kalkarken 99 kez istifasını dileyen
DYP.liden Miras umuduyla ölümünü bekleyen CHP.liye herkes, Ecevit'in büyük devlet adamlığını öve öve bitiremeyince, bir an duraksadık.
Ve kendimizi, aptallıkla damgalanmış yüzde 60'ın içine koyup aptalca da olsa düşündük.
Siz yüzde 40'ın içine koyup düşünün.
Onu sandıkta tasfiye etmeye sıvanan bunca genç, diri, iri, güçlü, akıllı, yetenekli seçkinin ağızbirliğiyle büyük devlet adamlığına yemin kasem eylediği Ecevit'i mi seçersiniz ? Onlardan birini mi ?
Biz bütün aptallığımızla, olimpiyatlara atlet değil, devlete adam seçmek gerektiğinin farkındayız. Siz yüzde 40 bütün seçkinliğinizle adam değil, yarışçı mı seçeceksiniz ?
O zaman yeri aydınlık olsun Aziz Nesin'in aptalı kim ?
Yine biz miyiz ?
Arafat'ı Mecnun Eylemek
Bağnaz'ın eline güç geçmemeli.
Kendini anında cehennem zebaniliğine atayıverir.
İnanmayan Şaron'a bir baksın.
Dişinden tırnağından kan akmakta.
Bütün dünya dehşet içinde. Ama adama da, benzerleriyle destekleyenlere de vız geliyor.
Çünkü o hem seçilmiş bir başbakan. Hem eski bir general... Ve hem de, bağnaz bir din mücahidi.
Öyle olunca da, kendini Tevrat'ın resûlü sayması doğal.
4 bin yılın öcünü alacak.
Ama ne "çıkış"ı engelleyen firavunlar kaldı çağımıza. Ne sürüm sürüm süründüren Asurlu... Ne de tespih tanesi gibi dağıtan Hititliyle, ülkesinden kitle halinde süren Romalı.
Bağnazın güçlüsüyle, Yeniçeri Ağasının cahili aynıdır.
O İsa'yı Yahudilerin çarmıha gerdiğini öğrenince binbeşyüz yıl sonra önüne gelen ilk Yahudiyi falakaya yatırır.
Davut'la özdeşleşen Şaron neylesin ?
Calut diye Arafat'a saldırır.
Bvaşkasından yediği tokatın acısını, ondan çıkaracaktır.
Çıkarır da !..
Ama yetmez. Bir de çöllere sürüp Mecnun eyleyecektir.
Yobaz, Mecnun'un kaç bin yıldır yaşadığını ne bilsin ?
|
|
|