Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


  
Apaçık

Fırsat

Aracı, tefeci haklı !..
3 Kasımda varlık-yokluk kavgası veriyor.
Çünkü Türkiye ekonomi-politiği dehşeti dayattı.
Son 20 yılda ivme kazanan 50 yılın alışkanlığı neydi ?
Devlet, toplumsal kaynağı tek elde toplar... İster geri dönüşsüz kredi, deyin... İster, vergi iadesi... Prefinansman... Permi... Prim... Ya da aklınıza gelen her türden destek yoluyla sevgili kullarına aktarırdı.
Bununla toplumun üst gelir kesimi oluşur. Küresel soygunun ya aracısı... Ya acente-esnafı olarak üretim merkezinde değeri 3 olan mal ya da hizmeti halkına 10'a satarak evrensel soygunun haramisi haline gelir... Kendi yeryüzü cennetinde, o kapıyı açanlarla elele vur patlasın, çal oynasın yaşardı. 
Kıbrıslı soydaşlarımızla Kürt kardeşlerimize çok şey borçluyuz.
Biri kendimize gelmemizi sağladı. 
Öteki tek kanala akıtılan kaynağı böldü.
Bir bölümü GAP'a gitti... Bir bölümü teröre.
GAP bir ucuyla da olsa devreye girdi... İsyan kanla bastırıldı.
Ve alışılmış emme basma tulumbanın foyası meydana çıktı. 
Hüneri toplumun ancak yüzde 20'sine refah sağlayabilmekmiş. 
Ama o süreçte Anadolu ve Trakya üretim-tüketim ilişkisini öğrenmiş... Geleneksel hammadde dışsatımına, mamûl meta eklemeyi başarmış... Ve işin ilginci, altyapı gereksinimi... Yâni besin, giyim ve barınma üretiminde küresel boyutlara tırmandırmıştı.
Elbet bir çırpıda bütün çarçuru karşılayacak geometrik düzeyde değil. Her ay bir öncekinden.. Her yıl geçene göre daha fazla aritmetik dizgede artırmış... Bunun karşılığında hem ulusal kaynağın yeni ortağı olmuş. Hem rekabetin gereği Anka Kuşu'nun alanını daraltmıştı.
Bu toplumsal ikilem... Yâni bir yanda gak deyince et... Guk deyince su sunulan gelenekselleşmiş ikameci kesim... Diğer yanda kendi etini kendi yağında kavurarak gelişme mucizesini meydana getirmiş imalâtçı kesim, 1900'lü yılların sonuna gelindiğinde Türkiye ekonomi-politiğine, yapısal değişimi dayatıvermişti.
Aydınının "etrâk-i biidrâk" sandığı üretici halk, 1999 seçimini fırsat saydı. İkâmeci kesimce dışlandıkları için diyetsiz iki partiyi... DSP ile MHP.ni ardarda sıraladı. 
Ancak kafa karışıklığı toplumsal desteğin yarıyı aşmasını engellemiş... Yapısal değişimi eskinin en zayıfı ANAP mızıkçılığıyla başlatmayı dayatmıştı. 
Bilmem bilgelerimiz ne düşünür ?
Bence IMF, alacağı tehlikeye düşmüş banka bahanesi.
Artık geleneksel hammadde dışsatımına, 10 katı mamûl meta ekleyerek zayıf... Yetersiz... Değersiz, (30-35 ve gelecek yıl 40'ı aşması olası, milyar dolar ne kadar değersizse...) sayılsa da ucun kıyın emperyalist ilişkilere bulaşmış bir üretici sınıfın, hem ulusal kaynak aktarımından pay... Hem içpazarda üstünlük... Hem egemenlik isteği doğasının gereğidir.
Doğruysa iki bence daha.
1999 seçiminde, ulusal kaynağı tek kanala... Küresel soyguna aktarma sabıkalıları çoğunluk sağlasa da ortak hükümet kursa... Ve alışmış kudurmuştan beterdir fetvasınca bildiğini okusaydı... Çok olasıdır ki, 20 milyar dolarlık dış satımlarla henüz gelenekselin on katına erişemediğinden zayıf Anadolu ve Trakya endüstrisi çöker... Devlet de ister istemez iflâs bayrağını çekerdi.
Diyetsiz iki parti 1999 seçiminde yeterli toplumsal desteği... Yâni yarıdan bir fazla oyu alabilseydi... O yapısal değişimi göğsünü gere gere, hatta belki de IMF ve DB.siz yapar... Küresel soygunun musluğunu şak diye kapatıp... Küreselleşme çabasındaki üretimin çeşmesini sonuna kadar açardı. 
Oysa çoğunluğu, alışkanlığın en zayıf halkasıyla sağlıyordu.
Çaresiz dolap çevirecekti.
Sağolsun IMF dayatması !.. 
Eksik olmasın kriz şokları !..
Dışticaret istatistiklerine bir bakın.
Artan döviz kuruyla, eksilen tüketim tutkusu ikâme... Yâni dışalım, montaj, ambalaj... Yâni soygun ekonomisine 2000'den 2002 ortasına yaklaşık 40 milyar dolara maloldu.
Elbette bunun tamamı aritmetik artan üretime gitmedi... Elbette bir bölümü musluğun kısılmasıyla meydana çıkan hortumlara kapıldı. Elbette bir bölümü zayıf halkanın baskısıyla eski kanala akıtıldı.
Ama anası dışsatımın, dışalımı dengelemesinde kullanıldı.
Bu da ister istemez yapısal değişimi hızlandırdı.
Aştığı an... Yâni resmî dışsatım geliri, dışalım giderinden fazla olduğu an, zorunlu olarak gerçekleşecek durumun ipuçları belirdi.
Dışalım merkezi İstanbul zadegânına hak verin.
Elli yıllık ömründe ilk kez bedel ödüyordu.
Paniğe kapıldı.
Dehşet dayatmaya kalkıştı. 
Bankaları boşalttı. Montaj işliklerini kapattı. Binlerce emekçiyi sokağa attı. İç-dış komplolarla siyasal iktidarı devirmeye kalkıştı.
Üreten için iyi, soyguncularla goygoycular adına ne yazık !..
Hiç gücü yokmuş. 
Hem emeği boşa gitti... Hem 3 Kasımla burun buruna geldi.
Anka Kuşu'nun haddini bildiği nerde görülmüş ?
Üstyapıya bir şey yapamayınca, altyapıyı oluşturmaya kalkıştı.
Kral yapamayanın, toplum yapması mümkün mü ?
Bu âcizâne tahlil doğruysa, şaşırtmacalar avara kasnak !..
3 Kasım, ikame sektörünün son fırsatı... Ama imâlât sektörünün sağ ve sol kanatları oluşturmasının ilk fırsatı.
Sanal tatavalara kananların yolu açık olsun. 
Sözüm size sadık dostlar.
Sandıklar açıldığında yapısal değişimi başlatan DSP.yle MSP ötekilere nanik yapacak oranlarla çıkarsa şaşmayın.
Çünkü gerçek güç üretimdir.
Ve küresel çağın gereğini üretenler, ilk kez bütün ağırlıklarıyla ortaya çıkma fırsatı buluyor. 
Bunca toplumsal sessizliğin gümbürtüsü bunu haber veriyor.
Benden söylemesi.




 
sayfa başına dön