|
|
Pirim
Mahzuni
Ali
MAHZUNİ
Sevgili Canlar,
Öncelikle büyük üstadın ardından beni, onun yazmış olduğu köşeye
layık
gördüğünüz için teşekkürlerimi sunarım. Elimden geldiğince
ve fikrim yettiğince
yazmaya gayret edeceğim. Mahzuni Baba'nın da şefaatine sığınarak
ilk yazıyı siz
Dem Gazetesi dostları aracılığı ile tüm can dostlara sunmak
isterim. Himmet
Üstat Mahzuni'den gayret bizden kolay gele...
Sevgili Dostlar,
Büyük üstat MAHZUNİ ŞERİF'in aramızdan bedenen ayrılığının
bugün dört ay on birinci günü. Bu satırlar şu an parmaklarımın,
gözlerimden aldığı yaşlarla sizlere hazırlanıyor. Ben ki
pirim Mahzuni'nin hayatta olduğu dönemlerde bile onu andığım;
gerek halk içinde gerekse kendi halimde hep duygulanmış ve icrada
kısmen de olsa zorluklar yaşamışımdır. çünkü adını anmayı
bırakın fikren zihnimde hasıl olsa bile, onun aşkından ellerim
bağlanmıştır. ama bugün öyle olmayacak çünkü Baba Mahzuni
omuzlarıma çok önemli bir yükü vererek ayrıldı bu fani
meskenden.
Şunun altını çizerek belirtmeliyim ki Baba Mahzuni'nin hastaneye
düşmesinden, Hacı Bektaşı Veli topraklarına kadar olan yolculuğunda,
biz ailesinden desteklerini esirgemeyen, onun hakka yürüyüşünde
her an yanımızda olan gerçek anlamda gönül dostlarına ,menfaat
gözetmeksizin hizmet eden sevdalılarına hasılı tüm Mahzuni
canlarına sonsuz sevgilerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Üstat
hayatta iken de bu dost yapı onun tarihe mal oluşunun temel harcını
oluşturmuştur. bugün bizleri sizlere emanet, sizleri ise bizlere
gerçek gönül mirası olarak bırakmıştır. bundan ötesinde başka
şeyler arayanların da zaten bu dergahta ve bu yolda işleri olmaz.
Onun hem bel hem de yol evladı olarak ben; Mahzuni üstadın ikrar
vererek sürmüş olduğu insan hak ve hürriyetlerinin her anlamda
ve her meydan da savunucusu olarak yürüttüğü bu ulu davayı siz
yol evlatları ile yürütmeyi ve yaşatmayı kendime birinci vazife
olarak addediyorum.
Mahzuni Şerif der ki: Ben, pir elinden bade içerek ozan
olanlardan değilim. Benim gerçeğim diyalektikten gelir. Diğer
bir değişle ben, badeyi ezilmiş halkların alın terinden, anası
ağlamış insanların gözyaşlarından, ekmeği elinden alınmış
emekçilerin acısından içerek ozan olmuş bir kişiyim.
Kendini böylesine hak aşkı ile halkına adamış ulu bir şahsiyetin
sevdalılarının da bu yolda üretkenlikle insanlığın hizmetinde
olması gelecek nesillere de sosyo-kültürel anlamda çok zengin
bir miras bırakacaktır. Zaten Mahzuni Şerif'in ana hedeflerinin
başında gelen ilkelerden biridir bu. Bu görüş elbette Sadece
ona münhasır değildir ama Mahzuni, bu ilkeleri firesiz
uygulayanlar dergahında yer tutmuş, bir kamil olmuştur.
Bir de şunu belirtmek isterim ki: Ben Ali Mahzuni olarak, Babam
Mahzuni Şerif ile Musa ile asa misali, bir yolda iki yaren misali
dahası bir bedende iki can gibi yaşadık. Şu an ve sonrasıda hep
öyle yaşanacaktır. Onun ölümünü sorgulayan fesatlarda iyi
bilmelidir ki: Mahzuni Şerif tüm asırlardan kendi çağına değişerek
ama özünü bozmadan süregelmiş olan nice bozuk sistem ve yandaşlarına
kafa tutmuş ve yılmamış bir yiğit şahsiyettir. Böyle bir yapının
sahibi, üç beş tane adamın sözü ile ne boyun eğen kul olur ne
de kendini ahmakça hırpalatan divane... Mahzuni, kendi özel dünyasında
ne yaşamak istemişse bedelini ödemeyi de göze alarak yaşamıştır
bunun aksini ispata dayandıran varsa buyursun işte meydan.
Bizlere verildiği ve bizlerin bildiği kadarıyla; bilmediğine
bilirim deme,
görmediğine gördüm deme, duymadığına duydum deme. Ama bunu
bir kenara atıp ta Mahzuni adını taşıyan biz ailesine her an çamur
atmaktan geri kalmayanları siz sevgili halkıma şikayet ediyorum
çünkü bugün beni denetleyecek olan sizler iseniz bana yol verip
bu yolda beraber yürüyecek olanlarda sizlersiniz, Babam gittiyse
yerine binlerce babacan bıraktı. Benden ve biz Ailesinden tasdik
almadan verilen bilgiler bilin ki tamamı yalan ve uydurmadır. (İyi
veya kötü) halk görmez ise hak görür..
Tüm dostlara tekrar Merhaba ömrümüz yettiğince burada ve her
alanda konuşacak ve yazacağız.
Hoş kalın ve muhakkak kendinize iyi davranın sevgili canlar...
|
|
|