Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 



YARIŞMA VEYA 
GERÇEKLERİ SÖYLEME

TÜRKİYE SİYASAL YAŞAMINDA YENİ BİR KAVRAM GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Dr. Ergun GÖKNEL
 

3 Kasım 2002 Milletvekili seçimlerinde Genç Parti'nin artık göz ardı edilemez bir varlık göstermesi ile Türkiye seçimlerinde yeni yöntemlerin uygulanması gerektiği açıkça ortaya çıkmıştır. Bu yeni yöntemleri sıralamaya çalışalım.

* Yazılı ve görsel basın tarafından göz ardı edilerek hiçbir siyasal parti veya siyasal eğilimin seçim kazanmasına engel olunamaz. 

Bu gerçek ilk olarak 1989 yerel yönetim seçimlerinde açıkça görülmüştür. SHP İstanbul Büyükşehir adayı Nurettin Sözen tüm yazılı ve görsel basın tarafından yok farz edilmiştir. Gene de seçmenin büyük çoğunluğunun oyu ile Istanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesine engel olunamamıştır. O tarihteki siyasal ve toplumsal unsurlar seçim sonuçlarını yönlendirmiştir. 13 yıl sonra Genç Parti'nin benzer yöntemlerle yok kabul edilmesi de seçim sonuçlarını değiştirmeyecektir. Çünkü bu partinin uyguladığı yöntemler, varolan siyasal ve toplumsal gerçekler yok kabul edilemez.

* Türkiye'de ilk defa "siyaset mühendisliği" eksiksiz olarak uygulanmaktadır. Bundan böyle de tüm siyasetçiler tarafından zorunlu olarak uygulanacaktır.

Siyasette de "ürün yaratma ve pazarlama"nın önemi, "kamuoyu araştırmaları"nın sistematik olarak yapılması, bu araştırmalardan alınan seçmen eğilimi sonuçlarına göre seçim çalışmalarının yeniden düzenlenmesi gibi unsurlar 1986 yılından beri parça parça siyaset yaşamımızda yer almıştır. Ancak eksiksiz ve etkin bir çalışma ilk kez Genç Parti tarafından gerçekleştirilmekte ve doğal olarak, başlangıçta kimsenin düşünemediği sonuçlar elde edilmektedir. 2002 yılında Türk siyasetçileri Amerika'yı yeniden keşfetmektedirler.

* Türkiye seçmeni çağdaşlık ve yenilik istemektedir. "Değişmek" yeterli değildir.

Genç Parti'yi seçeceklerin 31.2% si kendisini genç ve yenilikçi olarak adlandırmaktadır. Yeni seçmenlerin 19.0% u Genç Parti'ye oy vereceğini söylemektedir. 18-24 yaş dilimindeki seçmenlerin 24 % ü ve 25-34 yaş dilimindeki seçmenlerin 36 % sı Genç Partiyi tercih etmektedir. Kesin olan bir gerçek varsa, o da genç ve yenilikçi seçmenin Genç Parti'nin propaganda söylemlerinden etkilendiğidir. Bu etkilenme Genç Parti'nin doğruları söylediği anlamında kabul edilmemelidir. Gene de yıllardır tekrarlanan ve yerine getirilemeyen bir özlemin alışılagelmişin dışında yöntemlerle söylenmesi etkili olmaktadır.

* Siyasi partilerin ve Milletvekili adaylarının seçim harcamalarının kaynağı açıklanacaktır.

Genç Parti aylardır süren seçim kampanyasında büyük bir maddi güç kullanmaktadır. Basında çıkan haberlere göre yapılan her miting yaklaşık 160 trilyona mal olmaktadır. Seçim gününe kadar 150 miting yapılacağı düşünülürse, yalnızca bu amaçla harcanan 25 trilyondur. Miting alanlarında dağıtılan hediyeler, ikram edilen yemek vs hesaplandığında bu miktar birkaç katına çıkmaktadır. Bu para neden harcanmaktadır ? Nereden sağlanmaktadır ? Siyasi partiler kanunu, partilerin kimlerden, ne kadar bağış alabileceklerini yazmaktadır. Yasalara aykırılık çok açıktır. Uzan Holding'in 46.yıldönümü dolayısıyla yapılan toplantıların ve şölenlerin masrafı büyük bir olasılıkla şirketlerin masraf hanesine yazılmıştır. Kısaca, vergiden düşülmüştür. Daha açıkçası bu şölenlerde yapılan harcamaları halkımız ödemiştir.

Tüm siyasi partilerin ve milletvekili adaylarının seçim harcamalarının kaynağı en ince ayrıntısına kadar sorulmalı ve yasallığı ispatlanmalıdır.

* Gerçekleştirilemeyecek işlerin seçmene vaat edilmesi siyaset hayatımızdan kalkacaktır.

Genç Parti'nin seçim söylemlerinde vaat edilenlerin ne kadarı yerine getirilebilir ? Alanlarda seçmene söylenenlerin içindeki çelişkiler nelerdir ? Göz ardı etmektense bu gerçeklerin yadsınamaz şekilde ortaya konması tek doğru yoldur. Birkaç örnek alalım:

Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın 10 Temmuz 2002 televizyon konuşmasında söylediği birkaç çarpıcı cümleye bakalım.

* "Yetki Devlette. Güç Devlette" 
* "Devlet her şeye yetişecek, herkes, her şeyi devletten bekleyecek." 
* "Evet, her şeyin çaresini devlet bulacak. Devletin asıl görevi bu... Milletin devletten beklediği de bu." 

Şimdi de Genç Parti programından aynı konuda birkaç alıntı yapalım:

* "....ekonomik kalkınma ve gelişmede bireylerin teşebbüs gücünü esas kabul eden..."
* "Devlet, ekonomik faaliyetlerin hemen her alanından çok süratli bir şekilde çekilmeli, gerçekleştiren değil, düzenleyen ve yol gösteren bir yapıya kavuşmalıdır. Devlet hiçbir ekonomik alanda faaliyet göstermemelidir."
* "Uygulamada fazlaca yararı görülmeyen, bazı durumlarda haksız rekabete dahi neden olan teşvik sisteminde radikal değişikliklere gidilmeli, hatta kaldırılmalı;çok gerekli görülen bölgesel ve sektörel teşvikler vergi politikaları ile sağlanmalıdır."
* "Devlet, ulaştırma, haberleşme, enerji olarak tanımlanan altyapı yatırımlarının öncelikle özel sektör kuruluşları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi için gerekli yasal ortamı yaratmalıdır."

Seçmene açık söylemde nabza göre şerbet verildiği açıkça görülmektedir. Asırlardır devleti en büyük güç olarak gören ve her şeyi devletin yapmasını bekleyen halk eğilimine göre söylenecek cümleler çarpıcı şekilde düzenlenmektedir. Çok az kişinin okuyacağı bilinen programda ise hemen hemen tüm siyasi partiler tarafından kabul edilmiş doğrular yazılmaktadır.

Bir de Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın meydanlardaki vaat söylemlerine bakalım:

* İl sayısı 250'ye çıkarılacak
* Her aileye Hazine arazilerinde 200 metrekare arsa verilecek (Kimin malı kime veriliyor ?)
* Her aileye 30 yıl vadeli konut kredisi.
* Her ile fabrika, herkese iş.
* İlk ve ortaöğrenimde bedava ders kitabı.
* Yiyecek maddelerinden KDV kaldırılacak.
* Asgari ücretten vergi alınmayacak.
* Her ile bir üniversite yapılacak (Yeni illerle birlikte 250'den fazla üniversite olacak )

Kendine güvenen diğer siyasi partilerin yapması gereken Genç Parti genel başkanını tarafsız bir veya birkaç televizyon kanalında açık oturuma çağırmalarıdır. Ve bu olayın gerçekleşmesi için yoğun bir kamuoyu baskısı yaratmalarıdır. Ancak o zaman gerçekler ortaya çıkabilecek ve çelişkiler anlatılabilecektir. Ancak o zaman yapılan vaatler için gerekli kaynağın nereden sağlanacağı sorulabilecektir. 

Siyasi partilerimizin seçmene gerçekleri söyleme zamanı gelmiş geçmiştir. Kendi iktidarları döneminde yapılan yanlışlar, uygulanan popülist ekonomi politikaları, özeleştiri yapılarak halkımıza açıkça anlatılmalıdır. Bu fırsat kaçırılırsa Türkiye siyasetindeki kandırmaca devam edecek ve gerçekler her zaman olduğu gibi bir kez daha seçmenden saklanacaktır. Ondan sonra da kimsenin Türkiye'de demokrasi neden gelişmiyor diye şikayete hakkı yoktur.

Siyasetin gerçeklerle yüzleşme vakti gelmiştir.

Gerçekten yerine getirilebilecek vaatlerle çağdaşlaşma yolunda ve yenilikçi programla ortaya çıkan ve uzun nefesli bir yarışmaya hazır olan siyasi parti kısa zamanda seçmenin güvenini kazanacaktır. Siyaset tarihimizde benzer örneklerimiz vardır ve ileride de olacaktır.

 
sayfa başına dön