|
|
ÇİMDİK
Perhiz ve Turşu
Ertuğrul Özkök çok yaşasın !..
17 Ekim Perşembe günü sır küpünü kırdı.
Okumadınızsa Hürriyet'i edinin ve mutlaka okuyun.
Yazdıkları pek bir önemli.
Çünkü MİT'in kendisi de içinde, yüksek medya yöneticilerine verdiği "of the record" brifingi açıklıyor !..
Durum pek bir vahimmiş !..
Başta en çok sattığı... En çok izlendiği rivâyet edilen... En bir büyük gazeteci Ertuğrul Özkök'ün başkanvekili... Yayın yönetmeni olduğu Doğan Medya organları... Basın ve yayınımız bizi bir avuç rezilin kimin şeyi kimin şeyinde belirsiz uçukluklarıyla öylesine uyutmuşmuş ki, MİT o gizli brifingi yapmasa... Ertuğrul Özkök kan damlayan kalemiyle yazmasa neyin ne olduğunu bilemeyecektik.
Cesaret ve hamiyetiyle varolsun !..
Ayyaş meyhaneciye neyler, demeyin.
Sayesinde tehlikeyi öğrendik.
Kenarın dilberiyle, sokağın külhanisi pek bir öfkeliymiş !..
Meğer başta patronları, medyamızın bütün yöneticileri... Bütün ileticileri... Bütün tüketicilerinin özendiririz sanarak sunduğu paspal Amerikan rüyâsı tele-vole kültürü, Türkiye insanında ters tepmiş.
Artık kaknemliğinden mi dersiniz ? Beceriksizlikten mi ? Yoksa paylaşılanın bir avucun dışına taşamamasından mı ?
Her neyse sabah akşam... Rengârenk ambalajlarda sunulan etini sat, köşeyi dön... "Dolçe Vita" uçukluğu seni bekliyor histerisine kapılanı da kapılmayanı da dehşetli kin duymaktaymış.
Bunun eyleme dönmesi tatlı hayatın cennetliklerinin cehenneme sürülmesi... Huri ve gılmanların zebani gazabına dûçar olması demek.
Hadi o zavallılar, taze tenlerini çaylak mirasyedilerle pörsük zamparalar yerine, zebanilere sunmaktan sakınmazlar.
Ama hafazanallah !..
Hızını alamayan lumpen takımı, sevgili patronlara bulaşırsa !..
Bu önü alınmaz salgınla, kim nasıl başedebilir ?
Medya bir an önce aklını başına almalı !..
MİT tehlikenin bütün deve çanlarını çaldı.
Yol yakınken ne yapıp etmeli... Tele-vole kepazeliklerini, yok, yoksul, yoksun... Serçeden ürkek ama karıncadan çok... Bu yüzden de pek tehlikeli kitlelerden saklamalı.
Yâni vaziyet kırmızı alârmda.
Bu, depremden beter !..
O, yoksulların hayatını yıkıyordu.
Buysa, varsıl patronlarla yöneticilerin cennetini kül eyler.
Hemen vazgeçilmeli.
Ama önce Ertuğrul Özkök vazgeçmeli, değil mi ?
I'ıh !..
O renkli basınla, ekranın en bir derin hocasıdır.
Talkını ele verir. Salkımı kendi yutar.
İnanmayan aynı günkü Hürriyet'te Ertuğrul Özkök'ün patlattığı, sağ sürmanşete bakar. Yetmezse ertesi gün Serdar Turgut'un köşesine göz atar. Olmadı Kanal D'nin düğmesine basar. Fikrî takip adına sürdürdüğü kahramanlığını seyreyler
Ve zerre kadar aklı varsa, anlı şanlı medyamızın darbecilikten, dayatmacılığa, her el attığını neden yüze göze bulaştırdığını anlar.
Çimdikçiler sakın alınmasın.
Sözüm paralı pullu... Anlı şanlı büyük patronlara.
Yanıtı kimseler duymadan, kendilerine versinler.
Kendi muhtac-ı himmet dede... Gayrıya nice himmet ede ?
Suçlu Ayağa Kalk
Seçime yaklaşık 10 gün kaldı.
Herkes meydana çıkınca, dengeler yerine oturmaya başladı.
Kartvizitinde Prof... Doç... Dr... gibi koca koca ünvanlar yazılı, bilgili, akıllı, zeki ve büyük kamuoyu araştırmacılarımıza aferin !..
Doğrusu pek bir ferasetliymişler !..
Seçim lâfı edildiğinden beri, AKP, CHP ve bir de GP tutturmuş akıldaneler, suyu görünce teyemmümün bozulduğunu anında farketti !
Meğer o namuslu, erdemli, dürüst bilginler pek bir masummuş.
İktidar yandaşları, ekonomik bunalımlardan, siyasal kargaşalara kadar her tür olumsuzluktan kendilerini sorumlu sayıyor. Bu yüzden de, seçim araştırmaları sırasında utançlarından oy verecekleri partileri dikkat ve itinâyla gizliyorlarmış.
Mübarekler sigarası elinde ateş soran köylüye el fenerini uzatan kentli. Hani o da hiç fütursuz, düğmeye basıp sigarasını sorar da kentli zadegân dayanamayıp ;
"Aptal !.. O yakmaz ki," deyince ;
"Biliyorum, pili bitsin diye bekliyorum," der ya !..
İşte o hesap. Sonunda meydan açıldı. Bunların pili bitti.
Toplum onlardan kurnazsa, koca koca bilginler neylesin ?
Onlar define avcısı değil ki !..
Gözlerine giren merteği istedikleri yöne çevirme ustası.
Mertek, her zamanki hammalları... Pardon, suçluluk kompleksi nedeniyle oyunu gizleyen seçmenler tarafından ters uzatıldı... Ve bu akıllı, bilgili, araştırmacılar çevirdiğinde yanlış hedef gösterdiyse, ellerinden ne gelir ?
Onlar o gün gördüklerini söylediler.
Seçime 10 gün kala durumun değişmekte olduğunu da gördüler.
Ve işte söylüyorlar.
Yanlışlık, suçluluk duygusuna kapılan seçmende.
Öyleyse ey suçlu !..
Aldatmaysa, daniskası onların arasında, onlara özgüdür.
Şaşırtmaysa, birbirleriyle oynadıkları evcilik.
Sen bu cici beylerle, nazenin hanımları nasıl aldatırmışsın ?
Onların her biri, beyaz batılı çoban. Sen buyruklarına verilmiş sürüsün. Haddini bilecek... İtaat edeceksin. Kırk gün tuz yalatsalar da, kavallarını üflediler mi, için yana yana berrak serin sulardan içmeden geçecek... İşaret ettiler mi, davul zurna ölüme gideceksin.
Sen nasıl olur da, önceleri onların istediği gibi dururken, seçim günü kendi istediğin gibi durur, onları zahmete sokarsın.
Tüh sana !..
Ayağa kalk da, bu beylerle hanımlar seni bir güzel yargılasınlar.
Eşkıya Hesabı !..
Sinan Aygün âlem adam !..
Esnaflığını bilen var mı bilmeyiz.
Tüccarlığı da pek ahım şahım değil ki, oda başkanı.
Ama besbelli cin olmadan şeytan çarpmakta üstüne yok.
Epeydir sesi soluğu çıkmıyordu.
Seçim yaklaşınca, bütün eşkıyaların kafasını karıştıracak cukka hesaplarıyla ortaya çıktı.
Neymiş efendim, son 3 yılda faize ödenen 100 milyar dolarla neler de neler yapılırmış.
Yapılır !..
Hem hesap doğru... Hem 100 milyar dolar çok büyük para.
Kuşku yok !.. Sinan Aygün'ün başkanı olduğu odanın üyeleri hileyle kemirmese, söylediklerinin iki katı bile yapılır.
İnandık, imân eyledik.
Ama iyi tüccar olduğu için, Ankaralı tüccarların başına geçen bu hesabı güçlü... Erdemi sağlam... Ufku geniş beyefendi, şunlara da bir açıklık getirirse, söz, bir daha çimdiklemeyeceğiz.
O 100 milyar dolar faiz, çimdikçi benzeri emekçilerin kredi olarak aldığı anapara için mi ödeniyor ? Ticaret ve Sanayi odalarının pek saygıdeğer üyelerinin aldığı anapara için mi ?
Sinan Aygün'ün Ticaret Odası, toplayıp biriktirdiği parasını bankalara faizsiz mi yatırıyor ? En yükseği verene mi ?
O bankalar o faizi ödemese, kaç yoksula daha düşük faizle borç verir ? Onların pompaladığı tüketim, kaç oda üyesinin koyu koyu düşünmesini engeller ?
Dedik ya beyefendinin hesabı çok kuvvetli.
Besbelli paranın dolaşım büyüklüklerinden de haberdar.
Hazır faiz hesaplarına girmişken, bunları da bir çıkarıverse iyi olur ya !.. Besbelli amacı üzüm yemek değil... Bekçiyi dövmek.
Yoksa, " merd-i kıpti şecaat arzederken, sirkatin söyler" misâli öyle lâflar eder... İnsanların şu tarzda düşünmesini tetikler mi ?
"Anlaşılan Ticaret Odası'nın saygıdeğer üyelerinin geleneğinde, el ayak öpüp... Her koşula razı gelerek sağlanan kredinin faizi bir yana, anasının da üstüne oturmak yazılı."
Hükümet bunu mu beceremiyor ?
Demek Sinan Aygün, borcu haraca dönüştürmenin simyasını biliyor. Eğer öyle de, dolar alacaklısından kaçmanın yollarını Cem Uzan'a öğretmezse namerttir !..
Fukara yerlilerin üstüne dış yabancılardan çarptığı dolarların faizini, halka dağıtayım da kurtulayım derken halden hale giriyor.
Üstelik encamı bizce belli.
Ama o, Türkiye seçmeninin Amerikan mahkemesinden yaman olduğunu 3 Kasım akşamına kadar öğrenemeyecek.
Elini tez tutmazsa, dağıtılan dolarların faiziyle kaç okul... Kaç hastane... Kaç köprü yapılacağının hesabını yapmak zorunda kalır.
|
|
|