Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


  
Apaçık

Halk

 Sonunda sonuna geldik.

Haftalardır seçim ve sağı soluyla partiler üzre ahkâm kestik.

Ama kayıtsız koşulsuz egemenden nerdeyse hiç söz etmedik.

Eh !..

Yeri ve sırası geldi.

Çünkü bu Pazar çok önemli.

Asıl sahip ve efendi sandığa gidecek.

Ve gelecek 3-4 yılı düzenleme vekâletini verecek.

Günlerdir vekil tutanağını kaptığı an, küçük dağları yarattığına inanan. Makama oturur oturmaz, devletlû kesilen Başbakan... Bakan... Milletvekili... Bilge... Bilgin...  Bilgiç... Molla ve müritler.. Vurguncu, soyguncu, harami takımı.. Mağdur, mazlum ve âciz tayfası. Kasası dolu, kafası boş zorba bölüğü... Cebi delik, gönlü hoş rindler heyeti de içinde, adayları gördük, bildik, tanıdık.

Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.

Kandırmak mı desem ? İnandırmak mı ?

Neyin hevesiyleyse önünüzde takla atmayanına rastladınız mı ?

Rastlamadınız değil mi ?

Hiçbir vekâlete istekli... Hiçbir makama aday değilim.

Sade ve tek oya sahip bir yurttaşım.

Tıpkı barajı aşar, yeterli oyu da alırsa vekâlet tutanağını cebine koyacak yaklaşık 11 bin aday dışındaki 42 milyondan biri gibi.

Öyleyse, popülizm başım gözüm üstüne. Cehenneminizin bütün ateşleri beni yaksın. Ama gelin, ülke ve devletin asıl sahibi. Ve gerçek efendisi şu halkı, şu dar zamanda şöyle bir inceleyelim.

İslâm mülkünü dâr-ül-harp ilân eden yobaza ayıp !..

Neredeyse 68 milyonluk nüfusunun yüzde 99.9’u Müslüman.

Lâikliği bayrak edinen utansın !..

Lâiklik Türkiye Cumhuriyeti’nin olmazsa olmazıdır.

Nedeni açık ve kesin.

Kendini çok sanan da... Çoğun ezdiği azlık sanan da yanılıyor. Çünkü, 68 milyon Müslüman’ın yarısı Sünni, yarısı Alevidir.

Bu yüzden ne zaman bir yarı baskı ve zulme cür’et eder... Öteki yarı ağıta ağaz eylerse toplumsal denge allak bullak olur.

Geçmişi tarihin derinliğinde bırakın.

Maraş’ı... Çorum’u... Sıvas’ı da saymayın...

Sanırım 28 Şubat bebelerin bile belleğinde.

Anadolu’nun doğasıyla, toplum yapısı bunu gerektiriyor.

Azıcık daha açalım mı ?

Anadolu doğudan batıya uzanan tek yarımadadır.

Dört doğal uluslararası su yolundan ikisini barındırır.

Bu niteliğiyle uygarlıklar beşiği... Aynı zamanda geçidi... Ve direndiğinde kilidi olabilmektedir.

Bilgi, birikim, yetenek, beceri yoksunluğu... Ve her türden iç ve dış komplolara karşın halâ halkının kendini yeniden üretebileceği bütün kaynaklara sahip beş-altı ülkeden biridir.

Tarihin bilinmeyen zamanlarında site meclislerine... Bugün dahi köy ya da boy derneklerinin oybirliği geleneğine sahip toplumlarından birine yurtluk eder. Haçlı seferlerinden Kurtuluş Savaşına... İç isyanlardan terör acısına kadar büyük tehlikeye miting, kongre ve ortak direnişle karşı çıkmasının altında bu miras yatar.

Başındakiler ne kadar savsarsa savsasın, çok uzun sayılmayacak sürelerde tehlikeleri savuşturmasının gizi de budur.  

Fve ne kadar iyi ki, fiziksel olanaklarıyla geçitliğin dayattığı insan ve kültür zenginliği, kolay kolay her akla sığmaz.

Sığmadığından, dünyaya nizamat veren süpergüçlerin tamamı Anadolu ve insanına bulaştıkları anda yerle bir olmuştur.

İster eski İskender... Roma İmparatorluklarına göz atın. İster eskiyen Rus, İngiliz, Fransız emperyalizmine. Anadolu dışından hangi güç ve takatte olursa olsun sınırından girişiyle, tükenişi arasındaki kısa zaman dilimi bilincinizi kamaştırır.

Buna bir de salt Anadolu’nun değil bütün Asya’nın değişmez... Değiştirilemez kamu altyapısını... Ulusal Kurtuluş Savaşının, hüsranı umuda... Cumhuriyetin kulu yurttaşa dönüştürmesini ekleyin.

Uygun ekonomi-politiğin mucizeleri... Aykırının hüsranlarından piramitler kurabilirsiniz.

Böyle bir yapının yurttaşı din mezhep, soy ırk, renk ve cinsiyet ayrılmaksızın  kayıtsız koşulsuz ülkenin efendisidir.

Öyle olduğundandır ki, ekmek kapısı deyin... Özel çıkar kaygısı sayın... Egemenlik tutkusu ya da hizmet sevdası olarak değerlendirin... Ama şu seçim sürecinin eylem ve olaylarını bir gözden geçirin.

Kaçanı kovalayanı... Atanı tutanı... Eğrici doğrucu... Yalancı dolancısıyla ister seçim bölgesinde vekil... İster ülke genelindeki lider adayı olsun, bir teki karşınıza geçip cart curt edebildi mi ?

Tam tersine.

Kapınızı çaldı. Evinize daldı. İşyerinize girdi. Lokmanıza ortak oldu. Kirli elinizi sıktı. Sümüklü bebenizi öptü.

Kendini yükseltmek için mi ?

Görücüne beğendirme hevesi mi ?

Hıyanet... Dolandırma... Aldatma tutkusu mu ?

Ne olur olsun !..

O onun erdem ya da ayıbı.

Sizi kuru yerde tuttu diye sakın alınmayın !..

Tır... Otobüs... Minibüslerin tavanlarına tırmandı. Kürsülere balkonlara koştu... Masaların, sandalyelerin üstüne çıktı. Çalgı çengi... Şarkı türkü... Masal öykü, yemin billâh en iyi ve  yararlının kendisi olduğunu anlattı ya !..

Daha ne istersiniz ?

Şurda 3 Kasıma birkaç gün var.

Sandık başına gidene daha kimbilir neler göreceksiniz ?

Öyleyse ey ülkenin ve Cumhuriyet’in sahibi, efendisi !..

Nasıl ki, o gün hüküm senin...

Sonraki zamanın bütün sorumluluğu da senin.

Çünkü vekilinin diyetini ödeyen de, ödeyecek olan da sensin.

O ücretini... Bir daha seçilmezse emekliliğini alır, kıyıya çekilir.

Ama senin öyle bir lüksün yok.

Yaşadığın geçmiş tanığın.

Ve 3 Kasım tek anın.

Sen işini bilirsin !..

Benim gibiler de gönüllü tanığın.

Yalancı mıymışız, Pazar akşamı göreceğiz. 

 

 

 
sayfa başına dön