**FBI
yöneticileri saldırının tarihini önceden bildiklerini,
ama yukarıdan emir aldıklarını, hatta işten atılma
tehditleriyle ellerinin bağlandığını söylediler. Saldırı
engellenseydi o zaman petrol ve doğalgaz yolu üstünde olan
Afganistan'a müdahale nedeni de olmayacaktı. Ardından, Irak
gibi başka petrol hedefleri de.
Prof.
Dr. TÜRKKAYA ATAÖV
Bazı
Amerikan üst düzey yöneticilerinin 11 Eylül saldırısını
önceden bildiklerine ilişkin göstergeler var. Bu kanıtlar
Irak'a müdahaleyle de bağlantılı. Gerçek şu ki, kimi
devletler, haberalma örgütleri ve önemli konumdaki kişiler,
zirvedeki Amerikalılara bilgi ve belge aktardılar. Bunlara
FBI, Fransız ve Libya istihbaratları ve Rusya'nın ayrıntılı
resmi raporları dahil.
Bilgilerin içinde Usame , El Kaide, New York hedefi, hatta 11 Eylül
tarihi de yer alıyor. Kimi FBI yöneticileri uçak kaçıranların
adlarını ve saldırının tarihini önceden bildiklerini,
ama yukarıdan
emir
aldıklarını, hatta işten atılma tehditleriyle ellerinin
bağlandığını söylediler. Usame, arananlar listesinin başındayk
en, CIA'nın onunla ''dostane'' temasları da oldu. Bu
resmi tavır 11 Eylül'ü engelleyecek konumda bir FBI yöneticisinin
istifasıyla sonuçlandı. Bu yazıda bazı örneklerle
yetinelim.
Bu
konu bir ''Usame-gate'' olayıdır. Önce ne Clinton
ne Bush yönetimi dostları Suudiler ve Pakistan'ın El
Kaide bağlantısına karşı çıktı. Hatta, CIA bu örgütü
Pakistan aracılığıyla eğitti ve her yönden destekledi.
Öldürmek bir yana, Usame'yi yakalamak bile istemiyorlardı.
El-Kaide'ye destek bugün de sürüyor.
Interpol'e
Usame'ye ilişkin ilk tutuklama isteğinde bulunan Libya'ydı.
16 Mart 1998 tarihli ve 127288 sayılı başvuruyu Lyon'a ulaştırdı.
Libya İstihbarat Başkanı Musa Kusa da Eylül 2001'de
Londra'ya gidip bildiklerini aktardı. Usame'nin izini ilk ve
sürekli sürdürenlerden biri, New York'un güvenliğinden
sorumlu John O'Neill 'di. Ne var ki, ABD Dışişleri
Bakanlığı ve onun ardında (Bush'la da sarmaş dolaş)
petrol lobisi, Usame'nin suçlanmasına izin vermedi.
Yemen'deki Amerikan Büyükelisi Barbara Bodine bile
O'Neill'in 17 yurttaşının öldürülmelerini incelemek için
bu ülkeye girmesini engelledi. Hep önü kesilen bu FBI
yetkilisi istifa etti.
Mayıs
2001'de Rusya, BM Güvenlik Konseyi'ne El Kaide üstüne ayrıntılı
rapor sundu. İlgilenen olmadı. Usame böbrek rahatsızlığıyla
Dubai Amerikan Hastanesi'ne yattığında, arananlar
listesinin başında olan bu kişiyle CIA ajanı Larry
Mitchell 12 Temmuz 2001'de konuştu; o kadar. ''Le
Figaro'' bu buluşmayı saptadı (31 Ekim 2001). Usame'yi
Suudi istihbaratının başkanı Prens Türkî el- Faysal
da ziyaret etti. Usame ise 10 Eylül'de Pakistan'daydı. Prens
Türkî de görevini 11 Eylül saldırısından iki hafta önce
bıraktı. Fransız Genel Haberalma Örgütü (DST) ile yabancı
bilgileri toplayan ikincisi (DGSE), Amerikan toprağında da
saldırılar olacağını Amerikan tarafına ilettiler.
Pakistan Haberalma (ISI) Başkanı Gen. M. Ahmed ABD Dışişleri
Sekreter Yardımcısı M. Grossman 'la 4 Eylül'de konuştu.
Aynı kişi, saldırının bir numaralı sanığı Pakistanlı
M. Atta 'ya 100ç bin dolar ödetmişti. Olaydan sonra
Gen. Ahmed görevi bıraktı; o kadar.
Eski
Mısır Dışişleri Bakanı M. Heykel 'in dediği
gibi, Usame'nin her telefonu dinleniyordu, Amerikan ajanları
El Kaide'nin içine sızmıştı. Kanada'da Küreselleşme Araştırma
Merkezi Başkanı Prof. M. Chossudovsky 'yi dinleyelim:
''Gariptir ki, en çok arananlar listesindeki kişi iki
hafta Amerikan Hastanesi'nde kalmış, CIA ajanıyla görüşmüş
ama kendini tutuklayan olmamıştır.'' Adli denetim
yetkilileri resmi İç Gelir Hizmetleri'nin İslamcı örgütlerin
kara para aklamasını görmezden geldiklerini belirtiyor.
Bunların kimileri ABD'den para yardımı da aldı. Örneğin
1998'de 4.2 milyon dolar Usame'ye ulaştı. Suudi Kral
ailesiyle İslamcı terörün bağlantısının FBI'ca
incelenmesini engelleyen de Bush'tu.
New
York Havaalanı'nda kaçırmalara müdahale edecek avcı uçakları
hazırdır. Bu olanak ikiz kuleler vuruluncaya değin işletilmedi.
Ancak, o zaman petrol ve doğalgaz yolu üstünde olan
Afganistan'a müdahale nedeni de olmayacaktı. Ardından, Irak
gibi başka petrol hedeflerine de.
Saldırı:
Hemen mi Sonra mı?
NEW
YORK - BM Güvenlik Konseyi iki gününü, sanki tüm
devletlere açık genel kurulmuş gibi, çok sayıda üyenin
Irak bunalımına ilişkin görüşlerini dinleyerek geçirdi.
Hiçbiri, Irak'ı şiddetle eleştiren yarım düzine devlet
bile, bir ara dönem ya da barışçı yollar denenmeden zora
başvurmayı önermedi. Bazıları müdahaleyi ''saldırı''
olarak da niteledi.
Uluslararası
toplum Irak'ın BM silah denetçilerini koşulsuz kabul etme sözünün
savaşsız çözüm için yeni fırsat yarattığı görüşünde.
Konuşanların önemli bölümü, 1991 ve 1999'da alınan
kararlara ek olarak, yenisinin alınmasına gerek olmadığını
bile vurguladı. Ancak uzlaşı eğilimi ağır bastı.
Bu
durumda, GK beş sürekli üyesinin önümüzdeki haftanın
ortasına doğru hazırlayacağı yeni bir karar herhalde öylesine
sözcüklerle donatılacak ki, herhangi bir askeri eylemi
onaylamayan ama elastikiyetinden ötürü isteyenin nispeten
serbest yorumlayabileceği biçimde olacak. Konuştuğum (ama
adlarını veremeyeceğim) bazı yabancı diplomatlar,
Amerika'nın saldırı peşinde olduğunu ama bu ''oyun''
un şimdilik bozulduğunu söylediler.
Yeni
koşullarda, Amerika hedefine adım adım ulaşmayı
deneyecek. İki kez konuştuğum Irak başdelegesi (ve eski
Uluslararası Hukuk Profesörü) Dr. M. El-Duri dünya
kamuoyunun bu konuda Amerika'ya karşı geliştiğini, bu koşullarda
saldırıya ''bir an önce'' geçmenin Beyaz Saray'ın
çıkarlarına uygun düştüğünü ileri sürdü. Bu görüşe
şu anda az kişi katılıyorsa da ''Los Angeles Times''
yazarı William Askin 'in dediğine bakılırsa, Pentagon'un
gizli bir raporu Amerika'nın ''beklenmeyen askeri gelişmeler''
karşısında nükleer bomba bile kullanabileceğini gösteriyor.
Irak Büyükelçisi'nin yorumu abartma olmayabilir.
Öte
yandan, adım adım gelişme gerçekçi görünüyor. Önce,
Irak'ın silahsızlanmasını denetlemekle görevli komitenin
(UNMOVIC) başkanı Hans Blix Bağdat'a gidip denetçilerin
yerinde gözlemi için zemini yaratacak. Karar tasarısının
yazılması, tartışması, kabulü ve Blix'in Irak'a gidip
gelmesi belki iki ay alacak. Onu izleyecek denetçilerin
Irak'ta her yere girip rapor hazırlamalarının da iki ay
kadar süreceği söylenebilir. Bekleme aşaması, böylece, dört
aya çıkıyor.
'Satın
alınamaz kişi' Blix
Rapor
Irak'ın BM kararlarına tam uyduğunu belirlerse, ABD'nin
silahla müdahalesi, bu yazılı değerlendirmeye karşın
daha da gayri meşru olacak. Rapor Irak'ı suçlarsa, müdahale
kapısı açılıyor demektir. Blix'in ''satın alınamaz
kişi'' olarak şöhretini anımsatmalıyım.
Amerika'nın
işi biraz daha zor. Ancak, savaştan vazgeçtiği söylenemez.
Şöyle ki: 11 Eylül'den önce yoğun konuşulan konu Bush
'un başkanlığının meşruluk derecesiydi. Ülke ekonomisi
durgunluk içindeydi. İktidarın tercihleri zengini daha
zengin, fakiri daha fakir yapıyordu. Irak'a ambargoya (komşulardan
başka) Fransa, Rusya, Çin ve Almanya da karşı çıkıyordu.
Dış politika ve askerliğin cahili olan Bush, küresel ısınmadan
Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne değin çeşitli konularda
dostlarından bile ayrılıyordu. Kamuoyu yoklamaları güven
yitirdiğini göstermekteydi. Karikatürlerde bile ''yalnız
kovboy'' imajını koruyordu.
11 Eylül ''imdat'' ına yetişti. Amerikan yönetimi bu olaydan
kaç yıldır tasarladığı küresel ekonomik, stratejik ve
askeri hedeflerini ele geçirmek için yararlanacaktı.
Afganistan savaşı yalnız bir başlangıçtı. Onu (özellikle
petrol bağlantılı yerlerde) başka müdahaleler
izleyecekti. Amerika açısından bu zorunluluk ayrıntılı
yazıların konusu olmalıdır. Ancak hepimizin omuz verişiyle
ABD'yi şimdilik duraklattığımız da bir gerçektir.
Cumhuriyet'ten alınmıştır