Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 


Yayın Yönetmeni'nden                                

3 Kasım 2002  seçim sonuçları belli oldu..

 Bu sonuç halkımızın demokrasiyi bildiğini,benimsediğini ve oy gücünü kullanarak değişiklik yapmaya muktedir olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

 Oyunu AKP ye veren milyonlarca emekçi açısından isabetli bir seçim yapılmıştır denebilir minin yanıtı hiç şüphesiz HAYIR’dır.Fakat sonucun isabetsizliği oy gücünü kullanarak  TBMM’nin neredeyse %90’nını dışarıda bırakma olgusunun değerini düşürmez

 Ve bu seçim sonucunda, medyanın bol keseden “lider” adını taktığı parti genel başkanlarının istifa etmeleri ,.en yenisi on yıllık olan bu insanların, siyaset dışına çıkmak zorunda kalmaları da son derece önemli bir olgudur.

 

TBMM’ne sadece iki parti,(AKP ile CHP) girebildi. AKP iktidar partisi CHP’de muhalefet partisi.Her ikisinin de ortak özellikleri Dünya Kapitalizmine tam entegrasyonu sağlamak ve bunun için de öncelikle Avrupa Birliği’ne ü.ye olmak. İkisi arasında temelde hiçbir fark yok. Her ikisi de seçimleri kaybetmiş olan 57. hükümetin izlediği ekonomik ve siyasi politikaları izleyecekler. Ve emekçi halk,işçisi,işsizi,köylüsü kentlisi,memuru,esnafıyla ezilmeye devam edecek,hatta belki de durumları eskisinden de kötü olacaktır.

 Dünya ticaret örgütünün kararları doğrultusunda kredi politikası izleyen Dünya Bankası ile İMF veAB’nin tüm istekleri(siz isterseniz bunu emirleri diye de okuyabilirsiniz) AKP iktidarı ve CHP muhalefeti tarafından elbirliği ile derhal yerine getirilecektir.Bunun ilk işaretleri dış basındaki yorumlardan veAB ile ABD’nin yöneticilerinin seçim sonuçları hakkındaki söylediklerinden anlaşılmaktadır.Her iki parti de kapitalizmin merkezine yeterli güvenceyi vermiştir.

 Avrupa Birliği’nin ünlü Kopenhagın kriterleri AKP’nin pek işine gelmektedir.Seçim sonrasında verilen demeçlerde hep düşünce ve ifade özgürlüğü ile din ve vicdan özgürlüklerini düzenleyen yasaların derhal çıkartılacağından söz edilmektedir.Bu da bizim post-modern  entellerimizden  destek bulacaktır.Fakat bu düşünce ve ifade özgürlüğü emekten ve insanlıktan yana olanlara yine sağlanmayacaktır.

 Yeni iktidar dönemi post-modernlerimizi bir de ULUS DEVLET belasından kurtaracağa benziyor,artık ÜMMET DEVLETİ  dönemi başlayacak.Bu bizim AB’nin eyaleti olmamızı da kolaylaştıracaktır.

 İktidarla muhalefet arasında anlaşmazlık “gardrop Atatürkçülüğü” diye tanımlanabilecek üst yapı konularında ortaya çıkabilir.Ancak bu konuda seçim çalışmaları sırasında Necmettin Erbakan ,Refah-Yol dönemini kastederek”o bizim kalfalık dönemimizdi,şimdi ustalık dönemimiz başlıyor” demişti,eğer ABD’nin deyimiyle “Ilımlı İslam”, ustalaşmışsa o konuda da sorun çıkmayacak demektir.

 Bir AKP heyeti seçimlerden önce ABD de epey uzun süren “temaslarda” bulunmuş ve kendilerini anlatmış,bu “temaslar” sırasında ABD’de de  kendisini AKP’lilere anlatmış olmalı  ki Tayyip Erdoğan ABD ile hiçbir konuda ayrı düşünmediklerini söylüyor.Bunun tercümesi ABD Irak’a saldırırken yanında “Ilımlı İslam”ın iktidar olduğu Türkiye de bulunacak demektir.Bu da silah ticaretiyle uğraşanların olduğu kadar post-modernlerimizi ve de inşaat sektörümüzü ziyadesiyle memnun edecektir.

Velhasıl_ı kelam dahili ve harici egemenlerimiz seçim sonuçlarından ziyadesiyle memnundurlar.

 Peki verdikleri oylar sonucunda egemenleri bu kadar çok memnun eden emekçi halk durumun farkında mı? Onu şimdilik,kendisini işsiz,aç,çıplak bırakanlara attığı tekme ilgilendiriyor.Gerisi sonradan gelecek, bu işler öyle boyacı küpüne daldırıp çıkartmaya benzemez...

 

 
sayfa başına dön