1966 yılında Paris'e gittiğimde çok merak ettiğim TKP Dış Bürosunu görmek için epey çaba harcadım ve sonunda tanışabildim onlarla.Öğrenmek istediğim konulardan biri de TKP'nin Kıbrıs politikasıydı.16 sayfa 3.üncü hamur kağıda basılı bir broşür verdiler,okudum.
Yunanistan'ın ENOSİS tezinin aynısıydı.Çok şaşırdım.
Paris'e gelmezden kısa bir süre önce Mehmet Ali Aybar TİP nin Kıbrıs politikasını silahdan ve askeri üslerden arındırılmış,iki toplumlu federal Kıbrıs Devleti olarak tanımlıyor ve bu Devletin Türkiye ile Yunanistan'ın garantörlüğü altında olmasını öneriyordu.
Aybar'ın açıkladığı Kıbrıs tezi Türkiye'de ve dünyada tepkilere neden olmuştu.TİP'in önerisi TC. nin o zamanki resmi görüşüne de Yunanistan'ın Enosis tezine de karşıydı. TKP'in bundan haberi yok muydu? Hayır,vardı ama onlar ENOSİS'te ısrarlıydı.Nedeni ise ada nüfusunun çoğunluğunun rum olmasıydı.Ama asıl gerçek neden Moskova'nın böyle istemesiydi.
Yıllar sonra Kıbrıs'ta olan biten olaylar ve Türkiye'nin adaya askeri müdahalede bulunması karşısında solcuların,daha doğrusu sosyalistlerin bakış açısı beni hep şaşırtmıştır.Onlara göre Türkiye ne yaparsa yanlıştır,.Adada yaşayan yüzbinden fazla Türk'ün inanılmaz baskılar altında olması hatta öldürülmeleri önemli değildir.Ve Türkiye Kıbrıs'ta işgalcidir,Derhal adadan askerlerini çekmelidir.Bu görüş,Yunanistan'ın da Moskova'nın da görüşüdür aynı zamanda.
Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakmak uzun yıllar ABD nin,Avrupa'nın, Yunanistan'ın ve Türkiye'nin işine geldiği için sürüncemede kalmıştır.Ama bu durum Türkiye'ye pahalıya patlamıştır.Kıbrıs Türklerini ekonomik olarak sürekli desteklemek bir yana bir de orada tugay büyüklüğünde asker bulundurmak nedeniyle her yıl bütçeden önemli ölçüde para harcamak zorunda kalmıştır.
Ancak Küreselleşmenin patronu ABD, dünya haritasını yeniden çizmeye kalkınca artık Kıbrıs adasının da yeni haritada yeni yerini alması gerekmiştir.Annan planı denilen dayatma aslında budur.Planın en önemli yanlarından biri Türkiye'nin ülkesini savunma stratejisini çökerterek onu ulus-devletini muhafaza etmek kaygısından bir de bu yolla uzaklaştırmaktır.
Aynı plan Kıbrıs Türklerinin artık Türkiye gibi bir güvencelerini de ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
Nasrettin Hocanın eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapması gibi bizim eski sosyalistlerin büyük bölümü de kırpılıp post-modern AB'ci oldular, kendilerini hala sosyalist diye tanımlayan bir bölümü ise küreselleşmeyi enternasyonalizm sandıklarından küreselleşmeci ve AB'ciler.Bu iki takım post-modern ve aydınlanma karşıtı "demokrat" okur-yazar takımıyla dehşet bir koro oluşturup Türkiye'nin AB'ye girmesi karşılığı Kıbrıs'ı verip bu dertten tümüyle kurtulmak gerektiği şarkısını haykırmaya başladılar.
Küreselleşmenin yeni Truva atı AKP içerde bu koroya dışarda ise icazetini baştan aldığı ABD'ye güvenerek Kıbrıs'ı vermekten yana.
Günümüzün asıl gündemi bu.Türban mürban,Devlet protokolu falan hepsi gerçeği perdelemek için uyduruldu.Bu böyle bilinip dikkatli oluna.