Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


  
Apaçık

İstiklâlle İstiskal

 Tarih, almasını bilene ne güzel derstir.

Almasını ve aymasını bilmeyene de, süreç yaşatır ve öğretir.

Örneği kendimizden.

Mondros ve Sevr istiskaldir...

Mudanya ve Lozan istiklâl.

Ve Mondros öncesi esir İngiliz generallerine torpil... Sömürgeci Fransız tacirlerine yardım... Mandacı Amerikan amirallerine destek yalvar yakarı olan... Boğaz saray ve yalılarının... Şişli konaklarıyla Adalar ve Kadıköy köşklerinin yenilmiş Osmanlısıdır.

Boyunlarına Sevr'in zilleti dolanır.

Mudanya için yalvar yakar yoksul ve yoksun İzmir'e koşanlarsa yenilmiş İngiliz, Amerika, Fransa general ve amiralleri.

Alınlarına, bugün de BM anasözleşmesi olarak dünya barışına hizmet eden Lozan'ın çelengi takılır.

Haydi o savaş ortamıydı.

Kılıç hakkı, bütün insanlık haklarının önüne geçmişti.

Barış ortamı devletlerle toplumların yazgısını değiştiriyor mu ?

Son altı ay... Son haftalar... Ve 12 Aralık Kopenhag doruğuna ulanan önümüzdeki birkaç gün tarihin tüm derslerini yaşamaya yeter...

Püf noktası açık, kesin ve basit.

Devletler için dostluk, düşmanlık duygusu değil... Yaşamsal çıkar akıl ve mantığı geçerli.

Eğer Türkiye, AB üyeleriyle ABD'nin yaşamsal çıkarları için gerekliyse, kayıtsız koşulsuz eşit ve egemen üye... Emirsiz zamirsiz stratejik ortak olmasını, onlar ister. Eşit zeminde, karşılıklılık ilkesiyle çatır çatır  ödün tartışması yaparak zamanı belirleyen Türkiye olur.

Değilse, ağzıyla kuş tutsa, bekleme odalarında zillete mahkûm...

Bu işin doğrudan bizimle ilgili onursal yanı.

Bir de, karşı tarafların çıkar akıl ve mantığına bakalım mı ?

Eğer, birinin Saddam öcüyle, petrol iştahı... Diğerinin AGSP tutkusuyla Kıbrıs hevesi güncel ve yaşamsal çıkarı değil de.. ABD.nin tüm tamtamları 11 Eylül dehşetini yurtdışına taşıma... İç muhalefeti geriletip iktidarı güçlendirme... Silâh endüstrisini geliştirme ve savaş ticaretini yaygınlaştırma manivelâsı... AB.nin tüm kasıntısı, üyelerde görülen durgunluğun, birliği sorgulama... Hatta suçlamaya başladığı bir dönemde... Genişlemeyi bir süre askıya alma, -nitekim yeni üyelerin girişi 6 ay ertelendi.- manevrâsı ise ?

Günah keçisi hazır.

Ezilen, yalvaran ve önerileri reddetmek zorunda kalan Türkiye.

Birinde istemediği için Irak savaşı... Diğerinde çok istediği için AB genişlemesi yapılamamaktadır.

Hadi canım sen de, demeden bir an düşünelim.

ABD çoğu için çağımızın efendisi !..

Bunun gereği dehşetengiz bir teknoloji devi...

Uçaklarını gökyüzünün bütün katlarında uçuruyor... Gemilerini bütün deryaların, bütün dalgalarında yüzdürüyor... Füzelerine kara taş üstündeki kara karıncanın gözünü vurduruyor.

Amma velâkin, askerini Şatt-ül-Arap çölünde yürütemiyor.

İşin varvarasında, kimseye danışmayacak kadar pervasız.

Gerçeğinde, yerine ölecek adam yoksa, o da yok !..

Ya uygarlık projemizin amacı AB n'eyliyor ?

O uygar topluluğu yönetenler.. Birinci Paylaşım Savaşı sonunda Versay zilletine Alman... Sevr rezilliğine Türkiye toplumunun yanıtını bilmesin mümkün mü ?

Schröder Junkerlikten, Chirac Rezistanstan geliyor.

Öyleyse, kapılarında nafile namazları kılanlar, içeride ; (Son egemenlik ve eşitlik yanlısı da üyelik için herşeye razı oluncaya bastırın, demiyorsa.) nasıl olur da açıkça ;

"Kıbrıs'ı verin. AGSP emrine girin. Üyelik için paşa gönlümün olmasını bekleyin."

Ve gerçekten savaşmak istiyorsa, Ankara'yı ziyaret eden ABD savunma ve dışişleri yetkilileri ; (Benim gönül, akıl ve bilincimdeki TC. halâ Lozan ve BM'in egemen, eşit Türkiyesi olduğundan, kapalı kapılar ardında ; Irak'taki askerin, bağımsız devlet ilân etseler bile Kürtlere dokunursa müdahele ederiz, demiyorsa!) Nasıl olur da, lejyoneri bile olsa bir topluma açıkça ;

"İlk ağızda 40 bin (Sonrası Allah kerim,) askerle Irak'a gir... Saddam'ı devir... İstediğim gibi bir rejim kur. Misak-ı Milli... Musul... Kerkük Türkmenleri... Petrol ortaklığı düşünmeden eski sınırına geri dön. Ücretini o zaman ben dilediğimce belirleyeceğim."

Diyebiliyorlar ?

Bir savaşta yenilmiş bir ülkenin, en zelil yöneticilerinin bile bu tür dayatmaları ilk ağızda reddetmesi kaçınılmaz değil mi ?

Yoksa AB ile ABD halktan en çok oyu alan AKP'nin bütün üye ve yöneticilerinin vatan haini birer kölesi olduğuna mı inanıyorlar ?

Eğer öyleyse, işte buraya yazıyorum.

Fena yanılıyorlar.

Tutalım yanılan benim.

İstiskal tuttu. Zillet yinelendi.

N'ola ?

Mondros'u onlar dayatmıştı. Mudanya'yı onur sahipleri.

Sevr'i dünyanın efendileri imzalatmıştı. Lozan'ı Türkiye halkı.

Tarih ders almayanlar için boşuna mı tekerrür eder ?

Kimse kaygılanmasın !..

Türkiye'nin emekçi halkı aymaza tekrarlamakta pek mahirdir

 

 

 
sayfa başına dön