|
Apaçık
İstiklâlle
İstiskal
Tarih,
almasını bilene ne güzel derstir.
Almasını
ve aymasını bilmeyene de, süreç yaşatır ve öğretir.
Örneği
kendimizden.
Mondros
ve Sevr istiskaldir...
Mudanya
ve Lozan istiklâl.
Ve
Mondros öncesi esir İngiliz generallerine torpil... Sömürgeci
Fransız tacirlerine yardım... Mandacı Amerikan amirallerine
destek yalvar yakarı olan... Boğaz saray ve yalılarının... Şişli
konaklarıyla Adalar ve Kadıköy köşklerinin yenilmiş Osmanlısıdır.
Boyunlarına
Sevr'in zilleti dolanır.
Mudanya
için yalvar yakar yoksul ve yoksun İzmir'e koşanlarsa yenilmiş
İngiliz, Amerika, Fransa general ve amiralleri.
Alınlarına,
bugün de BM anasözleşmesi olarak dünya barışına hizmet eden
Lozan'ın çelengi takılır.
Haydi
o savaş ortamıydı.
Kılıç
hakkı, bütün insanlık haklarının önüne geçmişti.
Barış
ortamı devletlerle toplumların yazgısını değiştiriyor mu ?
Son
altı ay... Son haftalar... Ve 12 Aralık Kopenhag doruğuna ulanan
önümüzdeki birkaç gün tarihin tüm derslerini yaşamaya
yeter...
Püf
noktası açık, kesin ve basit.
Devletler
için dostluk, düşmanlık duygusu değil... Yaşamsal çıkar akıl
ve mantığı geçerli.
Eğer
Türkiye, AB üyeleriyle ABD'nin yaşamsal çıkarları için
gerekliyse, kayıtsız koşulsuz eşit ve egemen üye... Emirsiz
zamirsiz stratejik ortak olmasını, onlar ister. Eşit zeminde, karşılıklılık
ilkesiyle çatır çatır ödün
tartışması yaparak zamanı belirleyen Türkiye olur.
Değilse,
ağzıyla kuş tutsa, bekleme odalarında zillete mahkûm...
Bu
işin doğrudan bizimle ilgili onursal yanı.
Bir
de, karşı tarafların çıkar akıl ve mantığına bakalım mı ?
Eğer,
birinin Saddam öcüyle, petrol iştahı... Diğerinin AGSP
tutkusuyla Kıbrıs hevesi güncel ve yaşamsal çıkarı değil
de.. ABD.nin tüm tamtamları 11 Eylül dehşetini yurtdışına taşıma...
İç muhalefeti geriletip iktidarı güçlendirme... Silâh endüstrisini
geliştirme ve savaş ticaretini yaygınlaştırma manivelâsı...
AB.nin tüm kasıntısı, üyelerde görülen durgunluğun, birliği
sorgulama... Hatta suçlamaya başladığı bir dönemde... Genişlemeyi
bir süre askıya alma, -nitekim yeni üyelerin girişi 6 ay
ertelendi.- manevrâsı ise ?
Günah
keçisi hazır.
Ezilen,
yalvaran ve önerileri reddetmek zorunda kalan Türkiye.
Birinde
istemediği için Irak savaşı... Diğerinde çok istediği için
AB genişlemesi yapılamamaktadır.
Hadi
canım sen de, demeden bir an düşünelim.
ABD
çoğu için çağımızın efendisi !..
Bunun
gereği dehşetengiz bir teknoloji devi...
Uçaklarını
gökyüzünün bütün katlarında uçuruyor... Gemilerini bütün
deryaların, bütün dalgalarında yüzdürüyor... Füzelerine kara
taş üstündeki kara karıncanın gözünü vurduruyor.
Amma
velâkin, askerini Şatt-ül-Arap çölünde yürütemiyor.
İşin
varvarasında, kimseye danışmayacak kadar pervasız.
Gerçeğinde,
yerine ölecek adam yoksa, o da yok !..
Ya
uygarlık projemizin amacı AB n'eyliyor ?
O
uygar topluluğu yönetenler.. Birinci Paylaşım Savaşı sonunda
Versay zilletine Alman... Sevr rezilliğine Türkiye toplumunun yanıtını
bilmesin mümkün mü ?
Schröder
Junkerlikten, Chirac Rezistanstan geliyor.
Öyleyse,
kapılarında nafile namazları kılanlar, içeride ; (Son egemenlik
ve eşitlik yanlısı da üyelik için herşeye razı oluncaya bastırın,
demiyorsa.) nasıl olur da açıkça ;
"Kıbrıs'ı
verin. AGSP emrine girin. Üyelik için paşa gönlümün olmasını
bekleyin."
Ve
gerçekten savaşmak istiyorsa, Ankara'yı ziyaret eden ABD savunma
ve dışişleri yetkilileri ; (Benim gönül, akıl ve bilincimdeki
TC. halâ Lozan ve BM'in egemen, eşit Türkiyesi olduğundan, kapalı
kapılar ardında ; Irak'taki askerin, bağımsız devlet ilân
etseler bile Kürtlere dokunursa müdahele ederiz, demiyorsa!) Nasıl
olur da, lejyoneri bile olsa bir topluma açıkça ;
"İlk
ağızda 40 bin (Sonrası Allah kerim,) askerle Irak'a gir...
Saddam'ı devir... İstediğim gibi bir rejim kur. Misak-ı Milli...
Musul... Kerkük Türkmenleri... Petrol ortaklığı düşünmeden
eski sınırına geri dön. Ücretini o zaman ben dilediğimce
belirleyeceğim."
Diyebiliyorlar
?
Bir
savaşta yenilmiş bir ülkenin, en zelil yöneticilerinin bile bu tür
dayatmaları ilk ağızda reddetmesi kaçınılmaz değil mi ?
Yoksa
AB ile ABD halktan en çok oyu alan AKP'nin bütün üye ve yöneticilerinin
vatan haini birer kölesi olduğuna mı inanıyorlar ?
Eğer
öyleyse, işte buraya yazıyorum.
Fena
yanılıyorlar.
Tutalım
yanılan benim.
İstiskal
tuttu. Zillet yinelendi.
N'ola
?
Mondros'u
onlar dayatmıştı. Mudanya'yı onur sahipleri.
Sevr'i
dünyanın efendileri imzalatmıştı. Lozan'ı Türkiye halkı.
Tarih
ders almayanlar için boşuna mı tekerrür eder ?
Kimse
kaygılanmasın !..
Türkiye'nin
emekçi halkı aymaza tekrarlamakta pek mahirdir
|