|
|
ÇOCUKLUUĞUMUN
DİYARBAKIR’ INDAN
ABD’
NİN IRAK SALDIRISINA
Şeyhmuz
DİKEN
Çocukluğumuzun
Diyarbakır'ında eski şehir evlerinde yazları damda yatardık. O
günler, yani 1960'lı yılların Diyarbakır'ında ve de Güneydoğusunda
iklim daha mı sıcaktı ne! Toprak damlara tahtlar kurulurdu. Altımızda
rahat döşekler. Tahtın etrafında ise hem mahremiyet nedeniyle
hem de sürüngen böcek ve haşereler girmesin diye stara dediğimiz
beyaz cibinlikler vardı.
Uzanırdık yataklara, gökyüzündeki yıldızları seyrederdik. Gökyüzü
silme yıldızdı. Elimizi uzatsak yakalayabilecekmişiz gibi
bakarlardı ve kıpır kıpır göz kırparlardı. Uzaklarda bir göz
yitimi mesafede kadim nehir Dicle'ye yukarıdan bakan Kırklar dağının
yamacındaki Mardin şosesinden geçen ve güneye giden araçların
hareket halindeki ışıkları bize gece arkadaşlığı yapardı. Yıldız
yerine çoğu kez kapkaranlık gecelerde o ışıkları sayar ve
uyuya kalırdık.
Transistörlü radyodan "Radyo-i İraka komara beş i
kurdi"
Bir de illa ki illa, o günlerde az sayıdaki transistörlü
radyolardan, derinden gelen müzik seslerini dinlerdik. Çoğunlukla
iki radyo istasyonu dinlenirdi. Biri Erivan radyosuydu. Diğeri de
Bağdat radyosu. İkisi de Kürtçe yayın yapardı. Bağdat radyosu
daha çok dinlenirdi. Diyarbakır'a daha yakın olmasından dolayı
yayınlar rahat ulaşıyordu anımsadığım kadarıyla. Cızravi
kardeşler (Mehmet Arif ve Hasan Cızravi), İsa Bervari,
Meyrem Xan, Ayşe Şan ve Kavis Ağa en çok ilgi gören
ve dinlenenlerdi.
Akşam olduğunda Bağdat radyosunun "Radyo-i İraka komara
beş i kurdi" (Irak radyosu Kürtçe yayınlar seksiyonu)
anonsu heyecanla beklenirdi. Bu anons yukarıda isimleri sayılan
sanatçıların Kürtçe stranlarının (şarkılarının)
habercisi olarak kabul edilirdi.
Dağların arkasındaki yar
İşte bu Bağdat'ın bağlı olduğu ülke de Irak'tı. Irak bir çoklarına
göre uzaklardaki diyar. Sanki de dağların arkasındaki yardı.
Zaten değil miydi ki, bütün uzaklar biraz da dağların arkasındaydı.
Duyardık hep birileri ıraktaki Irak'a gidip gelirdi. Çoğunlukla
da yasal yollardan değil, pasaportsuz ve kaçağa giderlerdi. Kaçak
mal getirip pazarlamak amaçlı bu gidiş gelişler oradaki
siyasetle de tanışmalarını beraberinde getiriyordu.
Barzaniler konuşulur, anlatılırdı. Oraların hüküm ferman
edicileri, Melle Mustafa Barzani ve Peşmergeleri olduğu
söylenirdi. Irak'taki Kürtlerin yaşadığı bölge biraz da izole
edilmiş bir bölgeydi. Çatışmalarının da, tartışmalarının
da kendi aralarında yürütüldüğü, ama politikalarının hep
uluslar arası güç odaklarının kapalı kapılarının arkasında
belirlendiği bir bölgeydi kuzey Irak.
25 yıldan sonra
O denli uluslar arası politikalar kuzey Irak'ta etkili oluyordu ki
; 1970'li yıllarda Irak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) başkanı
Barzani'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) bizzat Amerikan
başkanına söyledikleri ilginçti: "Keşke bize
Amerika'da toprak verseniz. Gelip buralara yerleşsek"
Aslında bu biraz da 53. eyalet olma özlemi gibi bir şey gibi
miydi ne? Yine aynı mülakatın yer aldığı kitapta Barzani, Türkiye'deki
Kürtler kadar haklara sahip olabilseler başka bir şey talep
edemeyebileceklerini de ifade ediyordu. Bundan kasıt herhalde
serbest dolaşım gibi bir şeydi.
Tabii ki bu sözlerin üzerinden 25 yıldan fazla bir zaman dilimi
geçti. Ne Irak özellikle de kuzey Irak o haliyle kaldı. Ne de Türkiye...
Türkiye'de ve Güneydoğuda bir dolu değişimler yaşandı. Kuzey
Irak'ta da bir dolu değişimler yaşandı. Ama kendilerinin dışındakilerin
kuzey Irak'a dair özlemleri, beklentileri ve hesapları hiç değişmedi.
Kaygılar...
Şimdi yine Irak'a dair uluslar arası politikalar gündemde. Savaş
adeta baş ucumuzda. Yaşanan 11 Eylül 2001 krizinden sonra müdahale
edilmesi gereken ülkeler arasına alındı Irak. Belirleyici olan
da yine özellikle ABD'nin Irak'a dair hesapları ve de Kuzey
Irak'taki Kürtlere dair hesapları. On yıl önceki Körfez Savaşı'ndan
sonra peşmergeler uçaklarla boşuna ABD'ye taşınmadı demek ki.
Bu günler için (miy)di.
Galibinin de mağlubunun da biz olmayacağına emin olduğumuz bir
savaşın mağduru olma arifesindeyiz. Türkiye ittifaklar politikası
gereği, her dönemdekinden daha çok savaşa karşı seslerin çıkıyor
olmasına karşın komşusunun karşısında taraf olacak gibi. Asıl
kaygı şudur ki; bu tür göz gözü görmez dönemlerde iç
politikada hak ihlallerinin yaşanmasıdır.
Ama olması gereken şudur ki, Türkiye; yüzünün batıya dönük,
insan haklarına azami ölçüde saygılı, komşularına karşı
her yönüyle ön yargısız ve dostane davranan, bu arada kuzey
Irak'taki Kürt oluşumlarına karşı da acaba kendi ülkemizde ne
tip örneklemelere neden olur kaygısına düşmeden yaklaşmak
erdemine sahip olmalıdır.
Hele hele Kuzey Irak'ta
Irak'ın genelindeki, hele hele kuzey Irak'taki yeni bir kargaşanın
ne Türkiye'ye ne de diğer bölge ülkelerine yarar sağlamayacağı,
aksine yeni kaoslara ortam hazırlayacağı akıllı insanların
malumudur.
Unutmamak gerekir ki, Irak; çocukluk dünyamızdaki ırağın Irak'ı
değil, artık yanı başımızdaki Irak'tır. Ve belki de gelecekte
insani anlamı olan bölge politikaları geliştirilirken her yönüyle
müttefik olacak bir bölgesel güç olma yönündedir.
Bianet’
ten alınmıştır.
|
|
|