Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

Türkler Irak Savaşına 
ve Amerika'ya Nasıl Bakıyorlar?

KORKUT BORATAV

Yazının başlığındaki soruyu, bu yılın temmuz ve ağustosunda, Pew Research Center adlı bir Amerikan şirketi Türkiye'de 1005 yetişkine sormuş. Şirketin başında ünlü bir Amerikalı var: Bir süre Clinton 'un Dışişleri Bakanlığı'nı yapmış olan Madeleine Albright ... Ve anket sadece Türkiye'ye değil, dünyanın dört bir köşesinden 44 ülkeye uygulanmış.

Araştırma Amerika ve Irak'la sınırlı değil; ''başkaları kendi hayatlarını, ülkelerini, dünyayı ve Amerika'yı nasıl görüyorlar?'' sorusu etrafında odaklanıyor. Çeşitli ülkelerde, örneğin, ''karnını doyuramayan''; ''hayatından hoşnut olmayan''; ''ülke ekonomisinin kötüye gittiğini'' ve ''daha da kötüye gideceğini düşünen'' kişilerin oranları belirleniyor. Ve ekonomik durumla ilgili sorular karşısında insanlarımız, Albright'ın anketinde kapsanan ülke halklarının en kötümserleri arasında yer alıyorlar.

****

Irak/Amerika eksenli sorulara dönelim. Amerikalıların bu araştırmasındaki kimi Türkiye bulgularına bizim basında değinmeler oldu. Ancak bunları diğer ülkelerle karşılaştırarak tekrar gözden geçirmekte yarar vardır.

Amerikalılar merak etmişler ve sormuşlar: ''Irak'a karşı askeri müdahale için Türkiye'deki üslerin kullanılmasına taraftar mısınız?'' Ve ''hayır'' diyenlerin oranının yüzde 83'ü bulduğunu görmüşler. Buna benzer bir soru, Fransızlara, İngilizlere, Almanlara ve Ruslara da soruluyor ve en yüksek ''hayır'' oranı Türkiye'de çıkıyor. Türkiye anketinde İslamcı militanlığın fazlasıyla temsil edilmiş olabileceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; zira, ''İslamın bombalı suikastları savunulmasına taraftar mısınız?'' sorusunu ''evet'' diye yanıtlayanların oranı Türkiye dışındaki 13 ülkedeki Müslümanlarda ortalama yüzde 36, bizde ise sadece yüzde 13'tür.

Devam edelim: ''Amerika'ya genel olarak olumlu bir gözle mi bakıyorsunuz?'' Türkiye'de ''evet'' diyenler toplamın sadece yüzde 30'unu oluşturmuştur ve üç yıl önce yapılan benzer bir ankette aynı soruyu olumlu yanıtlayanların oranı yüzde 53'ü bulmakta imiş. Anketin uygulandığı ülkelerin büyük çoğunluğunda ABD'nin imajı benzer bir biçimde bozulmaktadır; fakat hiçbirindeki imaj kaybı Türkiye'deki (22 puanlık) boyuta ulaşmamaktadır.

Amerika'nın uluslararası rolü üzerinde halkımızın başka tavırları da ortaya çıkıyor. ''ABD, dış politikasında diğer ülkelerin çıkarlarını dikkate almaz''; ''ABD teröre karşı açtığı savaşta haksızdır''; ''ABD politikaları dünya çapında yoksul-zengin arasındaki uçurumu artırmaktadır'' ... Bu görüşlere Türkiye'de katılanların oranları, (aynı sırayı izleyerek) yüzde 74, yüzde 58 ve yüzde 63'e ulaşmaktadır. Ve her seferinde Türkiye, Amerika'ya eleştirel-olumsuz bakan ülkelerin ön saflarında yer almaktadır.

***

Elbette Bush yönetimi de bu bulguları incelemiş; kendi istihbaratı ile benzer saptamalar yapmıştır. Ve dünyanın dört bir yerinde itibar yitirmesinin nedenlerinden birinin de Irak'a dönük saldırganlığından kaynaklandığını farketmiştir. Irak cephesi için aktif katkısını istediği Türkiye'de halkın buna ezici bir çoğunlukla karşı çıktığını da öğrenmiştir. Bu tür bulguları ve duyarlılıkları dikkate alarak, acaba aklını başına alabilecek; saldırgan yönelişlerini frenleyecek midir?

Boş beklentiler... Bush yönetimindeki ''şahinler'' in düşünce tarzını yansıtan Stratfor International adlı ABD istihbarat kuruluşunun Irak savaşı konulu bir incelemesini, Bertrand Russell Barış Vakfı bir süre önce internette dağıttı. Bu metinden aktarıyorum:

'' Makyavel temel soruyu sormuştur: Bir hükümdar için sevilmek mi iyidir; korkulmak mı? Basitçe yanıtlamıştır. Sevgi, gönüllü bir duygudur ve zorlanamaz; üstelik sonuçları öngörülemez. Korku ise gönüllü değildir; dıştan zorlanabilir ve korkan insanların davranışları daha kolay öngörülebilir. ABD bugün bu soruyla karşı karşıyadır. İslam dünyasının sevgisi artık söz konusu değildir; ama Irak'a saldırmazsa Müslümanların nefretinin azalacağını garanti edemez. Buna karşılık saldırmazsa, ABD'ye karşı duyulan korku azalacaktır. Bu mantıkla, ABD bu noktadan sonra savaştan kaçınamaz.''

Kısacası, Türkiye'de ve dünyanın başka köşelerinde ABD'nin Irak savaşına duyulan tepkinin, Bush yönetiminin umurunda olacağını veya Güvenlik Konseyi'nden istediği kararı çıkaramazsa, saldırıdan vazgeçeceğini düşünmek beyhudedir.

***

Ezici halk çoğunluğunun ABD'nin Irak'a saldırısına Türkiye'nin de katkı yapmasına karşı çıktığını, AKP yöneticileri, milletvekilleri ve hükümeti elbette farkında. Ne yapıyorlar?

Güvenlik Konseyi'nin kararı olmadan savaşa katkı yapılmayacağı anlamına gelen MGK kararı olumludur. Ve daha da öteye gidilmesi gerekir. 27 Ocak sonrasında tehdit veya rüşvetle bir Güvenlik Konseyi kararının çıkması ABD saldırısına ''yeşil ışık'' yakar; ama, diğer ülkeleri savaşa katkı yapma yükümlülüğü altına sokmaz. Türkiye, örneğin Almanya gibi, ''katılmayacağız'' tavrını sonuna kadar sürdürmelidir.

Öte yandan olumsuz belirtiler de var: MGK ''şimdilik hayır'' kararını alırken, ABD hazine bakan yardımcısı ile Ali Babacan arasında ''destek karşılığı para'' pazarlığının yapıldığı ortaya çıkmış değil midir? Tayyip Erdoğan 'ın ''3-5 milyar dolarlık küçük rakamlarla pazarlık olmaz'' demeci, satacağı malın ''çıtasını yükseltme'' çabasını yansıtan tipik Anadolu tüccarı zihniyetini yansıtmakta değil midir? Irak savaşının zararlarına ilişkin her tahmini, bu tür bir pazarlığın ilk adımını oluşturduğu için yüz kızartıcı bulmuyor musunuz?

Halkımızın savaşa karşı olan iradesini, iktidarda veya muhalefetteki politikacıların göz ardı etmeye hakları yoktur.

Cumhuriyet' ten alınmıştır.

 
sayfa başına dön