|
SİİRT’TE İTTİFAK
Dr.
Ergun GÖKNEL
20002
Milletvekili seçimlerinin Siirt sonuçları Yüksek Seçim Kurulu
tarafından iptal edildi. Alınan karara göre 9 Mart 2003 tarihinde
bu ilimizde milletvekili seçimi yenilenecek.
Genel
kanı, bu seçimle AKP genel başkanının milletvekili seçilerek
sonunda TBMM’ye gireceği, ve böylece Başbakanlık yolunun açılacağı.
Ancak o zaman, bugün ne ad takılacağı bilinmeyen bir sistem içerisinde,
dış ülkelerdeki görüşmelerini sürdüren Recep Tayyip Erdoğan’ın
durumu olağana dönecek. Gerçekten, milletvekili adayı
olması dahi yasal olarak kabul edilmeyen bir kişinin,
meclisteki çoğunluk partisinin genel başkanı olarak, Türkiye
Cumhuriyeti’nin dış siyasetinde çok etkin bir yer tutacak
temaslarda bulunması garipsenebilir.
12
Eylül 1980 rejimi anlayışı içerisinde devam eden bir hukuk
sisteminin çarpıklığını ancak böyle bir olay en açık şekilde
ortaya koyabilirdi. Bizce buradaki gariplik, AKP genel başkanının
hiçbir devlet görevi olmadan yaptığı çalışmalar değil; Hükümeti
kuran partinin genel başkanının
milletvekili olmasını engelleyen, düşünce özgürlüğünü
kısıtlayıcı yasal düzenlemelere rağmen kendimizi demokratik
bir sistem içerisinde yaşar kabul etmemiz.
Ülkemizdeki
siyaset sisteminin bu ayıbı umarız yakında ortadan kalkacaktır.
Bu durum yeniden yapılacak Siirt seçimleri ile mi düzeltilir,
yoksa başka bir yol mu bulunur bilemeyiz. Ancak söylenecek tek söz
ve yapılacak olan, hiçbir komplekse ve tereddüde kapılmadan
gerekli yasal değişiklikleri gerçekleştirerek, AKP Genel Başkanı’nın
milletvekili adayı olabilmesini yasal şekilde sağlamaktır.
Bundan sonrası seçmenin işidir.
Siirt
seçimlerine gelirsek: 3 Kasım’da, ülke barajı dolayısıyla değersiz
duruma düşen DEHAP oylarının bu defa hangi partiyi tercih edeceği
büyük bir soru işaretidir. Seçim öncesi AKP veya CHP ile yapılacak
bir ittifak, bir taraftan üç milletvekilini de DEHAP ile ittifak
yapan partiden seçilmesini sağlayacak, diğer taraftan da büyük
bir olasılıkla bağımsız adaylığını koyacak olan Fadıl Akagündüz’ün
seçimine engel olacaktır.
Burada
söz konusu olan her iki partinin de, bir takım önyargıları ve
korkuları bir tarafa bırakarak DEHAP ile ittifak yolunu seçebilmeleri
gerekir.
İttifak
durumunda AKP, genel başkanını rahatça meclise sokabilecektir.
CHP’nin ittifak yapması durumunda ilginç bir durumla karşılaşılabilir.
AKP genel başkanı aday olursa DEHAP-CHP ittifakı karşısında
yenilgiye uğrayarak seçilmeyebilir. O zaman da yeni çözümler
aramak gerekir. Fakat bu durum AKP’nin büyük prestij kaybına
sebep olacaktır.
Politik
manevralara alışık bir yönetici kadrosuna sahip CHP’nin DEHAP
ittifakını benimsemesi ve uygulaması gerekir. Bu birlikteliğin
önündeki tek engel 1991 SHP-HEP ittifakının yarattığı kargaşa
ve sonuçta oluşan önyargılardır.
1991
yılından beri on bir yıl geçti. SHP listesinden TBMM’ye giren
HEP milletvekillerinden bazılarının yapılan yanlışlardan bir
şeyler öğrendiklerini ümit etmeliyiz. Siyasette erişilmek
istenen hedeflere çok kısa bir sürede varılamayacağını bilmek
gerekir. Siyaset uzun, ince bir yoldur. Bu yolda dikkatle ve sabırla
yürümek gerekir. Aksi halde tüm kazanılanlar bir anda
kaybolabilir. Yakın tarihimizde dahi bu konuda pek çok örnek gösterebiliriz.
Kanımız
odur ki, 1991’de yapılan SHP-HEP ittifakı o zaman da doğru bir
siyasi hareketti, bugün de aynı doğrultuda yapılacak bir ittifak
yanlış olmayacaktır.
CHP
sol eğilimli bir partiyse, ki öyle bir iddia var, ideolojik bakımdan
kendinden daha solda duran DEHAP ile birlikte hareket etmesi ülkemiz
lehine bir öncü harekettir.
Nedenleri
sıralayalım…..
- Seçim barajı dolayısıyla
meclise temsilci gönderememiş olan bir partiye oy veren iki
milyon seçmenin iki temsilcisi milletvekili olacak ve görüşlerini
en yüce demokrasi platformunda dile getirebilecektir.
- Ülkenin belli bir bölgesinin
demokratik tercihi TBMM’sinde temsil edilebilecektir.
- DEHAP için söylenen ve
belki de kısmen doğru olan “etnik siyasi parti” özelliğinin
törpülenme olanağı ele geçecektir.
- CHP, güneydoğu bölgesi
seçmeninin demokratik ortama çekilmesinde öncü olacaktır.
- 1991 yılında oluşturulan
SHP-HEP ittifakının meydana getirdiği önyargılar ve şüphelerin
yok olması için bir fırsat doğacaktır.
- En önemli unsur olarak
da Siirt seçmeni ve bu ilde yaşayan tüm halk kendilerinin Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde gerçekten temsil edildikleri inancıyla
hareket edeceklerdir. İnsanların Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’ne aidiyet duyguları yoğunlaşacaktır.
- Son olarak da, AKP genel
başkanının aday olmasına rağmen seçilememesi halinde, CHP
ciddi bir muhalif parti gibi siyaset yapmış olacaktır.
Ne
dersiniz CHP’liler ?.... Denemeye değmez mi?….
|