|
ÇİMDİK
Tuncay Beyin Postalları
TÜSİAD’ın
son halleri,
Birgün kodamanları,
Şinanay
yavrum, şinanay,
Sakıp Ağa, Bülent Bey,
Fosladı
tüm hayalleri,
Ve Ferit Beyle başkan,
Şinanay
yavrum, şinanay...
Ve de Mr. Pearson,
Musa’ya
hulûs çaktı,
Bir araya geldiler,
Hamursuzu
cılk çıktı,
Alamadan, verdiler,
İsa’ya
haç çıkardı,
Medyayı kuşanarak,
Şarabına
su kattı...
Meydanlara çıktılar,
AB
komiserleriyle,
Müttefikler yanında,
Düzdü
barışa methiye,
Savaş kararlarını,
Savaş
tamtamları çaldı,
Dünyaya duyurdular,
Amerikan
elçisiyle...
Şinanay yavrum, şinanay...
Ne
barışı kurtardı,
Tuncay beyin postalları,
Ne
savaşı başlattı,
Teki Roosewelt, Churchill teki,
Üstelik
yönetimden,
Yürür biri Bağdat üzre,
Bir
iyice dışlandı...
Lefkoşe’yedir öteki...
Eskiden
her taraftan,
Kepte çifte başlı şahin,
Ödül
ve ödün yağardı,
Sırtta bir Rambo parkası,
Şimdiyse
içten dıştan,
Canlı yayında medyası,
Yağan
sadece azar. Oyun
güzel, seyreyleyin...
Ne Kıbrıs’ı
verebildi,
Birden çalar bir telefon,
Ne
AB’ne girebildi,
Arayanı Başbakandır,
Ne
Bağdat’ı alabildi,
Azarı duymaz mikrofon,
Ne
cukkaya konabildi...
Perişanlık ekrandadır.
TÜSİAD’ın son halleri,
Şinanay yavrum, şinanay,
Karizmayı
çizdirdi,
Şinanay yavrum, şinanay.
Akla
Kitakse
Mevlâna
Mesnevî’de ne tatlı anlatır.
Kadının
biri, komşusuna göz koymuş.
Birgün
bir aradalarken, taze meyve sunmaya ağaca çıkmış.
Ve
başlamış bağırmaya ;
“Rezil
herif. Beni ağaca çıkarıp komşu kadına çöküyorsun.”
Adam
şaşkın büzülmüş... Kadın utançlı, sıvışmış.
Öfkeyle
ağaçtan inen kadın, kocasının yakasına yapışmış.
“Gördüm,”
diyormuş. “Herşey ayan beyandı. Çık bak.”
Adam
çaresiz ağaca tırmanmış.
Kadın
komşuyu yakaladığı gibi, murat alıp vermeye dalmış.
Ve
adamcağızın ağacın tepesinden ;
“Haklıymış...
Burdan öyle görünüyor,” demiş.
Alın
Mevlâna’nın kısaltıp uyarlama adına berbat ettiğimiz o güzel
kıssasını... Vurun AKP lideriyle, Meclis Başkanımızın
hissesine.
Ankara’da
kanat çırparken, Kıbrıs lobisine göz kırpıyor...
Recep
Tayyip Erdoğan, “versek n’olur ?”
Bülent
Arınç, “çözüm halkta,” diyorlardı.
Erdoğan
gitti, “ver kurtul,” demedim diye yemin billâh etti.
Arınç
gitti, “o çözümü isteyen vatan hainidir,” dedi çıktı.
Hey
gidi Mevlâna hey !..
Sen
bu kıssayı yazalı, 700 yıldan fazla geçti.
Gel
de, ders almayanı, yeniden yeniden sem’a’ya davet etme !..
Celâl
Doğan’a Yeter
Gaziantep’i
bilirsiniz.
Vaktiyle,
henüz sade Antep’ken, işgale kalkışan İngiliz, Fransız
askerleriyle, Amerikan gönüllülerini bire kadar kırarak Gazilik
beratı alan ilk kentimizdir.
Şimdiki
Belediye Başkanı Celâl Doğan’ı bilmeyen öğrensin !..
Anlı
şanlı 68’lilerimizin önde gelenlerindendir.
Deniz
Gezmiş’in yanı başında, Amerikan 6. Filosunun deniz
piyadelerini, Dolmabahçe’den denize dökmüştür.
Süleyman
Demirel’le birlikte askeri kampa çekilmiştir.
Devrim
gazasından sağ kurtulmuş... Demokrasi gazasından sağ kurtulmuş.
Gaziantep’imize Belediye Başkanı olmuştur.
Üstüste
üç kez seçilecek kadar da beceri ve başarı göstermiştir.
Çünkü
Antep’e, yepyeni, pırıl pırıl bir Antep daha eklemiş... Üstelik
buna bir de İzmir’in Kültürpark’ını kıskandıracak bir büyük...
Geniş... Ferah fuar alanı katmıştır.
Ee
!.. Madem öyle, bunların çimdiklik işi ne ?
İşi
olmasa, o cemazeülevveli niye yazalım ?
Şahin
Bey’e anar... Karayılan’a türkü yakar... Celâl Doğan’a
aferini basar geçerdik.
Oysa
durum hem paradoks... Hem de trajik.
Büyük
dostumuz... Güçlü müttefikimiz ABD var ya !..
Hani
vaktiyle Antep’in gönüllülerini kırdığı... Celâl Doğan’ın
denizcilerini denize döktüğü ABD. var ya !..
İşte
o, şimdi Irak için savaş tamtamları çalmakla yetinmiyor.
Savaşa
bulaştırmadığı küçük dost ve müttefiklerinden... Elbet
bizden de askerlerini konuşlandıracak karargâhlar istiyor.
Uzmanlarının
şıp diye bulduğu yerlerin biri neresi dersiniz ?
Bildiniz
!..
Vaktiyle
gönüllülerini bire kadar kıran Gaziantep’in... Vaktiyle
denizcilerini denize dökenlerden Celâl Doğan’ın açtırdığı
fuar alanı.
Artık
eli Antep’e sokmayan Şahin Beylerin... Karayılanların
kemiklerini sızlatmak mı ?
O
günlerde yenilenlerle, sonrakinde denize dökülenlerin 80, ya da
40 yıllık öcü mü ?
Yoksa
bu zulüm Celâl Doğan’a yeter !..
Mi
dersiniz bilemeyiz...
Bildiğimiz,
bu çimdiğin muz gibi her niyete atılabileceği.
Çifte
Tercüman
Bir
Tercüman yitirmiştik.
İki
Tercüman bulduk.
Biri
redd-i miras eyleyenin babasından kalmaymış...
Diğerine
Çukurova gurubu paracık vermiş almış.
Birini
okursanız, demokrasiden yana... Diğerini okursanız sanki pek
farklıymış gibi oligarşiden yana olacakmışsınız.
Basında
rekabet, iyidir.
Hele
böyle kuramsal lâfların edilir olması, kasap vitrini gibi et
sergilenmesinden çok daha iyidir.
Bakarsınız
bir çığır açılır.
Çıtırların
sonu gelmez ama, kudret macunlarının etkisi geçer.
Kaç
yıl var ki, midelerle kasalar dolduruluyor.
Birkaç
zaman da, kafalar doldurulur.
Ne
diyelim ?
Her
sabah güneş yeniden doğar. Her sabah taze bir başlangıçtır.
İkisine
de hayırlı olsun.
Her
ikisinde de onca emek, onca masraf var.
Bakalım
okur, hangisine para verip alacak.
Hele
bir 15 gün geçsin
Görür,
duyar, söyleriz.
|