|
BARIŞIRSAM N'OLUR ?
ŞAHLAN AGIRBAŞLI
Soğuk savaş döneminden geçerken "Savaşma, Seviş !" sloganları atan barışseverler
bir oyuna mı getirildi ?Elbette masum Kore halkıyla, Vietnam halkıyla savaşmak
istemeyecektik. O günkü dünya gençliği ölmek ve öldürmek istemiyordu. Talep
çok açıktı : Dünyanın her köşesinde çıkartılan savaşlar silah tüccarlarının
oyunuydu ve bu oyuna gelinmemeliydi. Soğuk savaş döneminin barış sloganları,
özgür iradesiyle yeni sömürgeciliğe başkaldıran dünya halklarının
ezilmesi için çıkartılan savaş oyunlarına karşıydı. Kore, Vietnam ve benzeri
halkların kendi demokrasilerini kurma isteklerine karşı emperyalistlerin
tezgahladıkları darbeler, cuntalar, diktalara karşı dünyadaki sivil güçlerin
bir çağrısıydı "barış".
Ya şimdi biz kimle ve neden barışacagiz ? Bu sorunun yanıtını veremedigimiz
sürece piçleştirilmiş bir barış aşkının peşinden niçin koşalim ?
Uluslararası tekellerle, İMF ve Dünya Bankası'ya ; bunların atadıkları
yeni eyalet valilerinin kalkınma planlarını bir kene gibi halkların sırtına
yapıştıran yerli işbirlikçilerle barışacak mıyız, savaşacak mıyız ?
Emekçilerin emeklerini hortumlatıp, sonra ülke aşkıyla kemer sıkma
siyasetlerini vatanseverlik olarak dayatan siyasetçiler ve onların borazanı
medya patronlarıyla barışalım mı ?
Bir de 'içimizdeki şeytanlar' var : Demokratlar, sosyal demokratlar,
demokratik solcular, özgürlük ve dayanışmacılar...70'li yilların
güçlü, ama kararsiz solugunu her firsatta içten içe boğan; kadrocu, hizipçi,
kantin ağası, her sıkıştıgında sözde mecrasını terk eden, her fırsat ve
çıkar buldugunda teorik katkılarını esirgemeyen şeytanlar...Yeri gelince
medya plazalarında oda kapan, yeteneksizliği yüzünden oralardan kovulunca,
kendi küllerinden yeniden doğan aydınlarımızla barışacak mıyız ? Biz bu
insanlarla barışacaksak, ezilen sömürülen aşağılanan emekçilerin bu barıştan
çikarı ne olacak ? Hem bu adamların bizimle barışmak istediğini kim söylüyor
?
Barışı onlar istiyorsa; barış, artık onların bir talebi oluyorsa bir
hinlik yok mu bu işte ! Onların barışı istediği her yerde, biz demokrasi
için savaşmalıyız. Çünkü onlar statükonun zorlandığı dönemlerin barışseverleridir.
Barış onların bir takiyesidir. Demokrasi yalnızca bugün zora düşenlerin
bir isteğiyse, aynı zora düşenlerin yarın en büyük düşmanı olacaktır. Barış
ve demokrasiyi birbirinden ayırmadan, herkes için ve her zaman isteyenlerle
yapılacak bir barış olmalı bizim barışımız. Yoksa demokrasiyi ve barışı
yalnızca kendisi için isteyenlerle barışsam ne olur, barışmasam ne olur
?
|
|