|
 |
BİZ
ÜRETİCİLER, BİZ KÖYLÜLER SAVAŞA KARŞIYIZ...
ÇÜNKÜ:
Oldum
olası uzak savaşlarda, uzak diyarlarda ölen üretici köylülerin
torunları
olarak bizler de barışa evet diyoruz.
“Yurtta
barış, dünyada barış”çı büyük ATATÜRK biz üretici köylüler için
1922
yılında Adana’da şöyle
der:
“Türkiye’nin
gerçek koruyucusu ve efendisi gerçek üretici olan
köylülerdir...
Baylar,
diyebilirim ki bugünkü yıkım ve yoksulluğumuzun tek nedeni bu
gerçeği
görmeyişimizdir.
|
Gerçekten
yediyüz yıldan beri dünyanın dört bir köşesine göndererek
kanlarını
akıttığımız, kemiklerini yabancı topraklarında bıraktığımız
ve
yediyüz
yıldan beri emeklerini ellerinden alıp gereksiz yere harcadığımız,
buna
karşılık sürekli olarak aşağıladığımız, küçük gördüğümüz,
bunca
esirgemezlik
ve bağışlamalarına karşılık iyilik bilmezlik, sıkılmazlık
ve
zorbalıkla
uşak düzeyine indirmek istediğimiz
bu soylu koruyucunun önünde
bugün
utançla ve saygıyla kendimizi toplayalım.”
Günümüzde
de ülkemiz nüfusunun en kalabalık kesimini oluşturan üretici
köylüler
yine savaştan en çok zarar görenler olacağız. Bizler artık
savaşlar
olmasın,
savaşsız ortamlarda yaşayalım, savaşlara ve silahlara yapılan
harcamalar
eğitime ve kalkınmaya ayrılsın, çocuklarımıza savaşsız ve
daha
güzel
bir dünya bırakalım diyoruz.
Bizler
savaşlara karşı çıkarken elbette barış ortamlarını yeni ve
başka
savaşlar
için kullanmak isteyenlere karşı da uyanık olmamız gerektiğini,
yeni
ve başka savaşların önlenmesi ve sürdürülebilir barış
ortamları için
gerekli
önlemlerin alınmasını da istediğimizi önemle belirtiriz.
Esir
kampları olmasın, esir kamplarında insan yakılan fırınlar
olmasın,
esirler
bu fırınların bacalarından ancak duman olarak özgürlüğüne
kavuşabilme
durumunda kalmasın, insanlar aç ve işsiz kalmasın, çocuklar
şeker
de yiyebilsin, yurtta
ve dünyada barış olsun. Barış, savaşı yensin.
Çocuklarımıza savaşsız
ve daha güzel bir dünya...
SAVAŞ KAPIMIZA DAYANDI!
Bu savaş evlerimizden, televizyonlarımızdan
izleyeceğimiz bir savaş olmayacak,
Bu savaş ekmeğimizi aşımızı küçültecek,
Yeni krizler yaratacak,
İşsizlik getirecektir!...
Savaş açlık, gözyaşı ve ölüm demektir!
Savaş ekmeğimize uzanan ABD’nin kirli elleridir!
Savaş gençlerimizin ABD’nin bölge çıkarları
için ölmesi,
Topraklarımızın açık hedef haline gelmesi,
Ekonominin çökmesi demektir...
Bize, “Bu savaşa katılalım kazanacaklarımız
olabilir” diyenler,
Türkiye’nin geleceğini pazarlık konusu yapanlar,
Bu ülkenin geleceğini riske sokanlar bilmelidirler
ki:
İnsan hayatı üzerinden pazarlık yapılamaz!
Geleceğimiz boş hayallere teslim edilemez!
Unutmayalım!
Körfez krizinden (doğrudan katılmadığı halde)
ülkemiz ekonomisi büyük kayıplarla çıktı.
Bu kayıplar Nisan 1994 krizinin temellerini attı.
Bu savaşla yeni krizlere kapı açılacaktır.
Bu savaşa razı değiliz!
Ölüme razı değiliz!..
Bu savaşta halkımızın ölmesi topraklarımıza
bombaların düşmesi muhtemeldir.
Üzerimize düşecek bombalara, Irak halkının
tepesine inecek bombalara razı değiliz.
Bu savaş Irak’ta, ülkemizde ve Ortadoğu’da
sivillerin ölmesi demektir.
ABD’nin, Körfez Savaşı’nda yoksul Irak halkına
yönelik terörünün sonuçları ortada: Irak’a müdahaleden
sonra uygulanan 12 yıllık ambargoda 567 bin Irak’lı çocuğun
ambargonun sonuçlarından dolayı öldüğü, bombardımanlarda
kullanılan seyreltilmiş uranyum yüzünden binlerce çocuğun
sakat kaldığı, yetişkinler arasında kansere yakalanma oranının
arttığı unutulmamalıdır.
Bölgede en temel sorun demokrasi ve demokratikleşme
sorunudur. Irak, Türkiye ve Ortadoğu halkları savaş değil,
ekmek ve özgürlük istemektedir.
Elimizi komşularımızın kanına bulamayalım!...
BU SAVAŞI DURDURALIM!...
58. Hükümeti Türkiye’yi başkalarının çıkarları
için savaşa, açlığa ve yoksulluğa mahkum edecek bu plana ortak
olmamaya çağırıyoruz. Bu plana ortak olanlar bu sorumluluğun
altından kalkamayacaklardır.
Devam
|