Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 



BİZ ÜRETİCİLER, BİZ KÖYLÜLER SAVAŞA KARŞIYIZ... ÇÜNKÜ:  

Oldum olası uzak savaşlarda, uzak diyarlarda ölen üretici köylülerin torunları olarak bizler de barışa evet diyoruz.

“Yurtta barış, dünyada barış”çı büyük ATATÜRK biz üretici köylüler  için 1922 yılında  Adana’da şöyle der: “Türkiye’nin gerçek koruyucusu ve efendisi gerçek üretici olan köylülerdir... Baylar, diyebilirim ki bugünkü yıkım ve yoksulluğumuzun tek nedeni bu gerçeği görmeyişimizdir.  

 

Gerçekten yediyüz yıldan beri dünyanın dört bir köşesine göndererek

kanlarını akıttığımız, kemiklerini yabancı topraklarında bıraktığımız ve

yediyüz yıldan beri emeklerini ellerinden alıp gereksiz yere harcadığımız,

buna karşılık sürekli olarak aşağıladığımız, küçük gördüğümüz, bunca

esirgemezlik ve bağışlamalarına karşılık iyilik bilmezlik, sıkılmazlık ve

zorbalıkla uşak düzeyine indirmek istediğimiz  bu soylu koruyucunun önünde

bugün utançla ve saygıyla kendimizi toplayalım.”

Günümüzde de ülkemiz nüfusunun en kalabalık kesimini oluşturan üretici

köylüler yine savaştan en çok zarar görenler olacağız. Bizler artık savaşlar

olmasın, savaşsız ortamlarda yaşayalım, savaşlara ve silahlara yapılan

harcamalar eğitime ve kalkınmaya ayrılsın, çocuklarımıza savaşsız ve daha

güzel bir dünya bırakalım diyoruz.

Bizler savaşlara karşı çıkarken elbette barış ortamlarını yeni ve başka

savaşlar için kullanmak isteyenlere karşı da uyanık olmamız gerektiğini,

yeni ve başka savaşların önlenmesi ve sürdürülebilir barış ortamları için

gerekli önlemlerin alınmasını da istediğimizi önemle belirtiriz.

Esir kampları olmasın, esir kamplarında insan yakılan fırınlar olmasın,

esirler bu fırınların bacalarından ancak duman olarak özgürlüğüne

kavuşabilme durumunda kalmasın, insanlar aç ve işsiz kalmasın, çocuklar

şeker de yiyebilsin,  yurtta ve dünyada barış olsun. Barış, savaşı yensin.

  Çocuklarımıza savaşsız ve daha güzel bir dünya...

                                                   

SAVAŞ KAPIMIZA DAYANDI!

Bu savaş evlerimizden, televizyonlarımızdan izleyeceğimiz bir savaş olmayacak,

Bu savaş ekmeğimizi aşımızı küçültecek,

Yeni krizler yaratacak,

İşsizlik getirecektir!...

 

Savaş açlık, gözyaşı ve ölüm demektir!

Savaş ekmeğimize uzanan ABD’nin kirli elleridir!

Savaş gençlerimizin ABD’nin bölge çıkarları için ölmesi,

Topraklarımızın açık hedef haline gelmesi,

Ekonominin çökmesi demektir...

 

Bize, “Bu savaşa katılalım kazanacaklarımız olabilir” diyenler,

Türkiye’nin geleceğini pazarlık konusu yapanlar,

Bu ülkenin geleceğini riske sokanlar bilmelidirler ki:

İnsan hayatı üzerinden pazarlık yapılamaz!

Geleceğimiz boş hayallere teslim edilemez!

 

Unutmayalım!

Körfez krizinden (doğrudan katılmadığı halde) ülkemiz ekonomisi büyük kayıplarla çıktı.

Bu kayıplar Nisan 1994 krizinin temellerini attı.

Bu savaşla yeni krizlere kapı açılacaktır.

Bu savaşa razı değiliz!

Ölüme razı değiliz!..

 

Bu savaşta halkımızın ölmesi topraklarımıza bombaların düşmesi muhtemeldir.

Üzerimize düşecek bombalara, Irak halkının tepesine inecek bombalara razı değiliz.

 

Bu savaş Irak’ta, ülkemizde ve Ortadoğu’da sivillerin ölmesi demektir.

ABD’nin, Körfez Savaşı’nda yoksul Irak halkına yönelik terörünün sonuçları ortada: Irak’a müdahaleden sonra uygulanan 12 yıllık ambargoda 567 bin Irak’lı çocuğun ambargonun sonuçlarından dolayı öldüğü, bombardımanlarda kullanılan seyreltilmiş uranyum yüzünden binlerce çocuğun sakat kaldığı, yetişkinler arasında kansere yakalanma oranının arttığı unutulmamalıdır.

 

Bölgede en temel sorun demokrasi ve demokratikleşme sorunudur. Irak, Türkiye ve Ortadoğu halkları savaş değil, ekmek ve özgürlük istemektedir.

Elimizi komşularımızın kanına bulamayalım!...

 

BU SAVAŞI DURDURALIM!...

 

58. Hükümeti Türkiye’yi başkalarının çıkarları için savaşa, açlığa ve yoksulluğa mahkum edecek bu plana ortak olmamaya çağırıyoruz. Bu plana ortak olanlar bu sorumluluğun altından kalkamayacaklardır. 

Devam

 
sayfa başına dön