|
|
ÇİMDİK
Gördünüz mü ?
Merkezin, sağın, solun...
Veyahut da futbolun, bütün cin mollaları !..
Seçim yapan ülkede, oyun akıla ziyan, gücünü gördünüz mü ?
İster okumuş yazmış, bilge bir kişi olun.
İsterse kara cahil, bir dünyadan habersiz.
Sağda, solda, ortada... Ama aklı başında ve sorumlu bir yurttaş.
İster eli maşalı, belinde peştemalı, kıyı, kenar dilberi...
İster rahibe gibi, başı sıkı örtülü... Podyum mankeni gibi, kürk mantosu topukta... Gazinolarla barda... Ya beş vakit namazda... Ya şarkıcı türkücü... Yahut hafız-ı Kur'an... Bir zengine sevgili... Yahut bir kodamanın imam nikâhlı ya da resmen hukuken eşi...
İster güzel ve varsıl... Modanın her türünü anında uygulayan... Yahut abezan gözler, kabarık cüzdanlara bir medya fahişesi.
İsterse eciş bücüş, ister pek fiyakalı...
İster Siirtli olsun, ister Kasımpaşalı...
Bu ülkenin insanı, görün, duyun, söyleyin !..
Neler olup bitmekte... Bu yıl seksen yaşına giren cumhuriyette ?
O lâik ve de sosyal, bir hukuk devletiydi.
Lâikliğini çoktan, hızlı lâikler, yedi.
Sosyalini patronlar şölen, tören tüketti.
Cumhuriyet Ordusu İç Hizmet Yasası'nda bütün bunlarla birlik, Atatürk devrimleri ve de ilkelerini korur, kollar diyordu.
O da muhtıra, darbe, tamamının ırzına bando mızıka geçti.
Bir hukuku kalmıştı, devletin ve yurttaşın hak alma güvencesi.
Onu da yargıç, savcı, politikacı, bilge, varlığını hukuka borçlu olan kimseler, el ve gönül birliği içinde hallettiler.
Ey savaşta Mehmetçik... Her seçimde aziz ve muhterem yurttaş olan... Ve oyu verir vermez, sürü sayılan işçi, köylü, ırgat, maraba... Sağcı, ortacı, solcu ve yahut da futbolcu aydın emekçi kardeş !..
Sade şu son bir yılda, olup bitene bir bak !..
Yine de tek sendika, tek partide toplaşıp öncelikle kendine... Sonra bütün topluma güçle güven vererek hak ve oy almak eğer, o
ge-niş ve hacimli içine sinmiyorsa bir çimdik uyarmaya yeter mi ?
Gerekeni kendin bul !..
Kitabına Uydurmak
Anayasa Mahkemesi Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP kurucu üyeliğini geçen yıl iptâl etti.
Ama ayrılması için altı ay süre verdi.
Aman ne güzel !..
Altı ay dolunca üyelikten ayrıldı.
Partisi hem mahkemeye, hem de kamuoyuna döndü.
"Nanik !.. Başkanlıktan da ayrılacak demedi ki !.."
Kamuoyu tepindi.
"Üye olamayan hiç başkan olabilir mi ?"
Parti duraksamadı; "İşte bir nanik daha. O tür mantık safsata !..
Biz Bektaşi değiliz. Ama yaptık mı olur."
Artık geçmişe mâzi... Geçirmişe gazi denir...
Suyun başındakiler önceden bilir... Halk sonradan öğrenir.
Onlar kabadayılık, diyor.
Galiba bu günlerin Kıbrıs ve Irak cehenneminden kaçışmış.
Erken seçim kararı alınır.
Cumhuriyet Başsavcısı AKP'yle liderinin hukuk tanımazlığına tedbir isteğiyle Anayasa Mahkemesine koşar.
Mahkeme kös dinler...
Hukukçu kaynayan partisi kös dinler...
Hukuktan anlamayan Recep Tayyip Erdoğan kös dinler.
Ve seçim takvimi işler.
YSK onların hepsinden iyi kös dinler.
Oy pusulasına AKP mührüne Recep Tayyip Erdoğan'ı basar.
Ama yasalara pek bağlı aynı kurul, adaylığını reddeder.
AKP şakır şakır yüzde 35 oy alır.. Haksızlık yasada, oncacık oy, 363 milletvekili çıkarır.
Ama Recep Tayyip Erdoğan parlamento dışında kalır.
Ne gam !..
Partinin Anayasa değiştirecek gücü vardır.
Üstelik Anamuhalefet hukuksuzluğu önlemez. Hukukun ona uydurulmasına yardım eder.
Anayasa değişir...
Yasalar değişir...
Siirt seçimi, seçimler konusunda tek yetkili YSK tarafından bir köyün katılmaması nedeniyle iptal edilir.
Milletvekillerinin tutanağı geri alınır.
Bağımsız jet Fadıl, jet hızıyla hapse atılır.
Seçim tarihi Recep Tayyip Erdoğan'a uygun zamana çekilir.
Kıbrıs'ta istenen ödün... Irak'ta beklenen destek... Recep Tayyip Erdoğan'a adaylık... Milletvekilliği... Başbakanlık verilmek üzeredir.
Anayasa Mahkemesi titrer ve kendine gelir.
Ve mecazlı alaylı kararını bildirir.
"Üye olamayan, başkan mı olurmuş !.."
Recep Tayyip Erdoğan o an istifa eder.
AKP kurucular kurulu o an toplanır.
"Başkanımız odur," der.
YSK Başkan vekili gözünü yumar, ağzını açar, tüyoyu basar.
"Seçimin dürüstlük ilkesi zedelenmiştir."
Cem Uzan'ın Genç Partisi'yle, Doğu Perinçek'in İşçi Partisi ve bir yurttaş, balıklama dilekçeyi dayar.
"Dürüstlük ilkesinin zedelenmesi, seçimin iptal nedenidir."
Elhak öyledir !..
YSK'nın kaçamağı yok, sanılır !..
Vehbinin kerrakesi sonradan anlaşılır !..
Toplanan YSK, oybirliğiyle kesin kararı bastırır.
"Seçim iptali için, itiraz süresi geçmiştir."
Osmanlı'da oyun çok, diyen yine isabet etmiştir.
Medyanın Allahı
Emeğimize yazık !..
Geçen hafta oturduk... Lâf bulduk, hece saydık.
Berbât maniler düzdük.
Boyunu aşan dalda, asma buduyor diye, Başbakanımız kızmış... TÜSİAD başkanına fırçasını çekmişti.
Çimdikçi safoşunun, daha tombulca, bir but bulması olası mı ?
Elbet çöreklenecek.
Kodaman hoşafının yağı bir nice yoğun, nereden bilecekti ?
Ne ateş kâr ediyor... Ne kepçe, ne de fırça.
Onca çalkalanıyor, bir türlü kesilmiyor.
Bir de bakıyorsunuz,fırça çeken Başbakan,TÜSİAD kazanından kodamanlarla birlik hoşaf höpürdetmekte.
Şimdi bizi bırakın.
Kendinizi bir ancık medya çalışanın arasında varsayın.
Başbakan gelir, geçer.
Ne verecek reklâmı... Ne atacak işi var.
Oysa TÜSİAD demek, medya eciri için ekmek teknesi demek.
Arada rekabet var...
Bazen birbirleriyle, fena kapışmaktalar.
Emekçinin görevi, ekmek teknesine hizmet. Ekmeği has ya da kepek, fazla önemli değil... Tekne kiminse, elbet onundur hizmet.
Teknelerin tamamı, TÜSİAD limanında.
Sahibi değillerse, efendisi her biri.
Reklâmı onlar verir... Övdükleri medyanın tepesine tünerken, yerdikleri işsizler ordusunda açlığa yıllarca talim eyler.
Üstelik patronları, yöneticileri de orada üyedirler.
Doğruyu çarpıtmadan vermek hadlerine mi ?
Bunun sonucu belli.
Orhan Kemal ne demiş ?
"Ekmek Allah'tan önce."
Başbakan kim oluyor ?
TÜSİAD ondan büyük.
İşte en doğru haber ; Koskoca Türkiye'nin, koskoca Başbakanı, Tanrı'dan bile büyük TÜSİAD'ı azarlayacak değil a !.. Höt deyince TÜSİAD'a koştu... En bir büyük başkandan hem özrünü diledi... Hem efkâr-ı encâmı üzre öğüt dinledi...
Diye manşet atarsa, haksız sayılır mı ki ?
Füzyon
Küreselleşme fırtınası dehşetli.
Asya kaplanlarını yıktı... Amerikan şirketlerini yıktı.
Zamanında birleşip daha da büyüyeni... Örneğin, BP, Shell, Mobil Oil gibi, paçasını kurtardı.
Ben büyüğüm, tek başıma başederim diyeni, hele bir de temel gereksinime üretmiyorsa... Enron ve benzerleri gibi, yıkıldı gitti.
ABD savunma bakanı Ramsfield'e göre bunak olabilir.
Ama, yaşlı Avrupa cin mi cin.
Hele eksen ülkeleri... Fransa ve Almanya.
Cinlerin ağababası.
İngiltere her zaman, hepsinden uyanık.
İkinci Paylaşım Savaşında Atlantik Antlaşmasıyla siyasal,geçen yıl,
BP-Shell-Mobil füzyonuyla ekonomik olarak Amerika'yla birleşti.
Bilen bilmeyene anlatsın.
(Fusıon) füzyon Fransızca erime, birleşme, bütünleşmedir.
Ortaklık falan değil.
Fransa'yla Almanya, AB içinde ortaktılar.
Ama Anglo-Amerikan füzyonu karşısında hep açıkta kaldılar.
Baktılar olmayacak, Franko-Alman füzyonuna giriştiler.
Katolik Fransa'yla Protestan Almanya bunu başarırsa, Roma-Cermen imparatorluğunu diriltmek belki mümkün olur.
Elbet Anglo-Amerika göz yumar, ya da başedemezse !..
Sakıp Ağa Sosyalist
TÜSİAD üyeleri toplanmış.
Entel takımının sosyalizanlığını pek sevdiği Osman Kavala, öteki kodamanların katı tutumlarına verip almaya başlamış.
Neylesinler ?
Balta nazik bedenlerine keskin gelse de, sapı onlardan.
Başbakan azarının üstüne, bir de kendilerinden birinin tatavası, pek büyük patronlarımızı pek bir öfkelendirmiş.
Sonunda Sakıp Ağam dayanamamış, kürsüye fırlamış.
"Nedir yahu !.." Buyurmuş.
"Tutturmuşsunuz bir sosyal... Alıp veriyorsunuz... Sosyal bu kadar iyiyse, biz de sosyaliz..."
Ağam zengin ya da yoksul... Sağlam sakat, her insanın doğduğu an sosyal olduğunu nerden bilsin ?
Besbelli danışmanları da o tür tartışmayı öngörüp dağarcığını doldurmamışlar. Ama, Osman Kavala sosyalizanlığının sosyalistlikle uzaktan yakından ilgisi olmadığının o da farkında.
Ve besbelli öfkesinden sapla samanı karıştırmış.
Biz de sosyalizanız... Osmanlı zadegânı, kilise kulesini yıktırıp minare diktirerek hayırsever... Osman Kavala, her tür entel dandikliği destekleyerek sosyalizan oluyorsa... Devlet okullarıyla, polisevlerini onartıp badanalattırdıktan sonra, her birinin üstüne dana gibi adını yazdıran Sakıp Ağa, balta kesmez sosyalist olur.
Elbette böyle sosyalistlerden, sosyalizmi korumak da, her zaman her yerde olduğu gibi sosyalistlere düşer.
|
|
|