Emekçılerın 
Kurtuluşu
Kendı
Eserlerı
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Bakü-Ceyhan Boru Hattının
Arazi Edinim Raporu

Doç. Dr. Neşe ÖZGEN

"BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN HAM PETROL BORU HATTI'NIN ARAZİ EDİNİMİ VE TAZMİNAT SÜRESİNE HALKIN KATILIMI" BAŞLIKLI YENİDEN YERLEŞİM EYLEM PLANI (YYEP) İÇİN GERİ BİLDİRİM RAPORU :

 Bilindiği üzere, kamusal alt-yapı yatırımları da dahil olmak üzere, sosyal alanı etkileyebilecek olan her tür büyük çaplı konsonsiyum, yatırım ve işletmelerin planlama ve kurulma  aşamalarında; ÇED Raporlarının yanı sıra Sosyal Etki Değerlendirme (SED) raporları da dikkate alınmaya başlamıştır. SED Raporları, bu değişmelerden etkilenme olasılığı bulunan tüm grup ve tarafların, zararlarını en aza indirilmesini ve projelerin 'insan' ve 'sosyal yaşam alanları' ile birlikte değerlendirilmesini hedefleyen bir yeni girişimdir. SED Raporları; özellikle uluslarası finans gerektiren büyük çapta yatırımlarda; uluslarası kuruluşların (BM gibi) sözleşme kuralları gereğince, finans kaynağı olan kuruluşların da yükümlülüğü olduğundan; bu kuruluşlardan ülkeye ve yatırıma dair tüm finans akışını ve finansa ilişkin karar süreçlerini de etkilemekte ve hatta belirlemektedir Bu nedenle SED Raporları, aynı zamanda Türkiye'nin taraf olduğu ve imza koyduğu tüm uluslaraası sözleşmelerin de; Proje başlangıcında ve süresince yerine getirildiğinin göstergeleri olmaktadır. Bu amaçla; Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru hattının taraflarından ve etkilenenlerinden birisi olarak, Türkiye tarafının; bu Proje için SED Raporunu talep etmesi ve hazırlatması son derece önemli bir olumlu gelişmedir. Desteklenmesi ve SED sonuçlarının dikkatle izlenerek, projelerin gözden geçirilmesi gereklidir.

 

SED Raporlarının; projelere ve sonuçlarından; BM kavramları ile 'etkilenenlere'; Dünya Bankası kavramları ile 'paydaş'lara yönelik değerlendirme ve yorumları ile birlikte, tüm taraf olanların geri bildirimine sunulması da yine ikinci bir olumlu gelişmedir. Bu çabanın da dikkatle değerlendirilmesi, geri bildirimlerin dikkate alınması; ve Projenin ve inşanın her aşamasının şeffaflaşması bir zorunluluktur ve desteklenmeliir.

 

 

Projenin yukarıda anılan iki olumlu özelliği ile birlikte, Fakültemiz ve Bölümümüz; BTC HPBH Şirketi'nin BTC Projesinin Türkiye-SED Raporunun; aşağıdaki hususlarda dikkatinin çekilmesinin yerinde ve gerekli olacağını öngörmektedirler:

 

 

1)     NEDEN KATILIMCILIK NEDEN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA?

 

SED raporlamalarının yukarıda belirtilen önemli olumlu özellikleri, bizahiti oluşturulmaları aşamasından itibaren taşımalarına rağmen; raporların kavramsal çerçeveleri tüm raporların farklı yapılanmaları ile sonuçlanmaktadır. Diğer bir deyişle; burada önemli olan SED raporunun yaptırılması değil, Sosyal Etki ve Değerlendirme mekanizmalarının hangi ölçütlerle değerlendirmelere tabi kılındığı; (örn.hangi insani yaşam çerçevelerinin dikkate alındığı, bu yaşam çerçevelerine ait alanların hangilerinin iktisadi faaliyet alanları hangilerinin kültürel sosyal bütünü sürdürebilecek alanlar olarak değerlendirildiği vb. gibi) ve insan ve kültürün işleyiş bütünlüğünü ölçme ve değerlendirmede hangi kavramsal çerçevelerin kullanıldıklarıdır. Bu raporda Dünya Bankası'nın U.T.4.00 Yeniden Yerleştirme Kılavuz ilkeleri kullanılmıştır.

 

Bizim önereceğimiz ise,  Birleşmiş Milletler İlkelerinin kılavuz olarak alınmasıdır.

 

BM Yeniden Yerleşim İlkelerinin, İnsan Hakları ve  Sürdürülebilir Kalkınma İçin katılımcılık temelinden hareketle düzenlenmesini savunmaktadır. Bu çerçevede 1992 Rio Zirvesi ve 1996 Habitat Zirvesi ile UNDP'nin 1997 İnsani Gelişme Raporu (HDR) ve İnsani Gelişme Indexleri(HDI) ve Cinsiyet Gelişme Indexleri(GDI) temel alınmaktadır. Insani gelişme ındexsinde açıkça tanımlanan konu; "katılımın ve sürdürülebilir kalkınmanın özellikle en çok zarar gören gruplardan hareketle ilerletilmesi" yönündedir. Bu anayış DB'nın aksine göstergelerin 'fiziksel çıktılar' ve 'sonuçlar' la değil, süreçler ve yaratılan 'sosyal etkiler' ile ölçülmesi ve ilerletilmesi temeline dayalıdır. DB'nın her tür eylemde insanı bir 'mikro birim' ve 'iktisadi çıktı' boyutuna indirgeyen, projeleri 'teknisist', 'fiziksel sonuçları hedefleyen' ve 'altyapı ağırlıklı' yorumlayan yaklaşımı, sadece Türkiye'nin imzaladığı uluslarası sözleşmelere aykırılığı nedeniyle değil; aynı zamanda da projeyi destekleyen uluslararası finans kuruluşlarının da ileride bu nedenle eleştiriye konu olabilmesi olasılığından dolayı da terkedilmelidir.

 

 

2)     KATILIMCILIĞIN ÖNGEREĞİ OLARAK SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ANA AKIM ŞEMASI KATILIMCILIK NEDİR? BM ÖLÇÜTLERİ

 

 

 Aşağıda proje ekibine yol gösterme ve konunun önemini vurgulamak amacıyla BM programları esasına göre 'Sürdürlebilirlik' ve 'Katılım' analizleri verilmektedir:

 

Katılım Ve Sorun Analizlerinde Yöntem:

 

KALKINMANIN TERMİNOLOJİSİ:

 

1)SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK:

 

·         Sosyo-kültürel faktörler

·         Kurumsal faktörler

·         Finansal faktörler

·         Ekonomik faktörler

·         Çevresel faktörler

·         Politikalar

 

2)YOKSULLUK GİDERME:

 

·         Göreli ve/ya net yoksulluk

·         Yoksulluk emniyet oranı

 

3)(EŞİTSİZ)SOSYAL İLŞKİLER:

 

·         Sosyal sınıf ve gruplar

·         Güç İlişkileri

·         Gender ilişkileri

·         Etnik ilişkiler

·         Önemli taraflar

·         Çıkar grupları

 

4)İNSANİ GELİŞME

 

·         Politik özgürlük ve demokrasi

·         İnsan hakları

·         Askersizleşme politikaları

 

5)KATILIM:

 

·         İnsan- odaklı gelişme

·         Güçlendirme

·         Hareketlendirme

·         Katılımcı plan ve değerlendirme

·         Kültürel pratikler ve gelenekler

·         Geri ödeme

·         Yükümlenebilme

 

6)KURUMSAL GELİŞME:

 

·         Yerel/Bölgesel/Ulusal Kalkınma

·         Yönetim ve hesaplanabilirlik için  Teknoloji seçimi,Yürütme ve süreklilik

·          Şeffaf Yönetim

·         Kapasite ve Kapsayıcılık

·         Etkinlik ve verimlilik

·         Formal olan ve olmayan gruplar ve örgütler

 

 

7)YAPISAL UYUM:

 

·         Devlete karşı Pazar

·         Özelleştirme ve liberalleştirme

·         Yardım değil, Ticaret

·         Formal olan ve olmayan etkinlik ve sektörler

·         Talep odaklı yürütme

 

8)ÇEVRESEL KORUMACILIK:

 

·         Etkilenebilirlik ve Azalmalar

·         Çevresel Etki

·         Doğal Kaynakların Yönetimi

·         Özel Bölgeler, Kent/Kır Yerleşmeleri

 

 KATILIMDA ÇEŞİTLİ YAKLAŞIMLAR:

 

Geleneksel

Katılımcı

KİM?

Dıştan Uzmanlar

Komuniteden insanlar; proje üyeleri; yararlanıcılar

NE?

Önceden belirlenmiş Başarı ölçütleri, Maliyet ve çıktılar

İnsanlar kendi başarı göstergelerini kendileri belirlerler;

NASIL?

“Bilimsel ölçütler işbaşında!” Kompleks süreçler, dıştan belirlenmiş bir örneklik; sonuçlara insanların erişememesi

Basit yöntemlerle yerel kültüre adapte edilmiş bir başarı süreci tanımı; kendi-belirlemecilik; Sonuçları herkese açıklama ve paylaşma;

NE ZAMAN?

Kesinlikle “çabuk”, bazen orta-vadeli

İzleme değerlendirmeyle yerinden tespit edilip onaylanan bir uzunlukta; kısa dönem hedeflerle desteklenmiş bir orta vadeler kompozisyonu

NEDEN?

Verimlilik; Maliyetin belirliliği ve etkinlik ve fonların devamını getirebilmek için

Yerelin karar almada ve kontrolde olduğu kadar sorumluluk almada güçlenmesi için

(After             PROWWESS: Taking the Pulse for Community Management in Water and Sanitation, UNDP, 1990:4)

Bir Planda Sürdürülebilirlik Ve Katılımcılık İlkeleri Nasıl Uygulanır?

 PROGRAMLAMA:

 KENTSEL SOSYAL KALKINMA   ve     KIRSAL ALAN PROJELERİ

 A)Kentsel mekanlar-alanlarda belirleme kentlerin köyleşmesini; Kırsal alanlarda belirleme ise Kasabalarda ve Köylerdeki Değişimi incelemelidir.

 B)Kavramsal Sınırlamalar ve Doğrulama tekniklerinden kaçınılmalıdır: Sömürülme-Kapitalizm-Kültür-Sınıf-teknoloji-nüfus-düşük verimlilik-iklim-ve çevresel doğal etkiler kavramları totolojik açıklama yollarıdır!

 c)ÜÇ GRUP TESPİTİ

 a)Monitoring yapılacak gruplar(I.Öncelik: Belediyeler- devlet görevlileri-geleneksel yapısal kalıtlar; II.Öncelik: STK'lar-Müteşebbisler- Aydınlar) PME ve RRA

 

b)İşbirliği grupları (I.öncelik: Gençler-topraksızlar-kadınlar- işsizler; II.Öncelik: STK'lar-Müteşebbisler- Aydınlar) RGA vfe PME

 

      c)Bilgilendirici gruplar (I.öncelik: Müteşebbisler- aydınlar-STK'lar;  II.Öncelik: Gençler-topraksızlar-kadınlar- işsizler)(Individual İnt.s- Key İnformant int.s-group int.s- FGI Focus Group İnterviews)

 

1) Halkın sosyo-kültürel karakteri ve değişiklik tespiti- Participatory Data Collection -Data Analyses-)

 

4)Doyum-Uyum isteği-Yönlendirme isteği- PME- RGA- RRA/PRA-FGA

 

5)Beklentiler-Geri bildirim mekanizmaları-Denetleme mekanizmaları- PME-Focus Group techniques)

 

Katılımcılığın bu tanımları çerçevesinde:

 

2) Bölgede, ülkede ve Dünya'da yeni gelişmeler ışığında yerel potansiyel ve darboğazların saptanması;

 

3) Kaynakların eşitlik, adalet ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda geliştirilmesi ilkelerinin esas alınması;

 

4) Eşit ve aynılaştırılmış "Kalkınma senaryolarının" olamayacağı dikkate alınarak, Bölgenin coğrafi, ekonomik ve kültürel olarak farklı ve benzer problemlerinin anlaşılması, sınıflandırılması, ve bu aşamadan sonra tüm bölge için entegre bir orjinal programın çizilmesi gerekmektedir:

 

 

Programda dikkate alınacak ÜÇ DÜZLEM:

 

* DEVLET  (merkezi otoriteler bunların yereldeki temsilcileri, yerli memur ve dışarıdan gelenler vb. )

 

* Sosyal grup ve düzeni (Farklı etnik ve sosyal yapılanmalar, ekonomik eski ve yeni güç odakları, yapısal eski ve yeni etkileşimler)

 

* Bireysel düzlemdeki yansımalardır.

 

Çalışılması gereken  ÜÇ ALAN:

 

* Sosyal

 

* Kültürel

 

* İktisadi alandır.

 

 

Programda gözetilecek ÜÇ YAPISAL PROBLEM:

 

* Mülkiyet ilişkileri

 

* Sosyal ve kültürel durum

 

* Küresel etkiler ve planlama düzenlemeleridir.

Proje, katılım teminini sağlayacak örgütlenmelerin programını çizmeli ve örgütsel ve kurumsal model katılım teknikleri için gerekirse eğitmenlik yapmalıdır.

 

 

 

3) RAPORUN KAPSADIĞI SÜREÇLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME DÜZEYLERİ VE FORMATLARI AÇISINDAN

 

     

Rapor, Projenin Türkiye sınırları içindeki kapsama alanını 1070 km olarak proje tahmini ömrünü 40 yıl, etkilediği hane halkını da yaklaşık 17.716 ve etkilenen kişi sayısı 29112 kişi ve 293 yerleşim birimi olarak ifade etmektedir. (S: 5). Hattın kalınlığı Türkiye'de 28 metre koridoru( hassas alanlarda bu genişlik daha az nehir ve geçişlerde daha fazla olacaktır) içermektedir; bundan başka Türkiye'de 52 vana istasyonu; 4 pompa istasyonu; 1 başınç düşürme tesisi; ve 2 ölçüm istasyonu da yer alacak; boru hattının her iki tarafında 7 metre sağlık koruma şeridi bulunacaktır. Proje maliyeti 2.9 milyar ABD doları olan tesis tamamlandığında günde yaklaşık bir milyon varil petrolün hattın içinde olması beklenmektedir. Projeden etkilenecek HH sayısı içinde 5970 mülk ve 3017 zilyetlik; 1080 kiracı hane ve 50 kadar gayri resmi kullanıcı hane tespit edilmiştir. Sonuçları ve etkileri son derece geniş kapsamlı olan bu tesissin dikkatle inşası ve korunması esastır.

 

ANCAK:

 

      1-Raporda s:5'te HH sayısı 17.716, ancak s:6 T2.1 de ise 10.117 olarak verilmiştir. Bu sayı 1.6 da Bilgi notu 1.1 de 10.000 kişi olarak verilmektedir. Kamuyu etkileyen projelerin fizibilitesi, maliye açısından çok dikkatle yapılmakta ve sonuçlarının malıyetleri dikkatle hesaplanmaktadır. Bu projede de 'insan' hariç diğer alanlarda maliyetler ve çıktılar dikkatli ölçümlerle hazırlanmıştır, bunların sayımında ve ölçümlerinde yaklaşık sayılar veya birbiri ile çelişen ölçümler yoktur. Ancak sınırları ve süreçlerinin derinliği açısından en önemli etki alanı 'insan' olan bu projenin yapılabilirliği açısından; sadece maliyet alanı olarak değil, 'yaşayan bir varlık olarak insan' ın da dikkatle sayılması ve yaklaşık sayılarla yetinilmemesi gereklidir. Toplam net HH sayısının kesinleştirilmesi zorunludur, aksi takdirde Proje, kamu gözünde ciddiyetinden fedakarlık etmek zorunda kalabilir.

 

      2-S. 6 T.2.1 de verilen 5970 HH mülk, 3017 HH zilyetlik sayıları EK te "Arazi Edinimi ve Kamulaştırma Bedeli Ödemeleri Hakkında Rehber" kısmında ise bu kez arazi sahibi olarak 27.982 kişi ve zilyetlikte 1130 kişi verilmektedir. Öte yandan Kısım 6  T.6.1'de toplam etkilenen mülk sahibi sayısı 27.983 olarak verilmekte; bu farklılık dipnotta aynı haneden ortak mülkiyet ile açıklanmaktadır. Bu rakamların da açıklığa kavuşturulması hayatı öneme haizdir.

 

      3- Aynı şekilde Yönetici Özeti kısmı s:8 T.2.2'de toplam satın alınacak daimi arazi miktarı 101 Ha, EK' te "Arazi Edinimi ve Kamulaştırma Bedeli Ödemeleri Hakkında Rehber" kısmında ise 936.5 hHa, Kısım 1.7 de ise 3 nolu dipnotta 938 Ha olarak ifade edilmektedir. Kamulaştırma ve SED sonuçlarının güvenirliği açısından bu kısım da açıklığa kavuşturulmalıdır.

 

4-Bu kısımdan olarak raporun uzunluğu dikkate alınması gereken bir dezavantajdır. Örneğin 3. Kısım: Politika ve Yasal Çerçeve ve 5. Kısım: Kamulaştırma işlemleri bölümleri, aslında ekte verilmesi gereken ve rapor içinde yer alması gerekmeyen uluslarası hükümler ve Türkiye'de geçerli olan bazı kanun hükümlerinin tam metinleridi

 

5- Öte yandan durumdan etkilenecek sosyal yapılar olarak dikkate alınmış olan çeşme, sulama kanalı ve ağaçlar gibi ya da ormancılık gelirleri ve meralar ve kültürel varlıklar gibi alanların etki değerlendirme raporlarının da ayrıntılı raporlar olarak SED içinde yer alması zorunludur.  Bu kısımlarda özetle ifade edilen; örneğin ' 'Türbe-Mezar Gibi Kültürel Varlıkların Kaybı kısmında (6.16.1) olduğu gibi 'Aksama halinde tercih edilen yol güzergahında değişiklik yapılacağına ilişkin bilgiler'in neler olduğu, ne tür değişiklikler önerilebileceği vb.  SED içinde ayrıntılı raporlar olarak yer almalıdır.

 

      6- SED raporunun başlangıcında yer alması gereken en önemli husus "Alternatif güzergahlar arasındaki tercih nedenlerinin" açıklanmasıdır. Bilindiği üzere SED gibi taraf devletlerarası sözleşmelerin geçerliliği ve finans desteklerinin karar verme süreçlerinde belirleyici önemi son dece yüksek olan raporların temel şartları: "tarafların/etkilenenlerin ve/veya paydaşların yaşamsal koşullarındaki her tür değişiklik hakkında bilgilenme ve karar mekanizmalarına katılma hakkı ve sorumluluğunun" yani katılımcılık süreçlerinin açıkça gerçekleşmesi zorunluluğudur. Bu durum, etkilenenlerin "tüm tercih süreçleri bittikten sonra durumdan haberdar edilmesi" ile ikame edilemez. SED sisteminin temel lojiği; katılımcı mekanizmaların harekete geçirilmesidir. . 

 

 

4) RAPORUN DİKKATE ALDIĞI ALANLARIN ETİK SORUNLARI:

 

A- Çalışmanın örneklemi hesaplama değeri, istatistik olarak anlamlı ancak çalışmanın büyüklüğü ve kapsamı açısından yetersizdir. Toplam 10.066 haneden 681'i ile görüşülmesi; istatistik olarak anlamlı olabilir; ancak katılımcı teknikler açısından, anketin kendisinin de bir ön bilgilenme ve haberdar kılma olduğu dikkate alınmalıdır. Burada önemli olan görüşülen hane sayısını artırmak değildir: Örneklem "coğrafi bölgeleri temel alan tek bir sınıflandırma değişkeni" ile çıkarılmıştır (Ek.4.2). Bu yolla gerçekleştirilen bir çalışma ile; hem tüm arazi mülkiyet durumları hem de mülkiyetlerin alabileceği yeni biçimler birlikte ölçülmeye çalışılmıştır. SED Raporunun meşruiyetinin dayandığı temel, bu anket olduğundan; anketin aşağıdaki hususlarda bazı sakıncalar içerdiğinden sözetmek gereklidir:

-Anket; hattın etkilediği bildirilen 293 yerleşim yerinden 28'inde gerçekleştirilmiştir. Bu 28 yerleşim yerinde de etkilenen 2131 kişiden ise sadece 133'ü ile görüşülmüştür. Bu önemli bir eksikliktir. Bir çalışmada istatistik rakamların anlamlı olması; gerçek durumun tam olarak kapsanabileceğini göstermez. Kaldı ki etkilenen nüfus ile görüşülebilenler oranı da istatistik olarak anlamlı değildir (örneğin Sivas-Zara'da toplam 500 etkilenenden 29'u ile görüşülürken, Ulaş'ta toplam 220 kişiden 21'i ile; Kahramanmaraş-Göksun'da 718 kişiden 47'si ile görüşülmüştür) 293 yerleşim yerinin bütününü dikkate alan ve etkilenenlerin en geniş temsiliyeti ile gerçekleştirilecek başka çalışmaların olması gereklidir.

 

-Anket,  basit tesadüfi teknikle örneklem seçmiş; bu yolla kendi örneklem birimine giren durumu da bütünün temsili saymıştır. Oysa örneğin, örneklem içinde yer almayan bir kaç köyde veya sosyal yapıda; bütünün verilerin değiştirebilecek önemli mülk farklılıkları; etnik yapılar ya da sosyal karekteristikler bulunabilir. Ancak anketin yapılma biçimi bütünüyle şu anda elde edilen sosyal analizi genelleme eğilimi içindedir. Çalışmanın tabakalı örneklem biçimine dönüştürülmesi, tabakaların da tapu kayıtları ve mülkiyetin daha önceden ölçümlerle belirlenmiş ölçütler üzerinden seçilmesi zorunludur.

 

-Böyle büyük etki alanları olan çalışmalarda anketin kendisinin bizahiti bir durumdan haberden kılma işlevi gördüğünü de dikkate alacak olursak;  çalışmanın gerçekleştiği alanda sadece %6.90'lık bir grubun haberdar kılındığını söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye sosyal bilimi; daha önce de bu tür çalışmalarla birlikte ilerlemiştir. Alt-yapı çalışmaları ve etkilenen nüfusun büyük olduğu büyük yatırımlarda; ilk haberdar kılma eylemlerinin ne kadar önemli olduğu bilimsel olarak da tespit edilmiştir. Çitçi'nin 'Keban Baraj Aynısında Kalımş Olan Köylerdeki Sosyo-Ekonomik Yapı Değerlendirmesi" çalışması ve Sosyoloji Derneği'nin Prof. Dr. Birsen Gökçe başkanlığında yapmış olduğu "GAP Bölgesi Baraj Göl Aynası Altında Kalacak Yörelerde İstihdam ve Yeniden Yerleştirme Sorunları Araştırması" başlıklı çalışmasında "Yeniden Yerleşim Eylem Planı" bu çalışmalara örnek olarak verilebilir.

 

-Anket çalışması, mülkün sahibi olarak görülen kişi ile gerçekleştirilmiş görünmektedir. Her ne kadar buna ilişkin net bir veri yoksa da; çalışmanın kadın mülk sahipleri kısmından da anlaşılacağı gibi; örneğin kadınlar ancak hane reisi ya da mülkün sahibi ise görüşülmüştür. Hanenin bütünü, bir birim olarak dikkate alınmamış; örneğin yaşam şartları; yaşam kaliteleri vb. bazı yaşamsal göstergeler sorulmamış; hane sadece mülkün sahibi ya da yararlanıcısı olan bir ekonomik birim durumuna indirgenmiştir.

 

B- Bu çalışmada, 'kültürü yaşatan ve sürdüren bir varlık olarak insanın potansiyelleri' dikkate alınmamaktadır. Aksine insan olgusu haneye indirgenmiş, haneler de 'Hattın geçtiği alanlardaki ekonomik birimler' olarak tanımlanmıştır. Kültürün önemli tamamlayıcıları olmasının ötesinde, yaşam alanlarının ve kaynaklarının önemli beslenme odakları olan ormanlık araziler, Hazine arazileri ve diğer boş alanlara (mezra, verimsiz alanlar, bataklık ve çeşitli su birikintileri vb.) ait bilgiler; "Tazminat ödenmesi gerekmediği için ihmal edilebilir alanlar' olarak görülmektedir. Bu gruplardaki arazilerden yararlanma biçimleri ve miktarları; bu arazilerden yararlananların gelir kayıpları ve asıl önemlisi bu arazilerin kültürel ve çevresel katkıları; ayrıca kayıpları halinde etkilenenlerin nasıl telafi ve tazmin edileceği de SED raporunda dikkatle belirtilmelidir.

 

C- Ek olarak köyün ya da kasabanın kendisi de; bir toplam yaşam alanı, kişilerin sosyal varlıklarını sürdürdükleri bir yapı ya da yaşamlarının birkaç kuşaktır oluşmuş birikimleri, 'yaşayan bir varlık olarak kültür' olarak değil de; hattan etkilenen 8 metrelik koridorun etrafında duran, bu koridor alanının verdiği zarar para olarak yeterince tatmin edici olarak tazmin edilirse, yapısal olarak etkilenmeyecek bir mikro ekonomik birim olarak adlandırılmaktadır. Çalışmanın qua sine non'u olarak; bu raporla birlikte etkilenen nüfus için yeni yaşamsal destekler de sağlanması taahhüt edildiğinden; bu tür bir mikro ekonomi ölçeğine indirgenmiş sosyal yapı anlayışı ile; bu taahhütü gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır. Bu durum gerek evsahibi ülkenin (Türkiye) ve gerek Dünya Bankası'nın U.T.4.00 İstek Dışı Yeniden Yerleştirme Kılavuz İlkeleri ile taahhüt ettiği anlaşmalara aykırıdır.

 

D- Rapor, nüfus ve nüfusa ait bilgileri sadece 2002 nüfus sayımının genel sonuçlarına göre değerlendirmektedir. 2002 Nüfus sayımının sadece toplam nüfus miktarları gözönüne alınmış; nüfusa ait diğer bilgiler için ise(örneğin, göçmenlik, mevsimlik işçi oranları vb.) anketin gerçekleştirildiği köyler, toplam nüfusa genellenmiştir.  Nüfusun tam bilgilerine erişilmelidir.

 

E- SED Raporu, gençler, topraksızlar, az topraklılar ve çocuklar için Türkiye'nin BM nezdinde imzaladığı İnsan Hakları Sözleşme hükümleri ile uyum içinde değildir. Çalışmada bu kesimler etkilenenler grubu içinde yer almamaktadır. Bu durum nedeniyle; bu çalışmanın devamı olan 'Etki-Değerlendirme/İzleme-Değerlendirme' çalışması içinde de konulması gerekli hükmü kaybolmuştur.

 

F- SED Raporu Türkiye'nin uluslararası planda imzaladığı "Cinsiyet Eşitliği' hükümleri ile uyum içinde değildir.  SED Raporu "Toplumsal Cinsiyetçi' ayrımcılığa karşı hassasiyet gösterilmesine ilişkin Türkiye'nin imzaladığı hükümleri dikkate almamakta; kadının yeri ve konumları çalışma içinde salt mülk sahipliği ile sınırlı kalmaktadır. Yerinden edilme ya da zorunlu olarak topraklarından vazgeçme ile gelişen tüm durumlar; özellikle köylülükten çiftçiliğe geçememiş kırsal ailelerde; sonra da kasaba ve küçük kentlerde, özellikle kadının daha alt bir konuma düşmesi ile sonuçlanmaktadır. "Toplumsal Cinsiyet Hassasiyeti' konusu SED içinde yer almadığından; bundan sonra gerçekleştirilecek olan 'Etki-Değerlendirme/İzleme-Değerlendirme' çalışmasıiçine konulması hükmünü de belirlemektedir.

 

G- Anketi destekleyici bir nitel teknik olarak 'Odak Grup Görüşmesi' yapılan kişiler (Balıkçılık hususunda)  ve özel olarak 'derinlemesine mülakata' konu olanlar; Projenin 'paydaşları' ya da 'Etkilenenleri' değil; daha çok yerelde bulunan merkezi otoritenin temsilcileridir. Yerelde varsa STK'larla ne gibi bilgilenmeye, işbirliklerine ve bilgilendirmeye gidildiği açıklanmamıştır.

 

H-Raporda zilyetlik, geçici mülkiyet, tapusuz araziler, çoklu ortaklıklar, mevsimlik işgücü ve arazinin ayni kullanımıyla ilgili doğabilecek hukuksal sorumluluklar; Türkiye'nin kadastro işlemlerini gerçekleştirme yükümlülüğüne bırakılmıştır. Oysa; tam bir tespit yapılarak, kamulaştırma başlamadan önce bu durum 'katılımcı' değerlendirme ile çözülmelidir.

 

I- Rapor, özel ilgi gerektiren veya mağdur gruplar analizini yaparken; 'mağdur' grupları öncelikle 'etnik', sonra da 'dil', 'mezhep', 'yaş', 'cinsiyete dayalı mağdurlar' ve 'ekonomik olarak dezavantajlı gruplar' olarak tanımlamıştır. Ancak bu grupların tamamı; mülk sahibi olup olmama üzerinden değerlendirilerek, mülk sahibi olmayanların bu projeden fazla etkilenmeyecekleri varsayılmıştır. Örneğin belirli bir yaş grubunun altındakiler ya da kadınlar mülk sahibi olmadıklarında projeden etkilenmeyecekleri varsayılmıştır. Arazi mülkiyetinin zilyetlik ya da aile mülkiyeti esasına dayalı olduğu alanlarda; yapılan her tür çalışmadan öncelikle etkilenecek olanların kadınlar; çocuklar, işsizler, topraksızlar ve gençler olduğunu bilimsel araştırmalar göstermektedir. Etki-değerlendirme ve izleme-değerlendirme aşamalarında bu nedenle bu gruplara yönelik özel iyileştirme programlarının yapılması gereklidir.

II-

      J- YYEP'nın son aşamasının halkın en geniş ve örgütlü katılımı ile iyice anlaşılması ve değerlendirilmesi gerekirken; Rapor Valilklere ve Kaymakamlıklara vb. benzeri devlet kuruluşlarına gönderilmiştir. Etkilenen grupların bu yolla rapora erişmeleri ve anlamaları son derece zordur.

 

 

 

 

 
sayfa başına dön