.var themessage2 = new initArray( "Yoksul Köylüler,", "Özürlüler ", "Kadınlar", "Başka bir yaşam mümkün..." );
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

KOORDİNASYONUN

SORUMLULUĞU VE AYDINLAR

Fuat UĞUR

Türkiye'de yaşayanların üzerine ölü toprağı serpildiğini biliriz. Bu olgunun birçok nedeni var sayılabilecek. Tüm bu nedenlerin toplamından ortaya çıkan davranış biçimi de açıkgözlük, fikrini belirtmeme, belirtse bile ismini söylememe, karşı olduklarına karşı çıkmama, protesto etmeme, çok üzerine gelindiğinde de "Hele bir başkaları çıksın da, bakalım, onlara bir şey olmuyorsa ben de bir boy gösteririm" diyerek kurnazlığa yönelme şeklinde özetlenebilecek bir davranım zinciri.

Tamer Karadağlı gibi çok ünlü aktörlerin bile "Yurtta sulh, cihanda sulh" dedikleri için karakola davet edildikleri bir ülkede  "Onun başına geliyorsa kim bilir bana neler olur?" korkusuyla baş başa bırakılmaları da onların ellerini kollarını, hatta ayaklarını bağlayan etkenlerden biri.

Ve şu Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu'nu oluşturan bazı "Sivil Toplum Örgütleri"nin içinde varolan, fırsat buldukça provokasyona sürekli olarak davetiye çıkaran grupların taşkınlıkları, demokrasi kavramından zerre kadar nasibini almamış kişileri barındıran bu örgütlerin şiddeti bir yöntem olarak seçmeleri, bunu gizli ya da açık savunmaktan çekinmemeleri de Türkiye insanının gelişmelere mesafeli yaklaşımında en büyük etkenlerin başında geliyor.
ZARARI KİM TAZMİN EDECEK?
Geçen Cumartesi günü yapılan basın toplantısı mitinginden sonra kendini bilmez çapulcular camları çerçeveleri indirdiler. bir esnafı da kıyasıya dövdüler. Bunu tanımlayabilmek için en kolay yol kuşkusuz "Polisin provokasyonu" demek olur. Dışarıdan bakıldığında söylenebilecek tek söz de "Bunlar hep böyle işte" şeklinde.

Adını "Irak'ta Savaşa Hayır" olarak belirleyen, barış için çabalayan, ama bu ve benzeri nedenlerden dolayı hala mitinglere 10 bin kişiyi bile toplayamayan bu "devasa" 50 örgütlük oluşumun derhal o camları kırılan dükkan sahiplerinin zararını tazmin etmesi gerekir. Sorumluluk, duyarlılık ve barışa saygı, hepsinden önemlisi de saygınlık böyle bir davranışı gerektirir.
AYDINLAR
Tüm dünyada olduğu gibi aydınların, toplumun önde gelen isimlerinin, bu harekette önde yer almalarının, biraz daha etkin olabilmelerinin yolu açılmalı. Nerede Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Tarık Akan, Okan Bayülgen, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Metin Kaçan,  Şebnem Ferah, Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Cihan Ünal, Müjdat Gezen, Halil Ergün, Türkan Şoray, Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Altan Erkekli, Cem Yılmaz, Beyazıt Öztürk, Meltem Cumbul, Erdal Özyağcılar, Serra Yılmaz, Yıldız Kenter, Can Gürzap, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Kubat, Sezen Aksu, Fazıl Say, Burhan ve İlhan Şeşen, ünlü öğretim üyeleri(Asaf Savaş Akat, Süheyl Batum, Selçuk Erez, Burhan Şenatalar vb.), Türk Halk müziği sanatçıları; Arif Sağ, Edip Akbayram, Yavuz Top, Şükriye Tutkun, Sabahat Akkiraz, Aynur Haşhaş, Ali Ekber Çiçek, Yavuz Bingöl, Erkan Oğur, Grup Çığ, Tolga Çandar(sizin adını belki duymadığınız ama milyonlarca kişinin çok yakından tanıdığı daha onlarca isim), çeşitli inanç gruplarından ve fikir dünyasından kanaat önderleri, gazeteciler ve yüzlercesi.

Bu isimlerin her biri çok eminim ki savaşa karşılar, ABD'nin Irak'a saldırısını çok şiddetle eleştiriyorlar. Ancak bu koordinasyon onlara ulaşamıyor. Sebebi ya da sebeplerini yukarıda yazdım. Bu sıkışmışlık, hapsolunmuşluk, kendini terörle tarif eden örgütlere mahkum olma anlayışı bir an önce aşılmalı. Yoksa şimdilik olumlu geri dönüşler alınan bir iş tavsayacak, başarısızlığa mahkum olacak.

 

 

 
sayfa başına dön