Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

   

ŞİMDİ DE SAVAŞ YOKSULLUĞU


2001 krizi ile önemli bir yoksullaşma süreci yaşayan Türkiye, belini doğrultamadan, bulaştığı savaş nedeniyle yeni bir yoksullaşma süreci yaşayacak

2000 finans krizi ve ardından 2001 şubat şoku ile tarihinin en büyük krizini yaşayan ve ekonomisi bir yılda yüzde 9.5 küçülen Türkiye, bu krizden dolayı uğradığı yoksullaşmanın yaralarını saramadan, Irak’a ABD müttefiki olarak girerken yeni bir yoksullaşma sürecinin de kapısı aralanmış oluyor.
Beklenen gelişmeler satır başlarıyla şöyle:


* Enflasyonda artış: Ocak ayında yüzde 6’ya yakın artış gösteren toptan fiyatlar, sonraki aylarda da artış eğiliminde olacak ve yüzde 20’lik enflasyon hedefi gerçekleşmeyecek. Körfez krizinde yüzde 55 enflasyon yaşayan Türkiye 2002’nin özel şartlarında tekrar yükselmiş bir enflasyonla yüz yüze kalacak. Özellikle petrol fiyatlarının yükselmesi ve varilinin 36 dolara çıkması, kendi başına önemli bir enflasyon kaynağı olacak. Bunların yanı sıra, dövize yönelişle beraber kurların artması , ithalatı, dolayısıyla üretim maliyetlerini artırarak fiyatları tetikleyecek.


* Yeniden küçülme: 2001’de yüzde 9.6 oranında tarihi bir küçülme yaşandıktan sonra 2002’de ihracatın ve stoka üretimin itmesiyle yüzde 6 büyüyen Türkiye 2003’de yeniden bir küçülme yaşayacak. Tarımda yoksullaşan köylünün üretimi düşerken özellikle Doğu Ve Güneydoğu savaşın gölgesinde üretimini azaltacak, göçler yaşanırsa üretim daha çok etkilenecek ve hayvancılık gerileyecek. Sanayide iç talepte yeni bir geri çekiliş umudu dışarıya bağlayacak ama dünya ekonomisinde de beklenen talep düşüşü ile ihracat da olumsuz etkilenecek. İnşaat, finans, turizm özellikle dibe vuracak sektörler olacak.


* Borçları çevirmede güçlük: Savaş iklimi, hükümetin borçlanma ihtiyacını artırırken , borçlar ancak yükseltilmiş faizlerle yapılabilecek. Dış borçlanma Türkiye’nin artan riski nedeniyle zorlaşırken içeriden borçlanmanın vadeleri kısalıp faizleri artacak. Bu da faiz yükünü kabartacak. Ekonomide küçülme ile vergi gelirleri düşünce borçlanma ihtiyacı daha çok artacak ve IMF’ ye verilen milli gelirin yüzde 6.5 büyüklüğünde fazla yaratmak çok zorlaşacak. IMF ile gerilim yaşanacak. Ya da insafsız bir kemer sıkma politikası uygulanacak. Memur tensikatları artacak.


* Sosyal devlet yerine sopalı devlet: Bütçeden faize ayrılan meblağın yükselmesiyle maaş, yatırım ve sosyal harcamalar daha da kısılacak. Böylece devlet bu yıl da sosyal devlet olamayacak, onun yerine savaş harcamalarına kaynak ayırmaya zorlanacak.

 
* Tüketimde durgunluk : Savaş iklimi nedeniyle iç tüketim yine gerileyecek. Bu durum iç pazara dayanan üretimi ve ticareti yaralarken iflasları hızlandıracak. Bankalar tüketici kredisi vermek yerine devleti fonlarken artan reel faizler nedeniyle yatırım iklimi de koruyacak , dış yatırımcının gelişi ertelenecek. Turizmde önemli bir gerileme yaşanacak.

 
* İşsizlik ve yoksullaşma: Yükselen faizler nedeniyle üretim ve yatırım durunca işsizler bu yılı da beklemeyle geçirecek, bazı sektörlerde yeni tensikatlar yaşanacak. Bu da haneye giren geliri azaltacak ve işsizlikle el ele yeni bir yoksullaşma süreci yaşanacak. Devletin kaynak bulma için dolaylı vergilere yüklenmesi, temel mal ve hizmetlere zam üstüne zam yapması, yeni dolaylı vergiler getirmesi de yoksullaşmayı artıracak.


* Demokratik haklara tırpan: Savaş bahane edilerek her tür grev engellenecek, küçülme ve işsizlik kullanılarak ücret artışı talepleri geri çevrilecek ya da en azda tutulacak.

Ekohaber’ den alınmıştır.

 

 
sayfa başına dön