Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

.

AB'yi Hıyar Gibi İkiye Böldüler

 

 

 Hikmet BİLA

''Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli'' sözü ne kadar da doğruymuş. Üç ay önce ne hayaller kuruyorduk. Türkiye, Kopenhag kriterlerini yerine getirmiş, AB ile uyum yasalarını jet hızıyla çıkarmış, yeni iktidarın liderleri Avrupa başkentlerinde mekik dokumuşlardı.

 

Her ne kadar AB, Aralık 2004'ten sonra çıkmaz ayın son çarşambası için müzakere tarihi vermişti ama, ''Biz adam olmayız'' diyerek Türk'e Türk düşmanlığı yapan entelektüeller, bayram etmişlerdi. ''Daha çok ödev yaparsak AB'ye girmemize az kaldı'' propagandası sürdü gitti.

 

Sonunda takke düştü, Türkiye'ye müzakere tarihi vermeyen AB'nin altından ''Almanya-Fransa Mihveri'' çıktı.

 

Oysa, şu ''mihver'' işinin İkinci Dünya Savaşı ile bittiğini, birleşen ve genişleyen Avrupa için eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, insan haklarının önemli olduğunu sanıyorduk. Meğer, o görüntünün altında, 19'uncu yüzyıla bile rahmet okutacak çirkin ''mihver'' ler varmış.

 

Kimileri, ''Ulus devletler öldü'' derken AB üyesi uluslar, birbirlerine kazık atarak bin bir türlü tezgâhın içindeymişler. AB, bir yandan savaş karşıtı bir tavır sergilerken öte yandan sekiz Avrupa ülkesi, AB Dönem Başkanı'na bile haber vermeden anlaşmış, Amerika'ya savaşta destek bildirisi yayımlamışlar. Türkiye'nin kafasına vura vura serseme çevirdikleri Kopenhag kriterlerini ipleyen kalmamış.

 

Keşke öyle olmasaydı. Keşke Kopenhag kriterleri, aynı zamanda samimiyet kriterleri olsaydı.

 

Ne yazık ki hâlâ aslolan siyaset, aslolan strateji, aslolan çıkar hesapları.

 

Amerika, Irak'ı vurmak için yanıp tutuşurken gerçekten bu ülkeyi ''kitle imha silahlarından arındırmak'' amacını mü güdüyor? Ya da Almanya ve Fransa, Irak'ın vurulmasına ısrarla karşı çıkarken insanların ölecek olmasına çok üzüldükleri için mi bunu yapıyorlar? Bosna'da beş yaşındaki çocuklar nişancı ateşiyle öldürülürken katliamlar yapılırken on binlerce kadına tecavüz edilirken en çok seyredenler Almanya ile Fransa değil miydi? Şimdi ne oldu da birdenbire yufka yürekli kesildiler?

 

Devlerin çıkar savaşı, bugün doruk noktadadır.

 

Bu çatışmada, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği gibi dev örgütler bile çatırdıyor. Amerika, ezici üstünlüğünü ezici bir şekilde kullanırken karşısındakiler yeni cepheler oluşturmaya çalışıyorlar.

Almanya, Fransa, Rusya... Bu üç ülkeyi yan yana getirdiğiniz zaman inanılmaz bir heybet ortaya çıkıyor. Bu üç ülke, o heybetle bir araya gelip Irak için yeni bir plan geliştirmeye çalışıyor, ama karşılarında bütün hışmıyla Amerika'yı buluyor.

 

Vahşi bir devler savaşı.

 

Üstelik bu savaşın odak noktasında yine Türkiye var. Herkes birbirine Türkiye'nin üzerinden yumruk atmaya çalışıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda da böyleydi. Birinci Dünya Savaşı'nda da böyleydi. 19'uncu yüzyılda da böyleydi.

 

Türkiye'nin AB üyeliği Almanya-Fransa mihverine takılıyor. Türkiye'ye NATO'nun koruma sağlaması sözkonusu olunca yine Almanya-Fransa mihveri. Amerika, rakiplerini Türkiye ile dövmeye çalışıyor.

Türkiye'nin yöneticileri, kim vurduya gitmenin ne demek olduğunu biliyorlar mı acaba?

Cumhuriyet’ ten alınmıştır.

   

 
sayfa başına dön