Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 




ŞAŞKIN ÖRDEKLER......BATARLAR.

Alev ATEŞ

Sözün ortasını çok terbiyeli olduğumdan yazmamış değilim. Çünkü bizim şaşkın siyasal islamcılarımız, liberal-muhafazakarlarımız ve en önemlisi sosyal demokratlarımız nasıl giderlerse gitsinler batıyorlar.Son oylama bunun somut örneği. Bakın, Tayyip Erdoğan "bakmayın bu savaş karşıtlarına" "bunlar yarın da kapımıza maaşımı niye vermiyorsun ?" diye dayanırlar diyebiliyor.Bundan öteye şaşkınlık olabilir mi? Doğrudur elbette dayanırlar. Kendilerinin de dediği gibi "siyaset çözüm sanatıdır". Ve kendileri de arkalarına ahlaki bir islam söylemi alarak iktidara gelmişleridir. Fakat işte bütün düğümler de bu noktada üstüste atılıyor. Çünkü biliniyordu ki bunların IMF, DTÖ, ABD, AB 'nin öneri ve emirlerini yerine getirmek dışında hiçbir özgün çözümleri yoktur. 

Akil adamlar bunu çok öncesinde görüyor ve söylüyorlardı. Seçimler öncesinden söylüyorlardı. Ama mahkemelerimizde sistem değişikliği olsa kesinlikle bizi yargılayacak juri yerinde oturmasını istemeyeceğimiz "sağduyulu" halkımız bunları tarihte görülmemiş bir şekilde iktidara getirdi. Oysa açık seçik yapacakları söyleniyordu bunların. 

Korkut Boratav : Ben, konuşmamın başında sorduğum "Türkiye'yi kim yönetiyor ?" sorusunu tekrar bir vatandaş olarak gündeme getirmek istiyorum. 
Bir ABD - Irak savaşının eşiğinde Türkiye' nin rolü ve katkısının bir kez daha "dış kaynak gereksinimi" şantajına dayalı bir pazarlık süreci sonunda belirleneceği izlenimi doğmaktadır. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı ABD savunma bakanı yardımcısı ile hangi yetki ile kimin adına konuşuyor ve neler vaad ediyor ? IMF 'nin önümüzdeki seçimde kazanma olasılığı olan parti liderlerinden "programa bağlılık" vaatleri talep edeceği haberleri karşisindaki ölü sessizligi nasil açiklanabilir ? 
Türkiye' nin dış dünyaya karşı ekonomik bağımlılığı son yıllarda yapay olarak artırılmıştır. Bunu sineye çeken kaçınılmaz gören "demokratları" ı anlamamız mümkün değildir. Türkiye halkının bir Irak macerasının kurbanları arasına katılmasını da küreselleşmenin zorunlu ve kaçınılmaz bir maliyeti olarak savunanlar bence uyarılma sınırlarını çoktan aşmışlardır... (2002 - Ağustos Cumhuriyet Gaz.)

Boratav' ın bu söyledikleri aynen gerçekleşti. Derviş'in yürüttüğü görüşmelere islamcılar bütün hızları ile ve üstelik kendilerini meşrulaştırma çabası ile daha da hızlı girdiler. Aynen alıntıdaki gibi para pazarlığı ile bir satış mukavelesi yaptılar. Mukavele mecliste red edilmedi, ama yeterli çoğunluğu da sağlayamadı. 

Bu bir başari mi ? Elbette. Hem de hiç kimsenin ummadigi bir başari savaş karşitlari için. Son derece güzel bir sürpriz oldugunu kimse yadsiyamaz. 

Ama şimdi ne olacak ? 
İşte ezberin şaştığı yer tam burası.
Yukarıda yaptığımız alıntılamada olduğu gibi bir perspektifimiz, önerdiğimiz bir sistem, anti-emperyalist bir kesin tavrımız var mı?


Ancak ben bu gelişmelerin toplumsal ve siyasal pratikteki sonuçlarını tartışmayı editörümüz ve yoldaşlarına bırakıp sosyal demokratlarımızın konumuna göz atmak istiyorum .
Allah söyletti yılların hukukçu ve siyasetçisi CHP'li Önder Sav'ın ağzından "düşman gemilerinin" limanlarımıza geldiğini duyduk. ABD ve düşman gemileri. Ama bunun büyük bir yanlışlık olduğunu ancak belkemiksizlik üzerine inşa edilmiş bir siyaset söyleyemezdi ve hemen düzeltildi. Bu tavır gene yukarıda andığım tartışmada söylenen bir sözü anımsattı bana. Senelerdir "zilletin eğik düzlemi" üzerinde tutunabilme mahareti göstermeleri artık iyiden iyiye tükenmekte galiba. 
Gerçekten de üzerinde tutunmaya çalıştıkları bu düzlem bir zillet düzlemi değilse nedir ? İşte bizi esas ilgilendiren bu eğik düzlemin mantıksal açıklamasını yapmalarıdır. Eğer ABD askerlerinin Türkiye'de konuşlanması bir işgalse, limanlarına girilmesi bir işgalse senelerdir Türkiye İşçi Partili sosyalistlerin söylediği örneğin İncirlik üssü işgal edilmiş bir toprak değil midir ? Diğer ABD üsleri işgal edilmiş topraklar değil midir ? Bu işgal edilmiş topraklara çok yakın zamana kadar Türk Genel Kurmay Başkanının bile giremediğini bilmiyor muyuz ? Senelerdir bu işgal edilmiş topraklardan Irak'a bombalar yağdırılmıyor mu ? 

Süleyman Demirel ABD 'li yüzbaşilarla bile anlaşmalar imzaladigimizi ve sayisini bile bilmedigini söylüyordu (Cüneyt Arcayürek kitaplari) ve dogrusunu isterseniz siz bu kadar da dürüst degilsiniz. Zaten bu niteliginiz nedeni ile tarih içinde açtiginiz her çatlaktan faşizm sizmiş girmiş toplumlarin içine. 

Kırk yılda bir doğru bir laf ettiniz "düşman gemileri" diye onu da hemen geri aldınız.
Allah'tan korkmuyorsanız kullarından korkun diyeceğim ama adı üstünde "kul" işte.

İncirlik ve benzeri üslerin kapatılmasına, ABD 'nin tümüyle işgal ettiği bu ülkeden çekilmesine çalışan sosyalistlerinen haslarıyla birlikte eylem birliği yapmak yerine onların en belkemiksiz olanlarını aranıza almanız ne sizi düzeltir ne sosyal yapar ne de demokrat. ABD üsleri kalsın ama ABD askeri Cizre' de konuşlanmasın demenin savaşa karşı pratik yararını ve gereğini elbette biliyorum. Sadece belki diyorum...belki... 

Yukarıda andığım tartışmadaki akil adamlardan birisi (Ahmet köse) şöyle diyor ; "Toplumu yalnızca bireyler toplumu haline getirirseniz örneğin sosyal demokrasiyi de tanımlaması güç bir sosyal adaletçiliğe indirgersiniz. Oysa sosyal demokratlık yalnızca sosyal adaletçilik değildir. Bu anlamda Osmanlı sultanları, Humeyni, ve Erbakan da sosyal adaletçiydi." 
Son olarak,"Savaşa Hayır"demenin bir bedeli olacağı açıkca söylendi ve "Kullar" tehdit edildi.ABD savaşa hayır dediğiniz için para vermeyecek milli gelir 2400 dolardan 1900 dolara düşecektir,yani "her seçeneğin bir bedeli vardır.( Tayyip Erdoğan) " AB ülkeleri verdiği silahları zaten kürtlere karşı kullandırmıyor.Biz savaşa hayır dediğimiz için ABD kürtlere ek olarak ağır silahlar verecek,fiilen kurulmuş olan kürt devleti petrol zengini yapılacak.... ve sonuçda SEVR süreci başlayacak.
İşte siyasal islamın tehditleri bunlar.
*********************************************************
NOT:
Sayin editör, arada bir e-mail göndererek beni taciz eden sadik üç-bes genç okuyucu ; basladigi gibi bitmeyen bu daginik yazi için beni bagislayin. Aslinda yazinin basinda niyetim gizli zabitlardan çikarttigim konusmalarla (Kemalizm / sosyalizm baglaminda) ilgili çesitlemeler yaparak eski yaralari kasimakti. Ama araya son gizli oturumlarin sonuçlari girdi ve yazi da eski aliskanliklarim ile aldi götürdü beni. Bu 'az gebelik - çok gebelik' benzetmesi gibi ABD üslerine karsi çikmayanlarin ABD askerinin konuslanmasina karsi çikmayi kahramanlik ve vatanseverlik olarak yutturmalarinin tehlikesine deginmek istedim açikça. Bakin, bu islamcilarin ve sosyal demokratlarin açtigi çifte standartlarin yarattigi çatlaktan dehsetli bir fasist parti gençligi de yanina alarak geliyor. Türkiye sermayesinin en vahsi kanadini olusturanlarin destegindeki Genç Parti bu ülke için olaganüstü bir tehlike. Ve disleri sökülmüs MHP gibi karsisina çikacak devrimci bir gençlik de yok. Üstelik dikkat edin tüm söylemi anti-amerikancilik üzerine kurulu. 
Fasizm de iktidara Versay anlasmasini yirtarak yarattigi karizma ile gelmisti. 






 
sayfa başına dön