Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


GEL TEZKERE GEL!....

 Dr.Ergun GÖKNEL

İkinci tezkere hazırlanıyor. Haberiniz olsun..

Bütün alametler belirdi. En kısa sürede, koşullar daha uygun duruma getirilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacak yeni tezkerenin önündeki engeller birer birer temizleniyor .

Önce, tezkerenin reddi ile ne kadar büyük güçlüklerle karşılaşılabileceği konusunda yoğun bir kampanya yürütülmeye başlandı. Basında sayısız köşe yazarı ve televizyonlarda sayısız yorumcu karşılaşacağımız felaketleri sıralamaya başladı.

İkinci olarak, IMF anlaşması gereği yapılması zorunlu zamların, yeni vergilerin gerekçesi olarak tezkerenin reddi gösterilmeye başlandı. Böylece "Savaşa Hayır" diyen çoğunluğun direnci kırılmaya başlandı. Yoksulluk, geçim sıkıntısı barışı unutturmaya başladı. Hiç düşünülmeyen, bundan sonra gelecek tezkere kabul edilerek ABD ile birlikte hareket edilse bile, bu vergi paketinin kalıcı olduğuydu.

Son olarak da ABD ile yeni görüşmelerin başladığı, ilk görüşmelerde kabul edilmeyen koşullarımızın bu defa kabul göreceği haber ve yorumları yayılmaya başlandı.

Kısacası, önce sopa sonra havuç politikası uygulanmaya başladı.

ABD Dışişleri Bakanı’nın, "TBMM’nin yabancı asker konuşlandırılmasına ilişkin tezkereyi ikinci kez reddetmesi durumunda alternatifimiz vardır" açıklaması ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, "Kuzey Irak’ta herhangi bir askeri müdahalenin, Türkiye ile ABD arasında koordinasyon içinde yapılması gerektiği"." sözleri de yeni bir tezkerenin TBMM’ye sunulacağının işaretleri olarak kabullenilmelidir.

Başbakanımız, "Bu iş bitmiş değildir" diyor. AKP Genel Başkanı’nın sözlerine karşı gazetecilerin, " Bundan tezkerenin yeniden TBMM’ye geleceğini anlayabilir miyiz?" sorusuna verdiği cevap "Hayır" olmuyor. Erdoğan, "Ne anlıyorsanız odur" yanıtını veriyor.

Yetkisiz Genel Başkan’ın yetkisiz danışmanı ise Amerikan gazetelerine yaptığı açıklamalarda "İkinci tezkerenin geçmemesi partinin sonu olur" diyerek yeni bir Başbakanlık tezkeresinin hazırlandığını açıkça söylüyor. ABD’nin Erdoğan’ın işini kolaylaştırması için yardımcı olması gerektiğini belirtiyor.

Ve son olarak da, ilk tezkereye ret oyu veren AKP milletvekillerinin ileri gelenleri, "Bugün tezkere gelse, oyumuzun rengi değişir. Olumlu oy veririz" diyorlar?

İşte bütün bu gelişmeler ikinci tezkerenin yolda olduğunu gösteriyor.

ABD saldırısına Türkiye Cumhuriyeti’ni ortak etme çabalarının başlangıcında çok sözü edilen "B Planı" nın çok şüpheli varlığı da açıklığa kavuştu. Böyle bir planın olmadığı ortaya çıktı. Belki şimdi hazırlanmaya başlanıyor.

Çok sözü edilen "B Planı" neydi? Türkiye ile anlaşma gerçekleşmediği takdirde, ABD silahlı kuvvetleri ağırlıklı olarak Irak’ın güneyinden, Kuveyt üzerinden hareketle tüm ülkeyi işgal edecekti. Kuzey Irak’a indirilecek güçlü bir paraşütçü birliği ile de bu bölgenin emniyeti sağlanacak ve hızla petrol bölgesine hakim olmaya çalışılacaktı.

Türkiye ile yapılan görüşmelerde tıkanmalar oldukça, söylenen veya basına söyletilen, belli bir tarihe kadar anlaşma olmadığında, İskenderun üzerinde Irak’a sevk edilmek üzere Akdeniz’deki gemilerde bekleyen Amerikan birliklerinin Süveyş Kanalı yoluyla güneye sevk emrinin verileceğiydi.

Bayram tatili öncesinde TBMM kararının çıkarılması için ilk defa yürürlüğe konan bu tehdit ikinci aşamada Bayram ertesi 18 Şubat tarihi belirtilerek yapıldı. Sonra sırasıyla 25 Şubat ve 27 Şubat tarihli Meclis toplantılarından önce de tekrarlandı. Bilerek veya bilmeyerek müzakerecilerimiz bu tehditlere pek aldırmadılar. Ve de Akdeniz’de bekleyen Amerikan gemilerine güneye doğru yol alma emri bir türlü verilemedi.

Son olarak 1 Mart Cumartesi günü yapılacak TBMM toplantısından önce Başbakanlık tezkeresinin kabul edileceği tüm taraflarca öngörülüyordu. İskenderun üzerinden Irak’a sevk edilecek ABD birliklerinin yığınaklarını tamamlama süresi düşünülerek de saldırının 10-13 Mart arasında başlayacağı duyurulmaya başlanmıştı.

İşte bu sırada düzenlenen oyun bozuldu ve Başbakanlık tezkeresi mecliste kabul edilmedi. Şimdi olağan olarak beklenen en geç Pazartesi günü Akdeniz’de bekleyen Amerikan gemilerinin rotalarını Süveyş kanalına doğru çevirmeleriydi.

Çünkü söylenen, yazılan neydi? ABD’nin "B Planı" hazırdı. Irak saldırısı Kuveyt üzerinden gerçekleşecekti.

Şimdi ne görüyoruz? ABD sözcüleri Irak harekatının Mart ayının ilk yarısı yerine Nisan ayının ilk yarısında da başlanabileceğini belirtiyorlar. Kısacası TBMM’ye yeniden sunulacak tezkerenin kabul edilmesi sürecinde gereken vakti kazanmak istiyorlar.

Görünen o ki, ikinci tezkere kabul edilecek ve Türkiye 80 yıllık barış dönemi sonunda savaşla yüz yüze gelecek.

Barış yanlılarının öne sürülen gerekçelere bakarak inançlarından sapmamaları, karşılaşacakları ekonomik zorlukları düşünerek yılmamaları gerekir.

Bir kez daha tekrarlayalım.

"Barış yanlısıyım, barışı istiyorum" diyen tüm insanlar da aynı sorumluluk içerisinde barışın gerektirdiği sıkıntıları karşılamağa hazır olmalıdırlar. Sokaklarda "Barış istiyorum" diye yürümek, "No War" afişleri taşımak barışı getirmek için yeterli değildir.

Bilinmelidir ki, Barış her çağda ve her koşulda savaştan daha zahmetli ve sorumluluk isteyen bir olgudur.

Ve de ekleyelim: Son tahlilde Barış her insana mutluluk getirir. Savaş ise ancak savaştan çıkarı olan bir zümreyi mutlu eder.



 

 

 
sayfa başına dön