Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


IRAK SAVAŞI VE TARIM

Abdullah AYSU


IRAK SAVAŞI VE TARIM

Abdullah AYSU

 

Savaş öncesi ABD ile Türkiye arasındaki görüşmelerde insan, hayvan ve doğa hesaba girdimi, doğrusu merak ediyorum.

 Görüşüldüyse ; sakat kalacak insanların, dul kalacak, tecavüze uğrayacak kadınların, ölecek olan insanların, bozulacak  ekolojik dengenin, yok olacak doğanın kısacası; yaşanacak her türlü acının bedeli hangi kriterlere göre belirlendi acaba?

 Birde topraklarımızın, sularımızın, hayvanlarımızın ve kısaca tarımımızın uğrayacağı onarılamaz zararlar da görüşüldü mü? Yoksa; Türkiye tarımı her iki tarafında umurunda bile değil miydi? 

 Bu savaşın tarımsal alanlarda yaratacağı zararlar neler olabilir, bir kısmına bakalım.

 Irak Savaşı ile, Türkiye’ye göç etmek durumunda kalacak Iraklıların yanlarında getirecekleri hayvanlarla tedavisi mümkün olmayan hastalıkları da beraberlerinde taşıyabilirler.

Uzmanlar BSE (deli dana hastalığı), Şap, Şarbon, Carmenolla gibi insanlarda ve hayvanlarda ölümlere neden olabilen hastalıkların tehlikesine işaret ediyorlar. Bu hastalıkların kontrol ve tedavisinin de Irak’ta yapılamadığı zaten biliniyor. Kaldı ki, 2001 yılı Kurban bayramında Suudi Arabistan’da kesilen etlerin, deli dana hastalığı ihtimali nedeniyle Türkiye’ye getirilmesi yasaklanmıştı.

Sözü edilen hastalıkların hepsi, bir virüs etmeni ile oluşuyor ve bu nedenle hem bulaşıcı hem de hücrelere ilaç giremediği için tedavisi imkansız hastalıklar. Tek korunma yöntemi ise aşı ve aşının da hastalık görülmeden önce hayvanlara uygulanması gerekiyor. Bu aşılar Irak’ da üretilmiyor. Sadece Avrupa’dan ithal edilebilirler, o da ambargo nedeniyle mümkün olmuyor. Yani, uygulanan ambargo nedeniyle, Irak halkı hayvanlarda ve insanlarda ölüme neden olan bu hastalıklarla mücadele edemiyor. Hastalık tehlikesi olan hayvanların sınırdan geçişine izin verilmesi ise can çekişmekte olan Türkiye hayvancılığına yeni bir darbe daha indirmek  olacaktır.

Bizde IMF güdümlü politikalar sonrası EBK’ ları kapatıldı. Bu kurumların kapatılmasıyla kontrolsüz ve denetimsiz hayvan kesiminin çok yükseldiği bilinmektedir. İnsan sağlığı bu nedenle zaten risk altındadır. Bir de Irak’tan gelecek hayvanların kontrolü ve denetimi hem çok güç hem de yapılamayacağından, insan ve hayvan sağlığı iki kere risk altına bırakılmış olunacaktır. Hükümetlerin yine dış güdümlü politikalar gereği sağlığa yeterli bütçe ayırmadığını düşündüğümüzde, olası bu sorunlar nedeniyle önlem alınmaması halinde savaşa katılmayan yurttaşlarımızın da esenlikleri tehlikeye atılmış olunacaktır.

Ülkemiz için stratejik ürün olan buğday stokumuz Toprak Mahsuller Ofisi’nde (TMO) yeterli oranda  yoktur. Türkiye’de uygulanan destekleme alımları kısıtlandığı için -neredeyse kaldırıldı- 2002 yılında TMO toplam 867 bin ton buğday alımı yaptı. Ülke tüketimi ise yaklaşık 13-14 milyon tondur. Türkiye’de üretilen buğdayın tamamı da iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki stokçu tüccarların depolarındadır. Savaş nedeniyle bu stokçuların haksız kazancı ve tüketicilerin de, bu spekülatif fiyatlar karşısında durumu nasıl korunacaktır?

Çiftçilere üretim yapabilmeleri için düşünülen DGD’ler ekim mevsiminde ödenmedi, şimdi de ödenmeyeceği telafuz edilmektedir. Arazilerin çoğu ekim parası bulamadığı için çiftçiler tarafından zorunlu olarak boş  bırakıldı. Ekim yapabilenler de savaş ortamında üretim girdilerinde olabilecek fahiş fiyatlar nedeniyle -ilaç, gübre, mazot- kullanamamaları durumunda önümüzdeki sezon üretimimiz çok düşebilecektir. Açığımızı nasıl kapatacağız? Çiftçilerin zararları nasıl karşılanacak? Çiftçi bir daha üretebilecek işletme sermayesini nasıl bulacak? Savaşı bahane ederek DGD ödemeleri kaldırılacak mı?

Bu soruların cevabı: Açığımızı ithalat yoluyla kapatacağız. Çiftçilerin zararı karşılanamayacak; Çiftçi bir daha üretebilecek işletme sermayesi bulamayacak. Çünkü, Tarım Kredi Kooperatiflerine  ve Ziraat Bankası’na olan geçmiş borçları hala belirsizliğini koruyor, her gün faiz işlemeye devam ediyor.  Ama, çiftçilerin devletten alacaklarına hiç faiz işletilmiyor, örneğin;  alacakları olan DGD’ lere, hala alamadıkları şekerpancarı paralarına devlet tarafından faiz işletilmiyor. Üstelik, çiftçilerin devletten alacaklarını tahsil edemedikleri için alacakları enflasyon karşısında her gün biraz daha eriyor.

Bu güne kadar tarımda uygulanan dış güdümlü politikalar savaşsız bir ortamda bile Türkiye tarımını tahrip ettiğini hatta daha da ilerisi tasfiyeye doğru götürdüğünü hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz.

Bu savaşı eğer  taraflardan ABD veya  -olmaz ya- Irak kazanırsa ya da kim kazanırsa kazansın  kaybeden bu günden belli. Kaybeden Türkiye tarım sektörü olacaktır. Türkiye tarım sektöründe onarılamaz yaralar açılacaktır. Irak halkı belki ülkesini savunmak için onurlu bir savaş vererek yenilecek ama Türkiye kendisini ilgilendirmeyen bir savaşta tanksız, topsuz, füzesiz Irak savaşı atmosferinde ekonomik olarak işgal edilmek suretiyle yenilecektir.

 

 
sayfa başına dön