|
|
Yalan... yalan... ..
Can DÜNDAR
Kurban Bayramı’nı iple çeken bir kurbanlık koyun saflığıyla
bekliyorlar ABD’nin zafer haberini...
Yandaki koyunun ardından bütün sürünün boğazlanacağını
göremeden...
Celladına aşık bir kuzu çaresizliğiyle...
İşte o yüzden gözbağcılık kol geziyor ortalıkta...
Televizyon seyrederken bilinçaltımdan kırmızı bir bant akıyor:
"Yalan... yalan... yalan... yalan!.."
***
Apaçi helikopterinin öldürücü üstünlüğüne övgüler düzen
nekrofil bir grafik animasyon geliyor ekrana...
Sonra da çakaralmaz piştovuyla tek atışta onu avlamış 80’lik
bir Irak köylüsü...
Türkiye’nin kuruluş tarihinden iyi hatırladığı, "yurdunu
savunma refleksi" bu... nefis müdafaası...
Hani sınırdan girdiği gün Amerikan askerinin postalına
kapanacaktı Irak halkı?
Hani iki gün içinde Şiiler düşmana katılacak, Kürtler arkadan
vuracak, Saddam’ın muhafızları teslim olacaktı?
Hani kitle imha silahları vardı Irak’ın?
Hani sivillere, çocuklara dokunulmayacaktı?
Bağdat’ın pazar yerini bombalasın diye mi izin verdik B -
52’lerin geçişine?
***
Arsız yalanlar bunlar!
Bilincimizin kollarını bağlayan deli gömlekleri...
ABD’nin derdi insan hakları olsa, daha geçenlerde İsrail’de
vahşi bir dozerin ezip kafatasını parçaladığı kendi yurttaşına sahip
çıkmaz mıydı?
Batı’nın amacı Iraklıyı Saddam’dan kurtarmak olsa, zamanında
Bağdat’ı silaha boğar mıydı?
Denize düştük diye yalana, yılana sarılmanın alemi yok.
Dirayetle, yüzmeyi öğrenmemiz gereken günlerdeyiz.
Yüzyılın en haksız savaşında tarih, en pahalı dersini veriyor.
Dostu düşmandan ayırıyor. Düşürüyor maskeleri... Devleri
cüceleştiriyor.
***
Demirel, Öcalan’ı ABD’nin teslim ettiğini açıkladı.
Hani "terörist başı"nı Türk istihbaratı yakalamıştı?
Erdoğan’ın "Irak’a girmek için kimseden izin almayız" dediği
gün ABD, Türk ordusuna girme izni vermediğini bildirdi.
Hani tam bağımsızlık şiarımızdı?
Nerede her fırsatta "bağımsızlık" diye, "sulh" diye, "mazlum
milletler" diye Anıtkabir’e koşuşan Atatürkçüler?..
"Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman" anlı şanlı
milliyetçiler, şimdi nasıl oldu da şiddet tanrısının paçasında
"Küstü Amerika, yandı dolarlar" diye ağlaşan birer Bushperest’e
dönüştüler?
Muhalefetteyken her cuma çıkışı yıldızlı bayrak yakıp yeşil
sancak açarak "Allahuekber" nidalarıyla yürüyenler...
"...hele sizler... hele sizler!.."
***
Öyle yaman bir haysiyet testinden geçiyoruz ki her ferdin, her
kurumun, her inancın baştan sorgulanacağı bir devir çıkacaktır
savaşın kanlı enkazı altından...
Evet, "birlik zamanı, zaman"...
Öyle "milli" filan bir birlik değil bu; zalime karşı mazlumun,
saldırganlığa karşı hukukun, teslimiyetçiliğe karşı direnişin,
vicdansızlığa karşı merhametin, ölüme karşı hayatın yanında saf
tutanların (dinine, fikrine milliyetine bakmaksızın) birlik olma
zamanı...
Tarihi bir kavşak noktasında, yeni ve büyük ittifakların
eşiğindeyiz.
Şimdi "öldürmeyeceksin" diyen mukaddes kitaplardan başlayarak
en temel kaynakları sarsmanın, en bildik ideolojilerle
hesaplaşmanın, insanlık adına bildiğimiz, biriktirdiğimiz ne varsa
ortaya koymanın vaktidir.
***
Ama o hesap zamanına dek mütemadiyen çalmalı sirenler...
ABD çuvalladıkça havucu sallamaya, parayı koklatmaya başladı.
Asıl tezkere geliyor demektir bu...
Barışın ordusu daha güçlü haykırmaya hazır olmalı.
|
|
|