Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

 

                                                                                        a  p  a  ç  ı  k

Sol Akıl

 Erol  Toy 

Savaşın üçüncü haftası.

Galiba Irak ikinci Vietnam olma yolunda.

Bütün yıkım... Kıyım ve kırıma karşın Iraklı savaşı kabûllendi.

Kan tacirlerine müjdeler olsun !..

Dehşetin gücü yitti. Gerçek ortaya çıktı.

Meğer Anglo-Amerikan kanı da kırmızıymış.

Ve akıtıldığında çölü, tıpkı Iraklılarınki gibi boyuyormuş.

Bilmem dikkat ettiniz mi ?

Kâdir-i mutlak efendilerinin ol dediği olacak... Öl dediği ölecek inancıyla başlayan 24 saat... Pardon 24 kısım tekmili birden dehşet filmi oynatan medyamızı, kan tuttu. Kaç gündür cephe haberleri, ekranaltı bandlarında yalnız gözü keskinlere sunuluyor.

Bunun bir nedeni yüce efendilerin kuma saplanması... Bir diğeri Iraklı’nın direnci... Bir başkası Hükümetin gölge oyununa girişmesi ise, biri de uyandırılan dehşet fantezisiyle gerçeğin uyuşmamasından kaynaklanan “reyting” düşüklüğü olsa gerek.

Artık kanıksama mı ?

Yurdunu savunanın eninde sonunda yeneceğine güven mi ?

Herkes meşrep ve mezhebine göre değerlendirebilir.

Ben bir başka noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

“Savaş Karşıtı” eylemlerin neden tavsadığını düşündünüz mü ?

Özellikle de Peşmergelerin Anglo-Amerikan askerleriyle omuz omuza ilerlemesiyle, kitlelerin bölündüğünü... Bir tutam İP’li... Bir tutam ÖDP’li... Bir tutam KP’li... Bir tutam STK üyesinin ayrı ayrı yerlerde, ayrı ayrı eylem koyduğunu... Hemen hepsinin de, çoğun yayınlanmayacak birer basın bildirisi okuduktan sonra sessizce ya dağıldığını... Ya dağıtıldığını... Ya da ertesi gün salıverilmek üzere gözaltına toplandığını izliyor musunuz ?

Bunda solun parçalanmışlığının etkisi çok açık ve büyük.

Acaba Kürtçülüğün Irak’taki işbirliği yüzünden yurtseverlikle pek bağdaşmamasının rolü de olamaz mı ?

Çünkü gerçekçilik Kürt solcusu kardeşlerimizin halâ en büyük demokratik kitle örgütü oluşturduğunu gösteriyor.

Onların o işbirliğine geçerli gerekçe bulamaması yüzünden çekingenlikleri kadar... Ötekilerin mümkün olduğunca uzak durmaya çalışmasından da kaynaklanan bir güç zâfiyeti meydana gelemez mi ?

Yoğun yıkım,kıyım ve kırımın böylesine göz önünde... Medyayı propaganda aracı saysa da, iletişim ödevinin evlerin içine taşındığı bir dönemde, kitleselliğin köhnemesi mutlaka irdelenmeli.

Eğer bu durum sondaki “t”yi atarak “karşıt”lıktan “karşı”lığa geçiş... Yâni direnen yoksul, yoksun ama, yurtsever Iraklının yanında savaşma hazırlığı değilse, sol safların bir kez daha ve çok derinden ayrıştığını kanıtlamaz mı ?

Öyleyse, horozumuzu yine erken öttürebiliriz.

Sınıf anlamında solumuz da... Kürtçü bağlamında solumuz da, külâhını önüne koyarak uzun uzun düşünmeye koşulu.

Irak’ı parçalayıp yutma iştahındaki emperyalizmle, işbirlikçileri parçalanmış Türkiye solunu yalamadan yutar.

Hem de tam bir yıl sonra... Nisan 2004’ün ikinci pazarında lök gibi gündemimize oturacak yerel seçimlerde... Bunca yılın oluşturup kitlelere benimsettiği sol söylemleri, sağ partilerin ağzına sokuşturarak demokratik seçimlerle midesine indirir.

Devletin vakti de, adamı da çok.

Ve AKP’nin şu dört ayda kanıtladığına göre, yeterli oyu alıp ona hükmetmedikçe, hakkın da, gücün de hiçbir anlamı yok !..

Ettiğinde de yok demeyin.

Yapabileceğini yapmakta ya, siz ona bakın.

Oysa sol... Özellikle de Kürt solu, söylemine bağımlı biçimde açığı... Açtıkça kapatılan partilerle... Türk solu sınıf-ırk çelişkisine eklenen bağımsızlık-işbirlikçilik görünümü ile uğraşırken 2003 yılı da, 2004’ün ilk üç ayı da geçip gidecek.

Yumurta kapıya geldiğinde bulunan folluklardaki yumurtaların tamamının cılkı dört ay önce çıktı.

Yerelde güçlenmeden toplumsal güvenin sağlanmadığı ortada.

Güçlenmenin yolu da tek.

Birleşme...

Hem de öyle pazarlıklı, kontenjanlı falan değil.

Doğrudan... İvazsız tavizsiz bir sol birlik.

İki merkez partili Meclis’le toplumsal kanatların oluştuğu... Merkez solla sağın, liberalinden kompradoruna... Irkçısından dincisine bütün dallarının ya toplu, ya tek başına iktidar olduğu Türkiye’nin güncelini de... Koşullarıyla olanaklarını da herkes... Herkesten çok da, solun gerçek kaynaklarından su içmiş olanlar benden iyi bilir.

Sözüm sol partilere...

Başta, kapatılırsa DEHAP’ın yenisini kurma hazırlığındakilere..

Türkiyenin tarihseliyle güncelinin sosyalist sola açtığı ufku... 2004 yerel seçimlerinin sağlayacağı güven tabanını bir iyice düşünün.

Ve şu soruyu bir defada yanıtlayın.

Toplumun karşısına, TİP’ten sonra ikinci kez bir arada, birlikte çıkmaya var mısınız ?

Varsanız sol akıl, başa geldi demektir.

Bakın görün gerisi kendiliğinden nasıl gelir.

 

 
sayfa başına dön