Sayın Prof.Dr. Mümtaz Soysal, tanıyan her kes gibi,benim de saydığım,sevdiğim bir bilim adamıdır.Dünyada olup bitenlerle ilgilidir,yalnızca bilim adamı da değildir,aynı zamanda eylem adamıdır da.Yurt severliğinden kimse şüphe edemez.Bu gün gazetelerde demecini okudum.Ormanların ve madenlerin satılması için Anayasa değişikliği yapılmasına karşı çıkıyor.AKP iktidarını suçluyor.Tıpkı sayın Soysal gibi kimi yurtsever yazarlarımız da karşı çıkıyor ve AKP iktidarını suçluyorlar.
Ormanların ve madenlerin satılığa çıkarılması kötü bir şey
.Elbette karşı çıkılmalı
.Benim konunun üzerinde durmamın nedeni ZAMAN.
Yani iş işten geçtikten sonra ve yanlış feryat etmek.
Sanki bu işe kalkışmak AKP iktidarının aklına gelmiş de yapmaya yeltenmiş gibi.
Oysa,sermayenin KÜRESEL saldırısı diye bir şey var.Hani şu Küreselleşme diye yutturulan.
O küreselleşmenin bir ucu Amerikanın Irak’ı İşgali ise diğer ucu da Türkiye’de ormanların,madenlerin limanların yağmalanmasıdır.Gerisi de var:Eğitimin ,sağlığın özelleştirilmesi gibi,ve daha niceleri...
Küreselleşmenin dayattığı kendine özgü yasaları var.Hem de yıllardır süren dayatmalar bunlar.Bu dayatmalar nedeniyle Türkiye’de 12 martlar,12 eylüller oldu..Yargılı yargısız infazlar bunun için yapıldı .Cezaevleri,işsizlik,yıldırma, Özal,24 ocak kararları hepsi,hepsi bunun içindi.
Geçen hafta İNADİNA’ sayfalarında yer alan "GATS Hakkında Kısa Bilgi Notu" adlı yazıda:
T.C. Hükümetleri her zaman olduğu gibi 59. Hükümette Irak’a yapılan saldırının arkasına sığınarak tüm emekçilerin ve toplumunun yaşamında büyük olumsuzluklar yaratacak GATS-Hizmet Ticareti Genel Anlaşmasının imzalandığı 1994 yılındaki talep ve taahhütlerine yenilerini ekleyerek oluşturduğu listesini 31.03.2003 (bugün) tarihinde Dünya Ticaret Örgütüne teslim edecektir. DTÖ’de 2000 yılı başından bu yana yürütülen GATS Anlaşmasının genişletilmesi müzakerelerinde en önemli konular gizli toplantılarda görüşülmüş ve müzakerelere Türkiye adına T.C.Hazine Müsteşarlığı katılmıştır.
bilgisi vardı .
Yani,ormanların,madenlerin,limanların satışa çıkartılması yeni iktidarın marifeti değil,ta 1944 Breton woods anlaşmasından beri hele,hele 1994 Dünya Ticaret Örgütünün kurulmasından beri gelen bela.
Türkiye’yi kapitalizme entegre etme çabalarında İsmet Paşa hükümetinden Tayyip hükümetine kadar tüm hükümetlerin .kiminin az,kiminin çok,ama hepsinin payı vardır.
1994’de,Dünya Ticaret Örgütü’nün kuruluşuyla ortaya çıkan,daha doğrusu hız kazanan,küreselleşme,ne bizim post modern ikinci Cumhuriyetçilerimizin sandığı-ya da yutturmaya kalkıştıkları-gibi uygarlığın yayılmasıdır ne de sosyalistlerimizin dangalak kesiminin sandığı gibi enternasyonaldir,Küreselleşme tüm dünyayı,altındaki üstündeki zenginlikleri ve milyarlarca insanı ile birlikte G-8’lere altın bir tepsi içinde sunmaktır.
O nedenle de olmuş bitmiş,kararının altına çoktan imzası atılmış olan tek,tek olaylara karşı çıkmak değil,Küreselleşmeye toptan karşı çıkmak gereklidir.
Küreselleşmenin bir tek panzehiri vardır:
O da SOSYALİZM dir.