|
a p a ç ı k
Bölgesinde Kim Büyükmüş
?
Erol Toy
Sözüm söz.
Türkiye halâ
bölgesinde büyük.
Evet, görünümde
peşmergeler Musul ve Kerkük’te cirit atıyor.
ABD Kongresi,
ağzımıza uslu durma karşılığı 8.5 milyar dolar krediye çevrilebilir
1 milyarlık sadaka havucu tutuyor.
Ama aynı ABD,
Dışişleri sekreterinin eline komşumuz İran’la Suriye’ye, “Irak’tan
ders alın,” kamçısını veriyor... Savunma sekreteri, büyük komşumuz
Rusya ile büyük efendilerimiz Frank-Almanya’ya Irak’ın borçlarını
silin der demez, Petersburg’a koşan üçlü ; “ Emrin olur”u
bastırıyor.
Evet, her an,
herşeyin değişebileceği sıcak çatışma ortamında bahtı kara memuruna
pek bir kabadayı hükümetimiz beceriksiz... Kahraman Genelkurmayımız
pısırık görünüyor.
Ama unuttuğumuz çok
şey var.
Şu ana kadar TSK
tek kurşun atmadı...
Ve henüz tek
Mehmetçiğin tırnağı çizilmedi.
Tersine muzaffer
Anglo-Amerikan saltanatına ; “Onları ordan derhal çıkar. Yoksa
çıkarırım” der demez;“Çıkarıyoruz... Çıkıyoruz...” telâşı kör
dilencice görüldü... Sağır Sultanca duyuldu...
Mu ?
Savsıyor...
Aldatıyor... Kandırıyor...
Eyvallah !..
Bellekler
taptazedir.
Bir ay önce Anglo-Amerika
Saddam’a ; “Çık git !..” Dediğinde kaygısız, telâşsız aldığı yanıt ;
“Gitmiyorum,” olmuştu değil mi ?
Ama gitti !.. Hem
de çok fena gitti !..
Tamam.
Nasıl ve ne
pahasına ?
Bu da tamam mı ?
Şimdi gelelim
büyüklüğün miyârına.
Sözüm, kucak
düşkünleriyle kudretperestlere...
Erk... Yâni kudret
ya da iktidar, hükmünü geçirmektir...
Güç... Yâni kuvvet,
hükmün... Yâni sözün geçmemesi üzerine başvurulacak vâsıta.
İtirazınız var mı ?
Yoksa sürdürelim.
Ama lütfen;
Hükmünü, onun yanında... Bunun kolunda... Şunun koynunda geçirmenin
kıymet-i harbiyesi yoktur, gerçeğini diri tutarak.
Çünkü geçen hüküm,
yanında, kolunda, ağuşunda olunanındır.
Ve sonuçta ödülü,
bağışı, hatta bedeli ne olursa olsun öylesi kişi ya da devletin
yardakçı, goygoycu, uşak ya da lejyondan başka bir anlamı da değeri
de olamaz.
Örneğimiz yine Irak
Savaşı. Ve şu anda görünen köy.
Anglo-Amerikan
işgalinde, İngilizlerin konumu ve durumu.
Irak’ın onda
dokuzunda ABD’nin hükmü geçerli.
Stratejik ortak
İngiltere, sadece Basra’da... Belki onda birinde bile değil, önüne
atılan kemiği yalamaya mahkûm.
Ama kemik yağlı,
diyene helâl olsun !..
Konumuz köpeklik
değil, büyüklük.
Ve ben, doğru doğru
dosdoğru yanıt isterim.
Stratejik ortaklık,
kollektiflik yâni eşitlik mi ? Komanditelik yâni emek karşılığı
yağlı kemik mi ?
Hükmünü geçirebilme
ise hükmü geçen kim ?
Sen el şölenini
bırak da, kendi hâl-i pürmelâline bak, buyuranın ağzı da başı da
dertten ırak olsun !..
Bakalım !..
Delindi...
Yarıldı... Örselendi falan...
Ama, Türkiye
halkının yarıdan çok fazlasının istencine uyarak bütün baskı,
tehdit, ödül ve ücrete (Pek çok iş ve düşadamımızla yalaklarının
dövünmekten dizini de, yüzünü de morarttığı 24 milyar krediye
çevrilebilir, 6.5 milyar dolarlık hibeyi unutmayın.) karşın kendi
istenciyle girmedi.
Kanıtım, TBMM’nin 1
Mart 2003 kararı.
Şimdi köle
ruhlularla, para goygoycularının varvarası ne ?
Madem çorbada tuzun
yok... Sofrada kaşığın olamaz, figanı mı?
Türkiye daha
başında komşuda pişer, bana da düşer mi demiş ?
Yoo !..
Bir avuç haramzade
dışında halkı, hükümeti, devletiyle ; “Bu savaş olmasın... Çocuklar
ölmesin,” diye hop oturmuş, hop kalkmış.
Dediği, hiçbir
kuşkuya ipucu vermeyecek kadar açık ve kesin.
Kürt devleti
olmaz... Türkmen kıyım ve kırımı “savaş nedeni.”
Başında hükmü bu...
Şimdi değişti mi ?
Yoo !..
Ama, muzaffer
Amerika göz yumuyor... Yardakçı İngiliz destek veriyor... Uşak
Kürtler Kerkük’le Musul’u yağmalamakta !..
İyi de, Türkiye’nin
“casus belli”si... Yâni hükmü geçersiz olsa... Kişi... Kitle...
Toplum, kendi mal ya da mülkünü yağmalar mı ?
Bankasını soyanlar
bile bunu, el konulacağı haberiyle yaptılar.
Hadi Kürtler,
egemenliği el bağışından umacak kadar ahmak !..
Efendiliği için güç
kullanmak zorunda kalan göz yumar mı ?
Canım Bağdat’ı da
Arap yağmalıyor.
Yağmaladığı neresi
? Saraylar kamu binaları...
Besbelli onun
değilmiş. Bağdatlınınkine el uzattığında n’oldu ?
Gördük.
Savaşın anlık
kaygı, telâş ve coşkusu içinde pek görünmüyor.
Ama şu an bile
Türkiye, “derhal çıksınlar,” der demez ABD, “çıkarıyoruz...”
Kürtler,“çıkıyoruz,”telâşına kapıldı mı, kapılmadı mı?
Bunun hem Anglo-Amerika...
Hem yardakçıları için anlamı ne ?
Türkiye hükmünü
geçirmek için kuvvet göstermek zorunda kalır... TSK kurşun atmaya
başlarsa, Körfez’e... Belki daha da ötesine kadar önünde hiçbir
gücün duramayacağından emin olmak...
Olamaz mı ?
Lütfen, içinizin
içini bir yoklayın.
Ne diyor ?
|