|
"Tarım
Ülkesi" Türkiye'de Ekmek Çilesi!
Abdullah
AYSU
12 Eylül askeri
darbesinden sonra, "Özal Ekonomisi"nin uygulandığı 1980'li
yıllardan 1990'lı yıllara gelindiğinde, Türkiye'nin dış ödemeler
dengesi bozuldu. Yaşanan döviz darboğazından çıkma yolu,
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) programlarında aranır oldu. Bu
amaçla Türkiye 17 kez IMF'e başvurdu ve her başvuru için ayrı
niyet mektupları verildi.
Türkiye, 1998
yılında hiçbir kredi talebi olmadığı halde IMF ile "yakın izleme
anlaşması" imzalayarak, ekonomisini IMF' e teslim etti.
Ardından
Aralık 1999'da Stand-by anlaşması yapıldı. Gerek IMF ile
yapılan anlaşmalar gerekse Ticaret ve Tarifeler Genel Anlaşması (GATT)
anlaşmalarından doğan yükümlülüklerle Türkiye, özellikle tarım
sektörünün önünü tıkayacak, tarımsal üretimi düşürüp, ithalatın
artmasına neden olacak bazı taahhütlerin altına imza attı.
Bu taahhütler
bilindiği gibi;
* Tarımsal
desteklemelerin
kaldırılması,
* Tarımsal girdi
sübvansiyonun düşürülmesi,
*Taban fiyat
uygulamalarının ve alım garantilerinin kaldırılması
* Tarımsal kredi
faizlerinin yükseltilmesi,
* Tarımsal KİT'lerin,
TSKB'nin, T.C. Ziraat Bankası'nın özelleştirilmesi gibi
uygulamalardır.
Azgelişmiş
ülkeler daha çok buğday tüketiyor...
Toprak
Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) özelleştirilmesi de verilen taahhütler
arasında yer almaktadır. Bu günkü uygulamalar verilen sözlerin
gereğidir. TMO'nun özelleştirilmesine daha başlamadan özelleştirme
doğrultusunda atılan ufak adımlar bile ülkemiz üretici ve
tüketicilerinin dengelerini alt üst etmeye yetti de arttı!
Buğday tüketimi
açısından bakıldığında; gelişmiş ülkeler az, azgelişmiş ülkeler ise
daha fazla tüketmekte. Bunun bir anlamı da, az gelişmiş ülkelerin
başta buğday olmak üzere hububatta, gelişmiş ülkeler için iyi birer
pazar olmalarıdır.
IMF ve
Hükümetlerin Politikaları Üretimi Değil İthalatı teşvik ediyor!...
* Hükümetlerce
maliyetin altında
açıklanan taban
fiyatları belirlemesi etkili olmuş, 1999'da buğday fiyatlarına yüzde
28.6, 2000 yılında yüzde 27.5 artış uygulanırken ve girdi
fiyatlarındaki artışlar gübrede, 1999 yılında yüzde 39.2, 2000
yılında yüzde 73.8; mazotta, 1999 yılında yüzde 84.7, 2000 yılında
yüzde 94.9'a yükseltilmiştir.
* Tarımsal
kredi faizleri
yüzde
100-120'lere çıkarılmıştır.
* TMO piyasayı
dengeleyebilecek
oranda alım yapmamıştır. Daha önceki yıllarda ülke buğday üretiminin
yarısına yakınını alarak, piyasalarda denge sağlayan TMO, 2001
yılında 2,5 milyon ton, 2002 yılında ise, sadece 800 bin ton
civarında buğday alımı yapmıştır.
Buğdayda oynan
bu oyunlar, üretimi değil, ithalatı arttırmıştır.
Hükümetler ve IMF Politikaları Ülkemizi, Buğdayda Kendine
Yeterlilikten Çıkartmıştır!...
Türkiye tarımsal üretiminde başta gelen ürünlerden olan buğdayda,
uygulanan IMF ile Hükümetlerin ortak politikaları sonucu; ülkemiz
kendine yeterlilikten hızla uzaklaşmıştır. Özellikle 1994 yılından
sonra buğday ithalatında önemli artışlar meydana gelmiştir.
Yıllar
itibariyle Türkiye buğday dış ticareti incelendiğinde de, ithalatta
görülen artışlar Türkiye'nin yavaş yavaş gelişmiş ülkelerin buğday
pazarı olduğunu göstermektedir.
Şöyle ki;
1994 yılında 495 bin 906 ton olan buğday ithalatı,
1995 yılında 1 milyon 253 bin 331 tona, 1996 yılında da 2 milyon
214 bin 876 tona çıkmıştır.
IMF ve
Hükümetlerin Politikaları Yüzünden Çiftçiler İcralık...
TMO yeterli
hububat alımı yapmayınca, ucuz fiyata yoksul köylünün ürünlerini
toplayan üç-beş büyük tüccar ve sanayici de yaptıkları buğday
stokları ile buğday, un ve ekmek fiyatları üzerinde istedikleri gibi
oynamaktadırlar.
IMF
politikalarının uygulanması sonucunda buğday ithal etmek zorunda
kalan hükümetler; basiretsiz yönetimleri nedeniyle, kendi
çiftçilerinden esirgediği fiyatı yabancı ülke çiftçilerine ve üç-beş
spekülatör yerli tüccar ile sanayiciye verilmesinde aracı
olmuşlardır.
Bu politikalar
sonrasında orta ve küçük toprak sahibi köylü ile ortakçılık ve
kiracılık yapan bir bölüm köylü üretimden caymıştır. Caymayıp
üretime devam edenlerin önemli bir bölümü de Tarım Kredi
Kooperatifleri'ne (TKK) olan borçlarını 2001/2002 üretim yılı
ürünleri ile karşılayamadıklarından bu yıl ekebilecek durumda
değildirler.
Hükümet ve IMF
Politikaları Buğday Üreticisini de Ekmek Tüketicisini de Vuruyor!...
TMO'nun piyasayı
dengelemek için yeterli ürün almaması sonucunda üretici de tüketici
de, tüccar ve sanayicinin eline düşmüştür. Tarımda uygulamaya
konulan IMF güdümlü politikaların sonucu budur.
Buğday üreticisi
çaresizdir. Eli böğründe kalmıştır. Ekmek tüketicisi halk da
yükselen ekmek fiyatları karşısında şaşkındır. Halk; ekmek
kuyruklarında çile doldurmaktadırlar. Oysa ki; uzmanlar iki yıl
öncesinde bu ekonomi politikaların ekmek fiyatını yükselteceğini,
halkın en temel, ülkenin en stratejik ürünü buğday ile böyle
oynanmaması gerektiğine dikkat çekmişlerdi.
Hükümet ve IMF
politikaları Gelişmiş Ülke Çiftçilerine Yarıyor!...
Toprak Mahsuller
Ofisi IMF ve Hükümetlerin politikaları nedeniyle Türkiye buğday
üreticisinin buğdaylarını almıyor. Uluslararası şirketlerden buğday
ithal ediyor. IMF ve Hükümet kanalıyla kendi çiftçisinin,
üreticisinin buğdayı aldırılmayan Ofis; yabancı ülkelerin
çiftçilerinin ürettiği, yine yabancı büyük tarım ve gıda
şirketlerinin pazarladığı buğdayları satın alıyor. Ofis; 24 Mart 30
Nisan arasında teslim almak kaydıyla dışarıdan 250 bin ton buğday
almak üzere anlaşma yaptı. Hatırlanacağı üzere daha önce Ofis’ in
dışarıdan aldığı 150 bin ton buğday da hastalıklı çıkmıştı.
|